MİTHAT PAŞA’NIN MÜCADELESİ – II (TUNA VALİLİĞİ)

Özgür Büyüksolak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 36 makalesi bulunuyor.

Bir önceki yazımızda Mithat Paşa’nın bürokrasi içerisinde yükselişi ve Niş valiliği üzerinde durmuştuk. Bu yazımızda ise Mithat Paşa’nın Tuna Vilayeti Valiliği ve bu valilik süresince verdiği mücadeleden bahsedilmiştir.

Mithat Paşa Tuna Vilayeti Valiliği ile modern vilayet sisteminin Osmanlı Devleti’ndeki ilk uygulayıcısı oldu. Taşrada yeni sisteme geçilmesinin başlıca sebebi merkezden uzak bölgelerde merkezi otoriteyi hissettirmekti. Çünkü 19. asırda Osmanlı Devleti’nde Balkan coğrafyasında kopuşlar yaşıyordu. Ayrıca merkezi yönetim, vilayetlerin başına liyakatli kişileri koyarak ve geniş yetkilerle donatarak merkezin yükünü hafifletmek istiyordu. Mithat Paşa yeni vilayet sisteminin ilk valisi olmaya uygun görüldü. Mithat Paşa bu görevi vilayetinde Vilayet Meclisi kurup seçim yapmak yani meşrutiyet rejiminin küçük bir uygulamasını yapabilme şartıyla kabul etti. Tuna Vilayeti de 7 sancağa ayrıldı. Bunlar, Rusçuk, Varna, Sofya, Vidin, Tulça, Tırnova ve Niş idi. Vilayet merkezi Rusçuk’tu. Bu sistem Fransızca olarak départment, arrondissement, canton ve commune’leriyle Fransızların uyguladığı taşra sistemine dayanıyordu.

Mithat Paşa tayin devir masrafıyla 60.000 kuruş tahsisatla memuriyetine gönderildi. Baş sekreteri İsmail Kemal Bey Arnavut’tu. Diğer yardımcıları ise Ermeni Odian Efendi, Hırvat asıllı Vasıf Kılıçyan ve Lefkoçalı Mustafa Efendilerdi. Böyle bir kadroyla yola çıkılması Osmanlıcılık düşüncesinden kaynaklanıyordu. Yani Balkan coğrafyasına “Osmanlı Kimliği” mesajı veriliyordu. Zaten Mithat Paşa’nın Tuna Vilayeti’ndeki faaliyetlerine baktığımızda halkı birleştirici, bütünleştirici bir uzlaşma ortamı oluşturmaya çalıştığını görüyoruz. Mithat Paşa’nun öncülüğünde kurulan Vilayet Meclisi’nde Müslümanların yanında gayri müslimler de bulunuyor ve vilayetin sorunlarına birlikte çözüm üretiliyordu.

Mithat Paşa’nın bölgede yaptığı ilk faaliyetlerinden birisi çiftçiyi destekleyerek üretimi arttırmaktı. Bunun için ilk olarak köylüyü tefecilerin elinden kurtarmak gerekiyordu. Mithat Paşa çiftçiyi tefeciden kurtarmak için Menafi Sandıkları projesini hayata geçirdi. Bunun ilk uygulamasını Niş’te yapmıştı. Tuna Vilayeti’nde daha kurumsal olarak geniş bir alana uygulanacak olan Menafi Sandıkları ile çiftçiyi %1 faizle kredi veriliyordu. Bu kredi 2000 kuruşu geçemiyordu. Alınan kredi 1 yıl içerisinde geri ödenmeliydi. Alınan faizin üçte biri Menafi Sandığına, geri kalanı da bayındırlık faaliyetlerine ayrılıyordu. Bu sistem merkez tarafından resmen 7 Şubat 1865 tarihinde tanındı. Daha sonra da bütün Osmanlı coğrafyasına uygulanacak şekilde genişletilme yoluna gidildi. Menafi sandıkları yanında çiftçilerin paralarını yatırıp faiz kazanabilecekleri bir bankacılık sistemi de kurmak istiyordu. Bunu bir proje haline getirdi ve merkez bunu Emanet Sandığı adıyla uygulamaya koydu. Emanet Sandıkları’nın ilki 20 Ocak 1868’de Rusçuk’ta açıldı. Eğer bir insan 20 ile 500 kuruş arası para yatırırsa %9 oranında faiz kazanacaktı. Mithat Paşa’nın kurduğu Menafi Sandıkları günümüzde Ziraat Bankası olarak bilinen bankanın temelini oluşturmuştur.

Mithat Paşa’nın Tuna Vilâyeti’ndeki eğitim düzenlemesi hem eğitimi modernleştirmek hem de Rusya’nın ayrılıkçı düşüncelerini kırarak bölgeyi Osmanlılık düşüncesi etrafında toplamaktı. Bu doğrultuda Mithat Paşa ıslahhanelerin açılmasını ve mevcut olan okulların durumlarının iyileştirilmesini emretti. Islahhaneler, Mithat Paşa’nın eğitim alanındaki en önemli hamlelerinden birisiydi. Bu okullar ileride sanayi mekteplerine dönüştürülecekti. Bu okulların temel amaçları şöyleydi:

  • Cehalete karşı eğitim seviyesini yükseltmek
  • Fakir çocukları koruma altına almak
  • Yeni Osmanlı sanayisinin oluşumuna katkı sağlamak
  • Bulgarlara yeni iş imkânları yaratmak
  • Pan-Slavizm’e karşı Osmanlılık ideolojisini yerleştirmek
  • Müslüman ve Hristiyan halkı kaynaştırıp ortak bir kimlik yaratmak

Osmanlı eğitim sistemi içerisinde oldukça yeni olan bu okulların ilki 1860’ta Niş’te, ikincisi Sofya’da, sonuncusu da 1864’te Rusçuk’ta açıldı. Bu okulların hedef kitlesi fakir ve kimsesiz çocuklardı. Böylece kitlelere bir amaç veriliyordu. Bu okullarda Müslüman ve Hristiyan çocuklar beraber eğitim görüyordu. Erkeklerin yanında kız çocukları da bu okulların eğitiminden faydalabiliyorlardı. Öğrenciler sabah zil ile beraber kalkar, sonra namaz kılarlardı(gayr-i müslimler kendi dinlerine göre ibadet ederlerdi). Sonra da kahvaltı yapılır ve dersler başlardı. Derslerde elifba, Kuran, ahlakî eğitim, edebiyat, rik’a, sülüs gibi yazı çeşitleri, not alma, matematik ve Bulgarca öğretilirdi. Teorik derslerin yanında uygulamalı ve meslekî derslerde öğretilmekteydi. Ayrıca okuma-yazmayı yaygınlaştırmak için Tuna Gazetesi bir süre ücretsiz olarak dağıtılmaktaydı. Islahhâne adı verilen bu okullarda eğitim süreci 5 yıldı.

Mithat Paşa’nın bir başka mücadele konusu Bulgar ihtilal hareketleriydi. Rusların kışkırtmasıyla beraber ortaya çıkan Bulgar İhtilal Komitesi büyük bir Bulgar ayaklanması çıkarmayı hedefliyordu. 1867 Mayısında Filip Totiu komutasındaki Sırp ve Arnavut üyelerde oluşan 25 kişilik bir grup geniş çapta bir Bulgar ayaklanması çıkarmayı amaçlıyordu. İlk olarak Müslüman halkı tahrik etmek için çobanlık yapan beş küçük çocuğu öldürüp, Müslüman halkta da kendilerinden intikam alma hissi uyandırmaya çalışıyorlardı. Fakat Mithat Paşa halkı sakinleştirip bir Müslüman ve Hristiyan çatışması çıkmasını engellemişti. Bu isyan hareketleri bastırıldıktan sonra Tırnova’da yakalanan çete üyelerini ve onlara destek verenleri cezalandırmak için altı Müslüman ve altı gayrimüslimden oluşan Meclis-i Muvakkat(Geçici Meclis) kurulmuştu. Cinayet ve yaralanmalardan sorumlu tutulanlar hemen idam edilmiş, geriye kalanlar ise kürek cezasına çarptırılmışlardır.

Bu dönemde meydana gelen bir başka olay da “Vapur Hadisesi” idi. Mithat Paşa casusları sayesinde Cermenya adlı bir Avusturya gemisi vasıtasıyla ihtilalci bir grubun Rusçuk’a geleceği haberini almıştı. Bu kişilerin Avusturya gemisinde tutuklanmasının uluslararası bir soruna yol açması muhtemel olduğu için, pasaport kontrolü usulüyle gelenlerin kimlikleri tespit edilmişti. Kendilerine bir takım sorular sorulduğu esnada komiteciler silahlarını çekip ateş etmeye başladılar. Çıkan çatışmada çete liderlerinden birisi ölü, diğeri de ağır yaralı olarak ele geçirilmiş, daha sonra bu ağır yaralı olan çete lideri de hayatını kaybetmişti.

Mithat Paşa’nın Rus emperyalizmine karşı verdiği bu mücadelenin mükafatı(!) Mithat Paşa’nın azledilmesi olacaktır. Şöyle ki; Mithat Paşa’nın Rusya’nın Balkanlardaki emelleri önünde büyük bir engel teşkil etmesi üzerine Rusya, Osmanlı hükûmetine baskı yaparak Mithat Paşa’nın geri çağırılmasını istedi. Bunu da İstanbul Büyükelçisi Genel İgnatiyef eliyle yaptı. General İgnatiyef, Mithat Paşa’nın, Kavalalı Mehmet Ali Paşa gibi hareket ettiğini, onun da Kavalalı gibi Balkanlarda bağımsız bir devlet kuracağını iddia etti. Bunun üzerine Mithat Paşa 6 Nisan 1868 tarihinde Tuna Valiliğinden alındı ve Şura-yı Devlet başkanlığına getirildi. Böylece Balkanlarda Rus amaçlarına yardım sağlanmış oldu.

 

Devam edecek…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ