Yaşam ve Ölümle Hesaplaşmak

Murat Kavak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 67 makalesi bulunuyor.

 

Bazı kitapları tekrar tekrar okumak,çok sevdiğiniz bir filmi tekrar tekrar izlemek gibidir.

Satırlar,kelimeler,sayfalar aynıdır ancak her okuyuşta,insanda farklı bir tat bırakır.

Yeryüzüne Dayanabilmek İçin isimli Tezer Özlü’nün yazılarından derlenmiş kitapta bunlardan biri.

Kitabın ilk makalesinin adı,kitabın ismi kadar çarpıcı,yazarın yaşama baktığı pencere her halde bir başlıkta bu kadar iyi anlatılamazdı.Kitap “Yaşamla ve Ölümle Hesaplaşmak İçin Yazıyorum” başlıklı bir yazı ile başlıyor.

Yaşam ve ölümle hesaplaşmak…

Boşluğa savrulan güzel bir söz gibi durabilir ilk okunduğunda.Ne demek yaşam ve ölümle hesaplaşmak,bunu kim yapabilmiş ki!

Oysa, yaşam ve ölümle hesaplaşmak lazımdır.İnsanın özgür olduğunu bas bas bağıran bazı filozoflar,şairler de biliyor; insanın kendisinin seçmediği bir hayata gelip, ölüme mahkum olduğunu.

Daha da beteri,insanı bu dünyaya bağlayan, sevdiği insanların ölümlerine şahit olmak zorunda olduğu,medeni olarak adlandırılsa da aslında, vahşi bir duygusuzlukla çevrelenmiş bir hayata katlanmaya mecbur edildiğini.

Üstelik,insanda tüm olan biteni gözlemleyip anlayabileceği bir bilinçte var.Zaman zaman hayatın vurduğu darbelerle iki büklüm olan insanların:”Keşke deli olsaydım, bunların hiç birisine üzülmezdim” dedirtebilecek kadar zalim olabileceğini de biliyoruz hayatın

Yemen’de bir şöför mesela:

Yük taşırken,bir bombanın hedefi olmuş,nasıl olduysa hayatta kalmış.Hayatta kalmasını bir şans mı yoksa bir işkencenin devamı mı olarak nitelemek gerekir karar veremedim.Vücüdunun dörtte biri yanmış vaziyette hastane yatağında yanındakilere şöyle diyor:

“Öyle şiddetli bir acı çekiyorum ki bunu sadece Allah bilebilir.Vücudum yandı,bakmam gereken çocuklarım var, ekmek teknem yok oldu”

Bu anlattıklarım ne bir hikaye ne de acıklı bir filmden alıntı.Bu işte hayatın ta kendisi.

Ve tüm bu olanlar,hayatın neşe ve eğlencesine emin olun ki ağır basıyor.

Yani insan yaşamla ve ölümle hesaplaşmayacak mı?

Herşeyi kadere,yazgıya bağlamak nasıl bir kaçıştır?

Başlarına felaketin daniskası gelmeyenler,yaşanan tüm dramları tribünden seyredenler için olan bitene “kader” demek ne kadar kolaydır. O kader dediğiniz ateş boğazlarından geçmemiş,ciğerlerinizi yakmamış ise bu korkunç dramlar,korku filimlerinden tuhaf bir keyif alanlar gibi itiraf edilemeyen bir hazda verebilir insana.

Daha da tuhaf olanı, tüm bunları,insanının insana yapmasıdır.İnsan,esir olduğu aç gözlülükle cehennemi öbür dünyadan adeta bu dünyaya taşımıştır yer yüzünün bir çok köşesinde.Üstelik tüm bunları korkunç bir bencillikle, kendisine sahte,geçici bir cennet yaratabilmek için yaptığı ap açık ortada.
Yeryüzüne dayanabilmek için insanın çok az tutunacak dalı vardır.

İnançlarda onlardan biri.

Hayatın merhametsizliğinden kaçışımız değil midir,merhametli bir tanrıya inancımızın temeli?Cenneti istememizin sebebi bu dünyadaki tümüyle kısıtlanmış yaşamımız olmasın sakın?

Acının,insanı kuşattığı,felaketlerin kol gezdiği yaşamda aslında insanı hayata bağlayan tek şey sevgidir.

İnsana olan sevgiyi,eşyaya olan sevgiyle değiştirenler kendilerini aslında bilmeden yok etmiş,eşyalaştırmış olurlar.Günümüz dünyasında paranın temsil ettiği eşyaya olan sevginin,insana olan sevginin önüne geçmesinin asıl anlamı bu değil midir?

Yaşamı ve ölümü cesurca yazarlar,filozoflar sorgular.

Onlar, yaşamın pek tercih edilmeyen kuytu köşelerinde gezip,yeryüzünde olup bitenlere cesur sorular soran insanlardır.

YAZARIN SON YAZILARI
Notlarımdan - 15 Ekim 2018
Geçmişe Mektup - 12 Ekim 2018
Depresif Seçimler - 23 Haziran 2018
Hayır Diyebilmek - 10 Haziran 2018
Zihinsel Uçurum - 13 Nisan 2018
Özgürlük - 24 Ocak 2018
Yeni Ahlak - 25 Aralık 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ