MİTHAT PAŞA’NIN MÜCADELESİ – III (BAĞDAT VALİLİĞİ VE I. SADARETİ)

Özgür Büyüksolak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 36 makalesi bulunuyor.

Bir önceki yazımızda Mithat Paşa’nın Tuna Valiliği üzerinde durmuş ve Bugünkü Bulgaristan coğrafyasında Mithat Paşa’nın nasıl hizmetlerde bulunduğunu ifade etmiştik. Bu hizmetlerinin karşılığı ise Tuna Valiliği’nden azledilmek olmuştu. Fakat bu azil Mithat Paşa’nın siyasi kariyetini bitirmemişti.

Mithat Paşa’nın bir sonraki görev yeri Bağdat Valiliği olacaktı. Bağdat’ta Mithat Paşa İngiltere’nin Bağdat nehir yolları üzerinde hakimiyet kurma çabasını ve sık sık devlete karşı isyan eden Arap aşiretlerini kontrol altına almak için gönderilmişti. Mithat Paşa Bağdat’a vali olarak gönderildiğinde Süveyş Kanalı açılmak üzereydi. Özellikle Akdeniz’in en önemli kıyılarına sahip  ve Basra Körfezi Hint Okyanusunu çevreleyen toprakları sebebiyle bu kanalın açılışı Osmanlı Devleti’ni de büyük ölçüde etkileyecekti. Mithat Paşa’ya göre Bağdat merkez olmak üzere Arap Yarımadasının denetim altına alınması Bağdat’ın siyasi ve ekonomik açıdan güçlenmesiyle mümkündü. Bu güçlenme ancak güçlü bir deniz filosunun kurulmasına bağlıydı. Mithat Paşa’nın Bağdat’ta çıkardığı Zevra Gazetesinde çıkan bir makale bu konuyu şöyle değerlendiriyordu: “Osmanlı Devleti’nin Basra Körfezini koruyabilecek ancak birkaç küçük gemisi vardır. Basra’dan Süveyş Kanalına kadar olan bölgede İngiliz, Felemenk, Fransız bayraklı gemiler görülebilirken burada Türk Bayrağının dalgalandığı herhangi bir gemi bulunmayışı Mithat Paşa’yı çok üzüyordu. Bu yüzden Mithat Paşa bu  sahilleri Osmanlı topraklarına bağlamak için  büyük bir Osmanlı filosu kurmayı tasarladı. O sırada Basra’da Arapların yaptığı derme çarma kayıklar ile İran-Bağdat karayolunu kullanarak seyehat eden binlerce  Müslüman türlü zorluk ve tehlikelerle karşılaşıyordu. Ayrıca o derme çatma kayıklarla Basra’dan Necit’e her yıl onbin ton ağırlığında sevk edilen cephane ve erzak ile her türlü askeri araç, gereç, satın almak için ödenen paranın yarısı kadar taşıt kirasi ödemekteydi. Buna rağmen yükün yarısı teknik açıdan yetersiz olan nakliye araçları sayesinde batıyordu. Bu devlet için büyük zarardı.”

Kurulacak modern filo ile hacca gidenlerden ücret alınacak ve Necit’e giden askeri araçların taşınması garanti altına alınacaktı. Bu kazançlarla devlet ileri gidecekti. Mithat Paşa’nın çabalarıyla kendisinden önceki Bağdat Valisi Takiyüddin Paşa’nın inşasını başlattığı Fırat ve Risafe isimli gemiler sefere sokulmuş böylece Bağdat vilayetinde işleyen gemi sayısı 5’e çıkmıştı. Ayrıca çeşitli tonaylarda 9 adet gemi ile 10 beygirden az güce sahip küçük gemilerle filo genişletildi. Bu gemilerin hepsi Umman-ı Osmani adındaki şirket çatısı altında toplanmış ve İngilizlerle rekabet edebilecek noktaya gelmişti. Ayrıca Bağdat’ta daha önce kurulmuş fakat faaliyetleri durmuş gemi fabrikaları da yeniden işler hale getirilmişti. Mithat Paşa’nın amacı Bilecik’e kadar bir demiryolu inşa etmek ve bu demiryolunu Bilecik’ten geçen Fırat ve Basra Körfezi’ne bağlamaktı. Böylece yol Süveyş Kanalından daha kısa olacak ve İngilizlerle daha kolay mücadele edilebilecekti. İngiltere’den 30 yıl sonra Fırat ve Dicle’nin yataklarına keşfettirdi ve bu nehirlerin gemi yüzdürmeye ne derece elverişli olduğunu anlamaya çalıştı. Bu durum Mithat Paşa’nın Osmanlı çıkarlarına verdiği önemi de göstermekteydi. Keşif işinin bitimiyle Mithat Paşa Fırat’ın akışına dayanacak gemiler sipariş verilmeye başlandı. Mithat Paşa’nın Fırat Projesi olarak adlandırılabilecek bu çalışmaların çoğu kendi döneminde bitirilmişti. Fakat nehir istediği noktaya ulaşamamıştı. Çünkü Mithat Paşa Fırat Nehri’nin Süveyş Kanalı’na rakip olmasını istemekteydi. Bu amacın gerçekleşememesinde ekonomik yetersizlikler ve Mithat Paşa’nın görev süresinin azlığı etkili olmuştu. Zevra Gazetesi’ndeki habere göre Mithat Paşa nehir ıslahı için bütçeden 3000 lira ayırabilmişti. 30 yıl önce İngilizler ise 30.000 İngiliz lirasıyla keşifler gerçekleştirmişti. Diğer taraftan Dicle nehrinin iyileştirme işini de Şehri Zor mutasarrıfına havale etmişti. Fakat nehirdeki engellerin tam kaldırılamamasından dolayı gemiler Bağdat ile Musul arası gidip gelebiliyordu. Mithat Paşa, Fırat ve Dicle arasına Kenaniye adında bir kanal açarak ulaşımı çok rahatlatmıştı.

Deniz ulaşımı yanında Kazmiye kasabası ile Bağdat arasına atlı tramvay yolu yapılmıştır. Mithat Paşa’nın kurduğu bu atlı tramvay sistemi 70 yıl kullanılmış, 1938’de Bağdat’ta Belediye Otobüsler İşletmesi kurulunca tramvayın ruhsatsız olması gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir.

Mithat Paşa’nın 3 yıllık Bağdat Valiliğinde başlayıp tamamlayamadığı işlerden biri de Gureba Hastanesi’nin yapımıdır. Hastane hizmete açılacakken Mithat Paşa’nın Bağdat’tan ayrıldığı için çalışmalar durmuştu. Hastahane 1979’da açılabilmişti. Şehri Zor ve Musul Sancaklarına birer hükûmet doktoru atamıştı. Mithat Paşa’nın bir diğer önemli faaliyeti Bağdat’a telgraf ağı döşemek olmuştu.

Yoksullar için yoksullar evi inşa ettirdi. Diğer taraftan halkın talebine cevap vererek buharlı un değirmeni getirerek halkın sağlıklı ekmek yemesini sağlamıştır. Avrupadan getirilen buharlı su pompalarıyla Dicle’nin suyu şebeke suyu olarak hanelere ulaştırılmıştır. Ayrıca Bağdat’ta 2000 varil petrol çıkartarak bölgenin İngiltere ve Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmaya çalışmıştır. Bağdat’ta kömür çıkarma işlerine de el atmış, pahalıya mal olmasına rağmen Bağdat üretimi kömür kullanılmasına çalışılmıştı. Zerve Gazetesi Mithat Paşa’nın şu ifadesine yer vermekteydi: “Her ne kadar kömür çıkarma işi bize dışardan ithat ettiğimiz kömürden pahalıya mal olsa da dışarıya para vermediğimiz için çok memnunuz.”

1871 yılında Ali Paşa ölmüş ve Sadaret makamına Mahmut Nedim Paşa(Rus yanlısı olduğu için Nedimof olarak adlanrılırdı.) geçmişti. Mahmut Nedim Paşa Mithat Paşa aleyhine sözlere kapılarak Mithat Paşa’yı Bağdat Valiliğinden istifaye mecbur bırakmıştı. Merkeze gelen Mithat Paşa Sivas Valiliği teklifini kabul etmedi ve merkezde kaldı. Edirne Valiliği için hazırlıklarını tamamlayıp veda etmek için padişahın huzuruna çıkan Mithat Paşa, Mahmut Nedim Paşa’nın devlet işlerini yürümeyeceğini ifade etti. Bu görüşme neticesinde Mithat Paşa 31 Temmuz 1872 tarihinde ilk sadaret görevini üzerine aldı.

Mithat Paşa’nın ilk sadareti 2 ay 21 gün sürdü. Bu kısa sürede büyük denilebilecek siyasi bir olay olmadı. Karadağ ile meydana gelen bir siyasi anlaşmazlık silah yoluyla çözüldü. Paşa daha çok memleketin imar işleriyle uğraşmaya koyuldu. Anadolu ve Rumeli’ye demiryolları yaptırmanın yollarını aradı. Kendisinden önceki sadrazam Mahmut Nedim Paşa’nın zimmetine geçirdiği devlet parasından dolayı onu mahkemeye verdi ve mahkum ettirdi. Fakat padişah cezanın infazına engel oldu. Mithat Paşa’nın karşıtları Mithat Paşa’nın sarayı israfçı olarak göstermeye çalıştığına padişahı inandırdılar. Ayrıca Mithat Paşa’nın açık sözlülüğü de padişahı kendisine karşı tavır almaya sevk ediyordu. Ruslarda Mithat Paşa’yı istemiyordu. Çünkü; Mithat Paşa projeleriyle Rus emellerine set çekiyordu. Ayrıca düşünce dünyasında dogmatizme yer vermemesi onun dinsizlikle suçlanmasına zemin hazırlıyordu. Mithat Paşa, Avrupa’dan usulsüz borçlanma yapmak isteyen Mısır Hidivi İsmail Paşa’ya şiddetle karşı çıkmasına karşın, padişah Hidiv’i destekliyordu. Bu anlaşmazlık Mithat Paşa’nın azline vesile oldu. Böyle Mithat Paşa’nın ilk sadaret devri sona ermiş oldu.

 

Devam edecek…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ