PEYAMİ SAFA

PEYAMİ SAFA

PEYAMİ SAFA

Peyami Safa 15 haziran 1961’de vefat etti.O Türk edebiyatının kendine has düşünceleri muhteşem romanları ile dahi yazarlarımızdan biriydi.Dahi diyorum çünkü bazı insanları tanıtabilmek için sözcük dağarcığınızda bildiğiniz en görkemli kelimeleri seçseniz bile tanımınız açısından  yetersiz kalacaktır.Edebiyatımızın dahi yazarı Peyami Safa’da böyle bir kalemdi.Yaşadığı dönemde edebiyatımıza sadece eşsiz romanlar armağan etmedi.Felsefi yazıları, romanlarındaki Dosteyevski tadında ruh tahlilleri,düşüncesini bina ettiği kavramların tutarlılığıyla kendisinden sonra gelenlere örnek oldu.Romanlarından seçtiğimiz alıntıları blog sitemizde yayınlıyoruz.


ESERLERİNDEN SEÇMELER

….

“Eski başkadır, eskimiş başkadır. nice eskiler vardır ki hiç eskimez.”


….
“Fikir sahibi olmaya mal sahibi olmaktan fazla ihtiyaç duyacağımız gün gerçek zenginliğin sırrını bulacağız.

….

“Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanılır ; zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır. “

….

“İnsanlar niçin her gün birbirlerini daha fazla öldürerek fani ve geçici olduklarını iyice anlamıyorlar?”

”Aşk aleyhine binlerce şey söylenir ama insanoğlu yine de onsuz yapamaz ‘

….

“yalan bana suçların en ağırı gibi geliyordu; ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyaların bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşıyordum. yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile… damlardan kiremitler uçmalıdır, ağaçlar köklerinden sökülüp havada bir saniye içinde toz duman olmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır filan… zavallı mürahik… nüzhet bana yalan söyledi.”

İnsan,cinsi şehvetten daha kudretli ruh şehvetleri, büyük sevgiler, bayıltıcı estetik zevkler ve düşünceler bulunduğunu daha iyi anladığı gün, cinsi enerji, dışarıdan ve zoraki müdahalelere lüzum kalmadan, kendiliğinden ruh enerjilerine yükselecektir.”

”Hiç kimse birbirine iki hastadan daha yakın olamaz”

….

“İdealsiz cemiyetlerde, ihtiyar ve yatalak, uyuşuk ve mıymıntı cemiyetlerde gençlik, davasız ve teşkilatsız bir parazit sürüsüdür. bütün ateş çağı, dinamizm ve kahramanlık çağı evle okul, kahveyle okul arasında geçen bu şaşkın ve avare yığınının başı omuzlarının arasına kaçmış, bakışları ürkek ve solgun, sesi kısıktır. talimatnamelerin demir korsası, geçim zoru ve imtihan kâbusu içinde beyni karmakarışık bilgilerin ve ihtiyaçların antreposu haline gelmiştir. bu yığın memleket davalarını alçak sesle konuşur ve hiç birinde faal rol almaz. ona bir tek hedef gösterilmiştir: diploma. bunu ele geçirinceye kadar o, ezeli ana kuzusu, istiklâlinden mahrum, sosyal bir rol sahibi olmaktan mahrum bir tufeylidir ve… adam değildir. “

Ne yaparsan yap, nasıl yaşarsan yaşa, sev veya sevme, tabiatta veya cemiyette ömür sür, hayatının istikameti, tarzı ve bilmem nesi ne olursa olsun, sen ihtiraslardan kurtulmayacaksın; için daima büyük hislerle şişecek; bütün ömründe kederin, sevincin, korkunun, hayretin, gururun, hicabın, merhametin, kinin en şiddetlisini duyacaksın; sen daima o içi dolu adamsın; daima ağlayacak ve haykıracaksın; şuna, buna şu veya bu hadiseye, şu veya bu insana bahane bulma. sende ihtiras hayat ve hayat ihtirastır. daima büyük bir alevle sarsıldığını hissettiğin başın ancak toprağın altında soğuyacak ve ancak toprağın altında sen, bu en tatlı ve en korkunç, bu mest edici ve haşlayıcı hararetten ayrılacaksın.
mâkul zamanındaki sen, meyus zamanındaki sana hatırlat ki; günün birinde bu alev sönecek. sönmeden evvel de, arada bir, başına tatlı bir serinliğin geldiğini ve sana ummadığın bir tad verdiğini hissedeceksin. yalnız bunu ara. tevekkül et. tevekkül bu alevin üstüne boşanan bol sudur. tevekkül et, vazgeç, vazgeç!”

“Delilik şüphesiz aptallıktan iyidir.
delilik var olmuş bir zekanın yok oluşudur;
aptallık, var olmamış bir zekanın var olmamağa devam edişidir.
deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı.
aptallığın şerefli bir tarihi bile yok”

“Aşk kendi saadetini bir başkasınınkine feda etmektir.. mârifet bize yâr olmayan sevgiliyi kalbimizin içinde öldürmek!işte en haklı, en mâsum, en kudretli ve en muhteşem cinayet”

”…Ah ben ruhumun içindeki o ikinci ruhu bilirim, esrarı duyan gözleriyle ve esrarı duyan kulaklarıyle her şeyi sezer ve bana sezdirir ve beni aldatamaz, ah, içim beni aldatmaz…’

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ