SANATÇININ İÇE BAKIŞ SERÜVENİ  II

SANATÇININ İÇE BAKIŞ SERÜVENİ  II

 

Ne olursa olsun, sanat yapmak istiyorsanız sürekli yazmak, düşünmek zorundasınız. Tıpkı beyninize kazınacak düşünceleriniz. Sıralayacağınız sözcükler, göz kapaklarınıza sinecektir. Gözlerinizi kapadığınızda görmeye daha çok başlayacaksınız. Renkler, sözcükler, çizgiler kazınacak göz kapaklarınıza. Bu nedenle sık sık göz kapaklarımızı kapatır ve düşünmeye başlarız. Her kes sık sık yapar bunu. Ne var ki, çizgilerin, renklerin, sözcüklerin usumuza yüklediği algı gücü, beynimizde yer ettiği gibi, göz kapaklarımıza da sinmiştir. Belki de bu nedenle kapatırız gözlerimizi. Onları kendi duygularımızla biçimlendirmek, sözcükleri sıralamak, çizgileri düzene sokmak,  renkleri n dünyasına girmek için, içimizdeki bir ses der ki; “Şimdi kapat gözlerini ve beni duy.”(7)

İşte o zaman göz kapaklarınıza kazınan sözcükler dökülür dudaklarınızdan:

“Ellerinden öperim /Anadolu insanın/Şiirlerle, masallarla, ninnilerle/Süslemiş dilimi/Türküler yakmış/Hoyratlara yüklemiş/Gamı kederi/Saklı bir cemredir içimde/Zeybek endamlı/Muğla türküleri” der İbrahim Ergin.

Derler ki, duyguları ile hesaplaşan sanatçılar çoğu zaman yalnızdırlar. Yalnızlık nedenlerinin baş nedeni yaratımlarını gerçekleştirirken kendileri ile baş başa olmalarıdır. Onu görenler uyur-gezer olduğu sanısına varırlar. Çevresiyle bağı kısa bir süre kopmuş gibi olur. Çünkü kendisiyle bir hesaplaşma içindedir. Çevresini hiç görmeyebilir. Tüm usu, oluşturacağı yapıtıyla doludur. Bu doluluk –hani ağzına değin derler ya- tıka basa doludur. İşte o anda patlar, arka arkaya veriler ortaya çıkar. Dizilir sözcükler, dizeler peş peşe gelir. Oluşum tamamdır, yapıt sanatçının kendi yalnızlığı içinde gerçekleşmiştir.  Kısaca bu yalnızlık, sanatın kaynaklarından olmuştur. Sanatçının yaşantısına koşut, sanatçının yaşantısıyla sürekli birliktedir. O, İbrahim Ergin’in “…  beni hiç yalnız bırakmayan yalnızlığımdı…”(8) dediği gibi sanatçının yakasına yapışmıştır.

Bu yapışma iyiye ilişkindir. Size düş kurdurur, düşlerinizin aydınlanmasını, düşlerinizin birikmesini sağlar ve de düşlerinizin yapıta dönüşmesini gerçekleştirir. Kolay mı bu? Kolay değil elbet, sizi bazen yalnızlığa iter, çevrenizle olan bağınızı kısa süreli de olsa kesebilir, koparabilir. Olsun. Sonuçta bir ürün gerçekleşeceği için, bir ürüne dönüşeceği için, bu yalnızlıklar hep mutlu sonlara açılmış olur. Bu mutlu sonlar sizin kişiliğinizi çıkarır ortaya. Bu kişilik sanatçılığınızın belgesidir, sanatçılığınızın kanıtıdır. Kısaca yalnız görünseniz de; siz aslında hiç yalnız değilsiniz. Sözcükleriniz var, çizgileriniz var, renkleriniz var…

İşte siz tümden bu güzellikler içindesiniz. Cıvıl cıvıl bir çevreniz var, bazılarının elde edemediği üreten duygu birikiminiz var.

Ne mutlu siz sanatçılara…

Ne mutlu siz sanatçıları seven dostlara…

____________________

(7) İbrahim Ergin, İkarus, Öykü-Şiir Aylık Yazın Dergisi, Eylül 2018 Ankara,  s.38

(8) a.g.e. s.38

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ