NAPOLYON BONAPART’IN HAYATI VE FAALİYETLERİ (1769 – 1821)

Özgür Büyüksolak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 36 makalesi bulunuyor.

Napolyon Bonapart 15 Ağustos 1769 tarihinde Korsika Adası’nda doğmuştur. Babası Charles(Çarls) Bonapart annesi de Letizia Bonapart’tır. Çocukluk dönemi ile ilgili fazla bilgi yoktur. Napolyon katıldığı bir ayaklanma hareketi neticesinde yakalanmaması için babasının Toscana’lı ailesinden yakın arkadaşı Kont de Marboeuf Napolyun’un Fransa Brienne’deki bir askerî okula gitmesini sağladı.

Genç Napolyon’un burada geçirdiği yılların pek mutlu olduğu söylenemez. Okul kayıtlarına göre; içine kapalı, arkadaşlık ilişkileri kurmaktan geri duran, daima yalnızlığı seçen bir öğrenciydi. Yalnızlığı seçmesinin asıl sebebi öğrencilerin çoğunun Fransız zengin ailelerinden gelmeleriydi. Napolyon soylu, fakat yoksul bir ailenin çocuğuydu. Fransızcası keskin bir Korsika’lı aksanıyla konuşuyordu. Bu da onda bir aşağılık duygusu yaratmaktaydı. Yani Napolyon parlak bir öğrenci değildi. Matematik, tarih ve coğrafya derslerinde kuvvetliydi. Öğretmenlerini kendisine hayran bıraktıran özelliği ise inanılmaz hafızasıydı. Daha ileri sınıflarda  tabya, korunak çizimleri, askerî ekzersizlerle ilgili planlamaların uygulanmasını konu edinen dersleri görmeye başladıkları zaman, Napolyon’un dehası ortaya çıkmaya başladı. Bu derslerde birinciliği başkalarına kaptırmıyordu.

Matematikle ilgili derslerde başarılı olduğu için, Paris’teki topçu okuluna ayrıldı. Buradaki matematik öğretmenleri Napolyon Bonapart’ın şimdiye kadar gördükleri en iyi öğrenci olduğunu belirtmektedirler.

Okulunu başarıyla bitiren ve adını Napolyon Bonapart olarak Fransızlaştıran genç subay adayı, asteğmen rütbesiyle Topçu Alayı’na atandı. Böylece Napolyon’un başarılı askerlik hayatı başlamış oldu.

Fransız Devrimi ile ortaya çıkan cumhuriyet rejimi bazı bölgelerde ayaklanmaya sebep olmaktaydı. Toulon Limanı da bu bölgelerden birisiydi. Toulon’da ayaklananlar İngiliz gemilerinden medet umdular. Fransız generalleri bu bölgeye nasıl hücum edecekleri konusunda karar veremiyorlardı. Genç bir topçu yüzbaşını da dinleme niyetinde değillerdi. Komuta heyetinin başına daha görmüş geçirmiş, dar ve katı görüşlü olmaktan uzak bir generalin atanmasıyla, genç Napolyon’un parlak geleceğinin yolu açılmış oldu. Yüzbaşı Napolyon şehri ve İngiliz gemilerini ateş altına alacak topların yüksek bir dağın yamacında yer almasını önerdi. Böylece bütün şehri kontrol altında tutabileceklerdi. İstediği yapılınca bu defa güllelerin ısıtılıp kor haline getirilmesini istedi. Ateşten güllerler yağınca İngiliz gemileri Toulon Limanı’nı terkettiler. Böylece şehir kolayca ele geçirildi.

Toulon’un düşmesinden sonra Napolyon yarbaylığa yükseltildi. 24 yaşında yarbaylığa yükseltilmesi çevresindekilerin kıskanmasına sebep oldu ve bu kıskançlığın verdiği hırsla politikacıları etkileyen kesimler onun Kuzey İtalya’ya gönderilmesini sağladılar. Kuzey İtalya’da Fransız ordusu Avusturya karşısında çaresizdi. Burdaki yüksek rütbeli askerler Napolyon’nun önerilerine ilk başta karşı çıktılar. Korsika asıllı, genç ve tecrübesiz sayılan bir yarbayın sözlerini dinlemeyi kendilerine yediremiyorlardı. Fakat daha yüksek rütbelilerin etkisiyle onun isteklerine uyulunca İtalya’da Fransa’nın durumu hemen değişti. Napolyon uyguladığı taktik ve stratejiler başarıya ulaştı ve askerî dehasını bir kere daha ispatladı.

İtalya’dan dönen Napolyon kendisini tutan kişilerin değişmiş olduğunu gördü. Bu da onun desteksiz kaldığı anlamına geliyordu. Bunda yanılmadı. Yüksek mevkiidekiler onu önemsiz bir göreve atadılar. Fransa’nın Vendée isimli bölgesine Devrim Hükümeti’ni tanımayan âsilerin üzerine gönderildi. Bu atamanın bir hata olduğu konusunda şikayetlerde bulundu. Çünkü; kendisi topçuydu ve piyade askerlerin komutasına verilmesi büyük bir hataydı.

Tam bu sıralarda 1795 tarihlerinde Osmanlı Devleti, kendi ordusunu yeniden örgütlemek için uzman Fransız topçu subaylarının gönderilmesini istemişti. Bu amaçla seçilen heyetin başına Napolyon atandı. Fakat Napolyon bu göreve gidemedi. Artık askerlik mesleğinde düşmeye başlamıştı. Bu sıralarda hayatında keskin bir dönemeç belirdi. Politikacı dostu Barras onu Sablons’a, kraliyet taraftarlarıyla mücadele için yardıma çağırdı. 30 bin kişiye karşı 8 bin kişiyle isyancıları mağlup etti. Paris’in başka bölgelerinde de aynı başarıyı gösterdi. Kralcı her türlü ayaklanmayı ezdi. Böylece cumhuriyetçilerin şükranlarını kazandı. Napolyon kendisini ve askerî dehasını bir kere daha kanıtlamak istiyordu. Bu fırsat da İtalya’da Avusturya karşısında savaşın iyi gitmemesi oldu. Hükümetle yürüttüğü görüşmelerde kendisini İtalya’da ordu komutanı seçtirmeyi başardı.

Bu sıralardaki bir başka hadise de Napolyon’un evliliğidir. Eşi Josephine de Beauharnais ile tanıştığında gözden düşmüş bir subaydı. Josephine’nin eşi Fransız Deverimi sırasında ölmüştü. Napolyon’dan altı yaş büyüktü. Josephine’nin yakın dostu olan Barras onu Napolyon’nun gelecek vaad eden birisi olduğuna inandırdı ve evlilik gerçekleşti.

Bonapart İtalya’ya vardığında oradaki yaşlı generaller bu genç askere güvensizlikle baktılar. Fakat fikirlerinin değişmesi uzun sürmedi. Bonapart İtalya’daki perişan askerleri düzene koymak için işe koyuldu. Onlara ilk başta toprak ve zaferin getireceği ünü vaad etti. Askerlere dostça yaklaşımı ve tavırlarıyla onların gönlünde taht kurdu. Lodi Savaşı’ndan sonra askerleri ona “küçük onbaşı” adını verdi. Napolyon’un ifadesine göre de hayatında onu en çok onurlandıran durum bu olmuştu.

Napolyon uyguladığı akıllı taktik ve stratejilerle Avusturyalıları İtalya’dan atmayı başardı ve Avusturya barış istemek zorunda kaldı. Bu zaferle o dönemde boş olan Fransa hazinesine de 60 milyon franklık savaş tazminatı kazandırdı. Bu da onu, politikacılar tarafından şükran duyulmasını sağladı.

Avusturya ile yapılan antlaşma sonucu Belçika da Fransa’ya verilmişti. Bu antlaşmayı İngilyere kabul etmedi. Bu yüzden İngiltere ile savaş hali devam ediyordu. Fransız Hükümeti İngiltere’yi işgal etmeye kadar verdiler ve bu konuda bir rapor yazırlamasını söyleyip Bonapart’ı Boulogne’ye yolladılar. Böylece Napolyon Paris’ten uzaklaştırılmış oluyordu. Boulogne’de üç hafta kaldıktan sonra Napolyon Manş Denizi’ne İngiliz donanması hakimken İngiltere’nin istilasının bir hayal olduğunu tespit etti. Ama başka bir öneride bulundu: İngiltere’yi zayıf düşürmek için Hindistan ile bağlantısını kesmek yâni Mısır’ı ele geçirmek. Böylece ekonomik düzeni bozulan İngiltere, Fransa’nın istediği antlaşma şartlarıyla anlaşmaya razı edilecekti. Detaylarını ileride vereceğimiz bu hareket başarılı olup Mısır ele geçirildi fakat, daha sonra Napoylon Mısır’dan çıkarıldı.

Napolyon Fransa’ya döndükten sonra ülkenin büyük bir anarşi içerisinde olduğunu gördü. Fransız politikacıların yardımıyla hükümetin bütün üyelerini devirdi. Kısa bir süre sonra da Napolyon “Birinci Konsül” sıfatıyla Fransa’nın bir numaralı adamı oldu. “Napolyon Yasası” adıyla yasalar topluluğu çıkardı. “Fransa Bankası”nı kurdu. Güçlü ve düzenli bir hükümetin temellerini attı. Napolyon artık hiçbir hükümetin ona savaş açmaya cesaret edemeyeceğini sanıyordu. İngiltere’nin takviyesiyle güçlü bir Avusturya ordusu hazırlandı. Bu yüzden Napolyon tekrar savaşa girmek zorunda kaldı. Birinci Konsül olmasından yedi ay sonra Saint Bernard isimli geçidi aşmaya çalışan ordunun başındaydı. Zor da olsa dağları aştılar ve Napolyon’un tabiriyle “yıldırım gibi” İtalya’ya indiler. Marengo Savaşı’nda Avusturya ordusu mağlup edildi ve büyük bir zafer daha kazanıldı. Böylece Napolyon Avusturya’yı ikinci kez antlaşma talep etme durumuna getirmiş oldu. Avusturya ile yapılan barışı bir yıl sonra Amiens Barışı izledi. İki taraf da bu barışa pek bel bağlamıyorlardı. Napolyon karada, İngiltere ise denizde zafer kazanmıştı. İki taraf da birbirine güvenmiyordu.

Öte yandan Napolyon kendisini ortadan kaldıranlarla da mücadele etmek zorundaydı. Birinci Konsül olarak görevinin sonuna gelmek üzereydi. Bunun da Fransa’da bir iç savaş dönemi başlatacağı ihtimalinin ortaya çıkacağını biliyordu. Napolyon yapılan seçimlerde üç buçuk milyon kişinin oyuyla hayat boyu Birinci Konsül olarak seçildi. Böylece imparatorluk yolunda önemli bir adım attı. 2 Aralık 1804 tarihinde de imparator oldu. Bir imparatora layık olacak bir saray ve saray çevresi gerekliydi. Bonapart yeni bir saray ve saray çevresi yarattı. Dostlarını yakınlarını düklük, baronluk gibi soyluluk sıfatlarıyla taltif etti. Onun Birinci Konsül olarak seçilmesine yardım eden Talleyrand, Benevento Prensi sıfatıyla ödüllendirildi.

Napolyon için Fransa’nın Efendisi olmak sadece bir adımdı. Asıl hedef Avrupa’nın efendisi olmaktı. Karşısındaki en güçlü rakibi ise büyük zenginlik ve askerî güç odağı İngiltere idi. Onu yola getirmeden rahata eremeyeceğini biliyordu. İki yıl boyunca devam eden hazırlıkla neticesinde karacı olan Napolyon ile denizci olan Nelson 21 Ekim 1805’te  denizlerde karşı karşıya geldiler. Trafalgar’da yapılan deniz muharebesinde Fransız donanması mağlup oldu. Böylece Napolyon’nun hayali suya düştü. Bu  yenilgiden sonra Boulogne’deki ordu geri çağırıldı. Ve uzun uğraşlar ve büyük masraflarla hazırlanan ordunun yeni kullanım yeri belirlendi. Avusturya, Prusya ve Rusya, Fransa’yı savaşla tehdit ediyorlardı. Napolyon bir an önce harekete geçmeye karar verdi. Avusturya, Prusya ve Rusya’yı birkaç kez mağlup etti. Fakat İngiltere hala karşısında duruyordu. Onunla mücadele için ekonomi kulvarını seçti. Rusya ile anlaşarak İngiltere’ye ticaret boykotu uygulanmaya çalışıldı fakat bu anlaşma uzun sürmedi.

Diğer taraftan Napolyon’nun uğraşmak zorunda olduğu başka problemler vardı. Avupalıların tamamı ondan nefret ediyordu ve ondan intikam almak istiyorlardı. Bunun yanında Napolyon İspanya tahtını kardeşi Joseph’e bırakmıştı. İspanyollar Joseph’in krallığını tanımadılar. Yani Napolyon’un kudretine ilk isyan eden İspanya oldu. Bunun üzerine İspanya üzerine yürüyen Napolyon âsileri cezalandırmaya uğraşırken Avusturya, Fransa’ya savaş ilan etti. Böylece yönünü Avusturya’ya çevirdi ve hızlı bir şekilde savaşa tutuşan Napolyon Wagram Savaşı’nda Avusturya’yı büyük bir mağlubiyete uğrattı. Bu zaferden sonra sözünden dönen Rusya’yı cezalandırmak için harekete geçti Napolyon. Bu defa komuta ettiği orduların en büyüğüyle doğrudan Moskova üzerine yürüdü. Fakat bu sefer umulduğu gibi sonuçlanmadı. Rusya sürekli geri çekildi ve Napolyon, Rusya’yı büyük bir bozguna uğratamadı. Geri dönüş ise Fransa’nın en büyük bozgunlarından birisi oldu. Karla kaplı düzlükle geçilirken büyük kayıplar  verildi. Orduyu bırakan Bonapart Fransa’ya dönüp yeni bir ordu hazırlamaya girişti. Ama Avrupa artık yenilmez Napolyon’un yenilebileceğini görmüşlerdi. Bu da Avrupa’yı cesaretlendirdi. Artarda verilen savaşlarla düşmanlarını yenen Napolyon bir yandan da Paris’e doğru çekiliyordu. İmparatorluğu yavaş yavaş çözülmeye başlamıştı. Ve Bonapart Elbe Adası’na sürgün edildi. Fakat kısa bir süre sonra geri döndü. Geri dönüşü halk tarafından büyük coşku ile karşılandı. Geri dönüşüyle beraber Avrupa’ya karşı yeni bir savaşın hazırlıklarına başladı. İngiltere ve Prusya’ya karşı verilen mücadelede Waterloo Savaşı belirleyici rol oynadı ve Napolyon mağlup edildi. Hayatının geri kalanını St. Helena Adası’nda geçirmek şartıyla bir antlaşma yaptı. Bu antlaşma  İngiliz askerlerinin muhafazası altındaydı. Bir daha kaçıp askerlerinin başına geçecek fırsatı olmadı 5 Mayıs 1821 tarihinde öldü.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ