STRATEJİ OYUNU SATRANÇ

ASIM ÖCAL

Yazarın şu ana kadar yazılmış 47 makalesi bulunuyor.

İyi satranç oynayanlara hep imrenmiştir im. Satranç zor bir oyundur, herkes oynayamaz. Üniversite yıllarında merak sarmıştım ama vasat bir oyuncu olmaktan öteye gidemedim. İyi bir oyuncu 5-10 hamle sonrasını bile hesaplayabilir.

Bilenler bilir, üniversite birinci sınıfı Balıkesir’de okudum. Burada satranç turnuvaları düzenlenirdi. En iyi oyuncularımızdan biride iki gözü görmeyen bir arkadaşımızdı. Elleriyle taşları yoklar ve bize şu taşı şuraya getirin der biz de o şekilde oynamasına yardımcı olurduk. Bazen denemek amacıyla 3-5 hamle önce oynadığı taşın yerini bilerek değiştirirdik. Taşları yokladığında fark eder ve bizi bu taş burada değildi ya da burada bu taş vardı diye ikaz ederdi. Hepimiz hayran kalırdık. Demek ki satranç oynamak için sadece gören göz yetmiyor. Hafıza, akıl, zeka en önemli unsur.

Satranç hayat ile o kadar ilintilidir ki satrançta ilerleme kaydeden bir birey hayat sahnesinde de olayları doğru değerlendirerek karar verme açısından diğerlerinden onlarca adım öndedir. Satrançta basit gibi görünen bir hamle 3-5 hamle sonrasında veya oyun sonunda çok değişik pozisyonlara neden olabilir. Satranç insana resmin bütününü görmeyi öğretir.

Satranç karşılıklı iki takım veya iki oyuncu arasında, satranç tahtası üzerinde, satranç taşları ile oynanan bir strateji oyunudur.

İlk olarak M.S 6.y.y Hindistan topraklarında çıkmıştır. M.S 10.yy gelindiğinde tüm Asya topraklarında, Ortadoğu ve Avrupa da yayılmıştır. Oyunun kuralları ve taş dizilimi zaman içerisinde birçok kez şekil değiştirmiştir. 19.yy gelindiğinde bugünkü halini almıştır.

Başta ordu komutanları bu oyunu benimsediler. Savaşta uygulamayı düşündükleri strateji ve taktiği satranç tahtası üzerinde prova etmekten zevk almaya başladılar ve çözülmesi zor problemler düzenlediler.

İranlı büyük şair Firdevsi ünlü ŞAHNAME adlı eserinde, komşu Hind Hükümdarının İran Şahına kıymetli bir satranç takımı hediye ettiğini ve çözülmesi zor bir satranç problemi sorduğunu, İranlı bilginlerin bu problemi kısa bir sürede başarı ile çözdüklerini överek anlatır.

Yine 1062 yılında yazılmış bir belgede, şövalyelerde 7 erdemden birisi satranç oynamak olarak belirtilir. Diğerleri; ata binmek, yüzmek, ok atmak, kılıç kullanmak, avlanmak, şiir yazmak olarak geçer. Ama işin ilginç tarafı 9 ile 11.yüzyıllar arasında satranç oynamak KİLİSE tarafından uygun bulunmuyordu. Demek ki bağnazlık her zaman her dönemde var. Ha kilisede papaz, ha bizim cüppeli maymun. Hiç farkları yok.

Bağnazlık her zaman satranca karşıdır. Çünkü satranç oynayan insana cennetin tapusunu satamazsın, sıkmayan kefen pazarlayamazsın, bu terliği giyerseniz rüyanızda peygamberi görürsünüz diyerek 130 TL Nal-ı şerif aldıramazsınız.

Satranç anlatalım dedik nerelere geldik…….Allah seni bildiği gibi yapsın sahtekar Ahmet.

 

 

ASIM ÖCAL

14.1.2017

YAZARIN SON YAZILARI
KORKAKSINIZ - 7 Ekim 2017
DOLANDIRICILIĞA DİKKAT - 6 Temmuz 2017
CUMHURİYET YIKILDI - 22 Nisan 2017
BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU - 4 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ