Ramazan Ayı Siyam Ayıdır

Murat Kavak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 56 makalesi bulunuyor.

Siyam Ayınız mübarek olsun!

Kur’an, oruca “siyam”, oruç tutan erkeğe “saimine”, oruç tutan kadına da “saimati” der.

Yani Kuran’da “oruç” kelimesini ararsanız bulamazsınız.Oruç tabiri,dilimize tıpkı namaz gibi Farsçadan geçmiştir.

Neden Farsça peki?

Niye Türkçe değil?

Madem Kuran’ın “siyam” dediğine oruç diyecektik,neden mesela “tutmak” dememişiz de Kur’ani terim yerine gidip İranlılardan en önemli iki dini ibadetin adını almışız.Namaza “salat” diyebilirdik mesela.Çok da güzel olurdu,kullandığımız kelimeler yerli yerinde olurdu.

Demek ki dini terim seçiminde bile kaynak Kuran değil,etkilenilen kültürmüş.

Demek ki bir toplumun kültüründe olduğu gibi inanacının şekillenmesinde tarihi şartlar,hakim dil ve kültür çok önemli bir şeymiş.

Tıpkı bizim bugünkü İslam anlayışımızı şekillendiren dönemin yoğun İran etkisinde kalınan Büyük Selçuklu devleti döneminde olduğu gibi.

Biraz Türk İslam tarihi bilgisi olan herkes bilir ki,Türk İslam tarihinde belirleyici kilit isimlerin başında Gazali gelir.

Gazaliyi Nizamiye Medreselerinin başına,bugünkü tabiriyle rektör olarak atayan Nizamülmülk isimli meşhur İran asıllı,baş vezirdir.

Nizam çok büyük bir zeka, dahi derecede bir stratejisttir.

O,tarihimize öyle bir damga vurmuştur ki, ondan sonra şekillenen tüm siyasal sistemde az yada çok onun izi görülür.

Siyasetnameyi de yazan bu İranlı,Hasan Sabah’ın katilleri tarafından öldürülünceye kadar, devletin bir numaralı etkin gücü olmuştur.

Yani Bugün oruca,”siyam” demiyorsak bu işe el atanlardan biri de o olmalı.

Özellikle kurduğu Nizamiye medresesinin belirleyiciliği ile düşünürsek.

Oruç kelimesi kullanılmasının Nizam’dan daha önemli bir etkiside var.

Bu etki sosyo kültürel güç meselesidir.

Arkalarında Pers İmparatorluğunun birikimi olan kadim İran kültürü karşısında,doğru dürüst mimarisi bile olmayan göçebe Türk kavimleri karşılaşır,yerleşik hayat tercih edilirse bu işin kuralını güçlü kültür koyar.

Öyle de olmuştur.

İranlı,dilini dayattığı gibi mimarisini de,edebiyatını da,kültürünü de dayatmıştır.

Biz buna günümüzde kültürel emperyalizmde diyoruz.

Tabi o tarihte bildiğimiz anlamda sömürgecilik henüz yoktu ama tarihte hep sömürenler ve sömürülenler olmuştur.

Yerleşik İran kültürü bizim sadece din dilimizi değil,bugün etkisini hala derinden hissettiğimiz bir çok konuda kendini göstermiştir.

Saraylarımızda Farsça konuşulmuş,en iyi şairlerimiz Farsça şiir okumuş,Mevlana ünlü eserlerini Farsça yazmıştır.

İranlıların kültürümüze imza atmadığı alan yok gibidir.

Şimdilerde modern kültürün Anglo Sakson hegomonyasında olduğu gibi

Yani pragmatik faydacı hazcı Amerikan ve İngiliz kültürü..

Yani güç kimdeyse modayı o belirler.

Bir modacılar vardır.

Birde modayı takip edenler.

Ramazan ayındayız.

Kur’anın indiği ayda.Bu işe eğilen ilim erbapları dışında Kur’an’nın oruca siyam dediğinden hala haberimiz yok değil mi?

İşte bizim dinimizle ilişkimiz bu kadardır.

Anlamadan,incelemeden,tefekkür etmeden olmuyor yani

İnsan kendi inancına yabancılaşıyor.

Kendi inanç kavramlarından kopuyor.

Koptukça uçurum büyüyor.

Önce kelimeler bozuluyor,sonra düşünceler.

Ardından insan ve toplum.

Kendi kitabına yabancı kişi neyi tanıdığını iddia edebilir ki?

MK

YAZARIN SON YAZILARI
Hayret - 21 Ekim 2017
Toprağa Benzer Kalbimiz - 20 Ağustos 2017
Arayış Teodise - 30 Haziran 2017
16 Mayıs 1919-Manisa - 26 Mayıs 2017
Persona Koleksiyonu - 19 Nisan 2017
HAKİKATE KÖR OLMAK - 1 Nisan 2017
Mirasyediler Derneği - 10 Mart 2017
Dike,Themis ve Nomos. - 25 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ