SİZ NASIL ÖLMEK İSTERDİNİZ?

Adıyaman Platform

Yazarın şu ana kadar yazılmış 89 makalesi bulunuyor.

Başkalarının ölümünü düşünmekten ya da seyretmekten, kendi ölümümüzün nasıl olabileceğini ya da nasıl olması gerektiğini düşünmeye zaman bulamayız….

Sahi nasıl ölmek istersiniz?

Hatırlar mısınız?
Kısa bir süre önce yazılı ve görsel medya organlarında tatil için Çeşme’ye giden 70 yaşlarındaki Ülker ve Altan çiftinin kaldıkları otel odasına intihar mektubu bırakarak kayıplara karıştıği haberini okumuştuk.Temizlik görevlilerinin odada buldukları iki zarftan birisinde intihar mektubu ortaya çıkarken, diğer zarftan da otel görevlilerine bıraktıkları 2 bin lira bahşiş bıraktıklarına dair bir inceliğe şahit olmuştuk. Zerafeti ölüme giderken elden bırakmayan kaç insan vardır?

Bıraktıkları intihar mektubunda ise kanser hastası olduklarını ifade eden yaşlı çift, ayrıca çocuklarının da kendileriyle ilgilenmediklerinden dert yakınıyorlardı. Bu satırları yazarken nasıl bir yalnızlık içinde nefes almaya çalıştıklarını sizin hayal gücünüze bırakıyorum.

Yaşlı çift bıraktıkları mektubun devamında, Çeşme’yi çok sevdiklerini, bu nedenle hayatlarına son vermek için Çeşme’yi seçtiklerini de yazmayı unutmamışlar. Şair, insan yaşadığı yere benzer derken haklı fakat unuttuğu bir şey var, insan sevdiği yerde ölmeyi isteyebilecek kadar da iradi bir varlıktır. Çift ayrıca, tüm mal varlıklarını hayır kurumlarına bıraktıklarını ifade ediyor, cesetlerinin de kadavra olarak değerlendirilmesini istiyor. Bu nokta onların ölümlerini evrensel bir boyuta taşımak istediklerinin önemli bir işaretidir.

Sizlere anlatacağım ikinci olay ünlü bir yazarla ilgilidir. Bu yazar, Avrupa’nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve yaşamındaki düş kırıklıkları nedeniyle 22 Şubat 1942’de Rio de Janeiro’da, karısı Lotte ile birlikte intihar ederek hayatlarına son verirler. Bu ölümün psikososyal arka planını merak edenler “Hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmalarının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha varolmayacağı düşüncesi neden olduğu” analizini yaparlar. İsmini zikretmediğim yazar, Stefan Zweig’dır.

Neden bu iki olayı anlattığımı merak edebilirsiniz. Bildiğiniz gibi olaylar sorularımızı kışkırtır. Her iki olayda da bu insanların bir inanç sistemine bağlı olup olmadıklarına dair bir işaret yok. Her iki ölümde mutsuzluğun baş rol oynadığını görüyoruz. Her iki ölüm olayında ölüm karşısında korkusuzluğun ve cesaretin etkili olduğunu görüyoruz. Bu insanlar adeta nasıl ölmeleri gerektiğine karar vererek kendilerini hayattan koparabilmişler.
Sorularıma gelince:
• Mutsuzluk bir ölüm sebebi midir?
• Hangi din ve ideoloji bu vazgeçiş karşısında bu insanların hayattan vazgeçmemeleri yönünde ikna edici olabilir?
• Dinlerin çizdiği Tanrı profili, adeta günahsiz olan bu insanların ölümleri karşısında nasıl bir duruş sergiliyor? ( Bilen yazsın )
• Neden ölüm karşısında hayat hatta gerektiğinde rezilce bir hayat sürmek yüceltilebiliyor?
• Neden iyi insanların bir kısmı hayattan bu kadar kolayca vazgeçebiliyorlar?
• Ölüm konusunda şeçim yapma iradesine sahip olmak ister miydiniz?

•Kendi ölümünüzü tasarlayacak kadar cesur musunuz?
•Ya da siz nasıl ölmek isterdiniz?

Bir ölçüde bu sorulara vereceğiniz cevap ya da cevaplarda nasıl yaşadığınıza dair işaretler taşıyor olabilir. Kolay gelsin….

Mesut Erdemir

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ