MÜNAFIKLIK KAFİR OLMAKTAN DAHA TEHLİKELİDİR

MÜNAFIKLIK KAFİR OLMAKTAN DAHA TEHLİKELİDİR

Erdoğan Başbakanlığı döneminde, “Terör eylemlerinde hayatını kaybeden sivilleri şehit kategorisine alıyoruz. Terör sebebiyle hayatını kaybeden ya da malul olan sivillere ve yakınlarına tazminatın yanında aylık bağlıyoruz” demişti.

Suruç’taki katliamın üzerinden üç gün geçti. Siz daha katliamda hayatını kaybedenlerle ilgili ekabir-i zevatın ağzından çıkan iyi bir şeyler duydunuz mu?

“Suruç’taki katliamı lanetlemek etmek için Cuma namazı sonrası Beyazıt camiinde toplanıyoruz” diyen bir vicdan sahibine rastladınız mı?

Suruç’taki katliamı protesto etmek isteyenlerin az da olsa haklı bir gerekçelerinin olabileceğini içinizden geçirdiniz mi?

Katliamda ölenlerin, Kürt, sosyalist ya da komünist olması vicdanlarınızda en ufak bir acıya  yol açtı mı?

Onların da bu ülkenin vatandaşları olabileceğini ve ülkeyi en az sizin kadar sevebileceğini düşündünüz mü hiç?

Hayır!

Çünkü kendiniz değilsinsiniz…

Kendiniz olarak düşünmüyor, karar vermiyor, tepki göstermiyorsunuz?

Vicdanınızın sesini dinlemek yerine gözünüzü tepedekilere dikmiş ne diyeceklerini bekliyorsunuz..

Onların söylediklerine göre tavır alıyor, kuşanıyor ve savaşıyorsunuz..

Bu yüzden bu ülkede bütün ayrımcılık tepede başlıyor kardeşim…

Yangını çıkaran tepedekiler…

Yasaları keyfileştirenler onlar…

Kimlerin şehit, kimlerin ölü, kimlerin telef olduğuna onlar karar veriyor…

Dost muyuz, düşman mıyız, kardeş miyiz onlar bir şey demeden karar veremiyorsunuz…

Onlar bir şey dedikten sonra ya birbirinize koşup sarılıyor ya da kılıçlarınızı çekip savaşıyorsunuz…

Her şehit düşen askerin evinden yükselen Kürtçe ağıtların farkına bile varmıyorsunuz..

Her şehit düşen askerin neden Kürt olduğunu dahi sorgulamıyorsunuz…

Kürtlerin askere gittiğinin ve askere giden Kürtlerin büyük çoğunluğunun kırsalda görev yaptığının bile farkında değilsiniz…

Kimin kanı üzerinden kime kahramanlık taslıyor, kime düşmanlık besliyorsunuz kardeşim?

O üzerine bolca nutuklar attığımız şehitliğin, o kutsamakla yere göğe sığdıramadığımız şehitliğin, o peygamberlik mertebesinde gördüğümüz şehitliğin, o anlatırken gözyaşlarınızın sel olduğu şehitliğin nedense hep Kürtlerin ve yoksulların hanesine uğradığını unutmuş gibisiniz…

Ve o ballandıra ballandıra bitirenediğimiz şehitlik makamının sizden uzak olması için askerlikten kaçtığınızı, vatan millet Sakarya nutukları atmakla vatani görevinizi yerine getirdiğinizi, paralı askerlik çıkınca herkesten önce müracaat ettiğinizi, sınırda askerlik yapmamak için üst düzey kim varsa devreye soktuğunuzu ve en ufak bir tehlikede memleket sınırları dışına kaçtığınızı ama iş lafa gelince mangalda kül bırakmadığınızı da birileri unutmuş değil…

Başkalarının ölülerinin üzerinden kahramanlık yapmakla onlardan birileri olduğunuzu düşünüyorsunuz…

Oysa siz onlardan biri değilsiniz kardeşim…

Onlar bu ülkenin kimsiz, kimsesiz, yapayalnız çocukları…

Onlar, sırtlarına basarak, yarınlarını çalarak, kanlarına ekmek doğradığınız bu ümmetin yetimleri…

Birbirinize olan kininiz yaşadığınız acıların farkına varmanızı engelliyor…

Çünkü dürüst değilsiniz, çünkü samimi değilsiniz, çünkü ikiyüzlüsünüz ve ahlaksızca davranıyorsunuz…

Tepeden yönetiliyor, tepeden düşündürülüyor, tepeden savaştırılıyorsunuz…

Bir yandan yas tutar gibi görünüp diğer taraftan örtü altından uzattığınız elinize kınalar yaktırıyorsunuz…

Oh olsun!

Beter olsunlar!

Kan gölünde boğulsunlar! Deseniz hem kendiniz olacak hem bugünkünden daha güzel olacaksınız?

Münafıklık kâfir olmaktan daha tehlikelidir çünkü…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ