NUTUK’UN KARAKTERİ ÜZERİNE

Özgür Büyüksolak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 36 makalesi bulunuyor.

 

Nutuk, kelime manası olarak gerek Ferit Devellioğlu’nun sözlüğünde, gerek ise Şemsettin Sami’nin Kamus-u Türkî’sinde “söz, lakırdı, söylev” gibi anlamlarla tanımlanmaktadır . Zaten konumuz olan ve hakkında bilgi vereceğimiz Nutuk da Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük asker ve devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk’ün ekibinin yardımıyla hazırlayıp Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Başkanı sıfatıyla fırkanın 15 – 20 Ekim 1927 arasında gerçekleşen ikinci büyük kongresinde okuduğu 36 saat 31 dakika boyunca süren sözlerinden oluşmaktadır . Peki farklı yayınevleri veya kuruluşlar tarafından defalarca basılan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemiyle ilgili en önemli yazılı kaynaklardan biri olan Nutuk nasıl yazılmıştır? Niçin yazılmıştır? Nutuk nedir ve ne değildir? Soruları üzerinden hareketle Nutuk eserinin değerini ortaya koymaya çalışacağız.

Nutkun yazılış gayesini bizzat Gazi; senelerden beri devam eden “ef’al ve icraatımızın millete hesabını vermek” olarak ifade etmiştir . Ayrıca nutkun öncelikle “inkılabımızın anlaşılmasıda tarihe medar-ı suhulet(kolaylık vasıtası) olma” maksadına yöneldiğini, bununla birlikte geçmişte kalmış bir devrin hikayesinde “millet için, gelecek nesiller için dikkat ve teyakkuzu devam ettirebilecek bazı noktaları tebarüz ettirmek” çabası içinde olduğunu da belirmiştir . Atatürk bilhassa İstiklal Harbi döneminde yaşananları bütün bir halde millete aktarmak istediğini Cumhuriyet’in ilanının hemen ertesinde belirtmiştir. Cumhuriyet başyazarı Yunus Nadi’ye 7 Nisan 1924’te verdiği mülakatta “İstanbul’u terkettiğim güne tekaddüm eden vaziyetleri ayrı bir safha olmak üzere o günden bugüne kadar cereyan eden vekayyin mazbut ve mahfuz olan vesaikini tasnif etmek suretiyle hatıratımı yazmak niyetindeyim. Bunu yapmayı nesl-i ati(gelecek nesil) için, Türk Cumhuriyeti için bir vazife telakki ediyorum.” şeklindeki ifadeleri nutkun yazılacağına dair bir işarettir. Tabi nutkun okunduğu dönem de göz önüne alınırsa, 1924 – 1927 arası dönemde önemli siyasi meseleler meydana gelmiştir. Bu meselelere bakacak olursak, silah arkadaşlarıyla yollarını ayırması, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması, İzmir Suikasti, İstiklal Mahkemeleri ve yargılamalardaki tutumları da gözönüne alarak oluşan iç ve dış tepkilere de bir cevap verme amacını da taşımaktadır .

Nutuk’un yazılış amacını ortaya koyduktan sonra nasıl yazıldığını izah etmek yerinde olacaktır. Nutuk, 19 Mayıs 1919 tarihli Samsun’a çıkış olayından itibaren 1926 yılı ortalarına kadar geçen zaman dilimini içine almaktadır. Nutuk eserinin yazıldığı orjinal müsveddeler 36×22 cm. ebadında kağıtlara yazılmış olarak 506 sayfadır. Büyük bölümü Ankara’da yazılmış, son kısmının yazımı ve okunarak düzeltilmesi Mustafa Kemal Paşa tarafından 1927 Temmuzunda İstanbul’da gerçekleştirilmiştir . Atatürk Nutuk eserini eski Çankaya köşkünün küçük çalışma odasında, bazen ayak üstünde bazen oturarak yanındakilere dikte ettirmiştir . Dolayısıyla Atatürk bu eseri tek başına yazmamış bir ekipten yardım almıştır. Bu ekiptekiler de sıradan kişiler değildir. Ruşen Eşref, Falih Rıfkı ve Afet İnan gibi Atatürk’ün sohbet ortamında ve sofrasında bulunan yazar ve kültür adamları Atatürk’ün Nutuk yazımında katipliğini de yapmışlardır . Gece gündüz aylarca süren çalışma, bazen yirmiyedi saate varan çalışmaları neticesinde üç ay gibi bir sürede bitirildiği Atatürk’ün yakınları tarafından ifade edilmiştir. Bu yoğun yazım sürecinde bazı katiplerin bayıldığı bilinmektedir. Arşivdeki bazı nüshaların Atatürk’ün, bazılarının ise başkalarının kaleminden çıktığı görülüyorsa da yapılan düzeltmelerin tamamı Atatürk’ün el yazısı ile yapılmıştır. Atatürk seçtiği belgeleri ve hazırladığı notları bazen kendisi okuyarak, bazen de yanındakilere okutarak hararetli tartışmalara vesile olmuştur.Yakup Kadri, Atatürk’ün çevresindekileri de kendi görüşlerini söylemeye mecbur bıraktığından bahsetmektedir . Her onbeş sayfada bir mütalaaları dikkatle dinledikten sonra, ileri sürülen görüşler doğrultusunda yazılanların bazılarının tamamını değiştirdiği de olmuştur . Yazılan bölümler tekrar tekrar okunmuş, kuşkuya düşülen noktalarda olayların içerisinde bulunan kişilerden ek bilgi alınarak bilgi doğrulanmaya çalışılmıştır . Nutuk’ta olayların çerçevesine oluşturan ve güvenilirliğini arttıran birçok belge kullanıldığı görülmektedir. Bu belgeler yoğun olarak telgraf ve mektuplardır ki, o dönemin en iyi iletişim aracı olan telgrafın başında saatlerce kalmak ve şifre çözmek oldukça yorucu bir iş olmalıdır. Atatürk, “ben mücadeleyi telgrafın telleriyle kazandım.” derken iletişimin önemine vurgu yapmıştır . Bu kullanılan belgelerde Milli Mücadele’nin nasıl azim ve kararlılıkla yürütüldüğüne şahit olmaktayız. Burada Mustafa Kemal’in arşivciliği ve tarih yazanın yapana sadık kalması anlayışıyla bilimsel bir yöntem seçildiği de göze çarpmaktadır. Dolayısıyla Nutuk zihinsel bir sakinlik ortamında yazılmamış, kollektif bir çalışma sonucunda ortaya çıkmıştır. Ama olayları kurgulayıp kağıda döken, esere düşünce üslubunu katıp okuyan bizzat Atatürk’ün kendisidir.

Peki Nutuk nedir? Ne değildir? Bu soruya Şevket Süreyya’nın verdiği yanıt üzerinde durulmaya değerdir: “Büyük Söylev ne bir anıdır, ne de bir tarihtir. Büyük Söylev, tarihî değerde bir siyasi belgedir. Ve elbette ki, bütün siyasi belgeler gibi zamanın şartları içinde değerlendirilmelidir. Yani onda hem şartların objektif tahlili vardır. Hem değişmez gerçekler, hem, ancak bu söylevin söylendiği günlerin icap ve havası içinde söylenmiş ve biraz da iç alemin ruhi birikimlerinden veya duygusal şartlarından gelen hükümler yer alır. Ama bütünü ile söylev, onun yaşadığı dönemde dünya tarihine müdahalesi olan liderlerin söylev ve anıları arasında, kendi namını değil kendi mücadelesini yaşatmak amacı bakımından, en asil yeri işgal etmektedir. ” Kocahanoğluna göre de Nutuk, ne klasik bir tarih kitabı, ne alışılagelmiş bir hatırat veya otobiyografi örneği, ne de sosyo-ekonomik dogmaları olan katı bir doktrin kitabıdır . Zürcher’e göre ise Nutuk, her şeyden önce Atatürk’ün 1925’te muhalefeti susturma ve 1926’daki siyasi temizliği haklı çıkarma çabasıdır . Peki sadece 1925 ve 1926 yıllarındaki icraatlar temize çıkarılmak isteniyorsa, niçin 1919 başlangıç noktası olarak alınmıştır. Bu da üzerinde durulması gereken bir noktadır. Atatürk kendisini savunma çabası içerisine girdiyse bile toplumsal tepkileri dikkate aldığını göstermektedir. Neticede hilafetin kaldırılması ile birlikte otoriteyi paylaştığı herhangi bir mevkii kalmamıştır. Devletin en yüksek makamındayken ve bütün gücü elinde bulundururken bile yaptığı icraatların hesabını verme ihtiyacı duyması önemli bir harekettir.

Milli Mücadele Tarihi’nin en önemli ana kaynaklarından birisi olan Nutuk eseri yukarıda görüldüğü gibi uzun, yoğun ve titiz bir çalışmanın ardından hazırlanmış ve okunmuştur. Atatürk’ün karizmasının ve liderliğinin ipuçlarını barındırması açısından da önemli bir metindir. Bu metnin hazırlanış safhasıyla beraber düşünülüp, içerisindeki bilgiler ona göre değerlendirilmelidir. Neticede Atatürk bir odaya kapanıp bu metni tek başına oluşturmamış, eser, yoğun bir beyin fırtınasıyla kollektif bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Yazılırken gösterilen titizlikten de yukarıda bahsedilmiştir. Ayrıca olaylar henüz unutulmadan ve olayların içerisindeki şahsiyetler hala hayattayken Nutuk’u ortaya koyması da Nutuk’un güvenilirliğini arttırmaktadır. Rıza Nur’un hatıratını 1960’a kadar yayınlanmamak üzere British Museum’a vermesi gözönüne alınırsa Atatürk’ün cesareti ve Nutuk’un güvenilirliği daha da önem kazanmaktadır. Nutuk ne salt bir anı kitabı, ne bir doktrin kitabı, ne de tek başına bir siyasi tarih kitabıdır. Nutuk her şeyden önce Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nden sonra en büyük eseridir. Ve gelecek nesillere bırakılacak en önemli miraslardan birisidir.

Yararlanılan Kaynaklar

1-)Cezmi Eraslan, “Nutuk”, TDV İslam Ansiklopedisi, C. XXXIII, s. 276 – 278.

2-)Erik J. Zürcher, “Siyaset Adamı Tarihçi Olunca / Atatürk’ün Büyük Nutuk’u Üzerine”, Savaş, Devrim ve Uluşlaşma: Türkiye Tarihinde Geçiş Dönemi (1908 – 1928), İletişim Yayınları, İstanbul 2005.

3-)Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat, Aydın Kitabevi Yayınları, Ankara, 2012.

4-)Osman Selim Kocahanoğlu, Nutuk – Belgeler, Temel Yayınları, İstanbul 2006.

5-)Şemsettin Sami, Kamus-u Türkî,  Kitap Sarayı Yayınları, İstanbul 2008.

6-)Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, Remzi Kitabevi, İstanbul 2011, C. III.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ