Masum İnsanları Vicdansız Birer İşkenceciye Dönüştürmek: “MİLGRAM” (2)

  • 04 Mart 2019
  • 293 kez görüntülendi.
Masum İnsanları Vicdansız Birer İşkenceciye Dönüştürmek: “MİLGRAM” (2)

Bu yazı dizisinin 1. kısmını oluşturan Masum İnsanları Vicdansız Birer İşkenceciye Dönüştürmek: “MİLGRAM” (1) başlıklı yazımızda; Milgram Deneyi‘nin arka planından, yani Stanley Milgram‘ın bu deneyi yapmak için kafasında kıvılcımlar yaktıran “Ash Deneyi“den söz etmiş ve yazımızı şu sözlerle bitirmiştik:

“Hannah Arendt’ın oldukça tepki gören tespitlerinden etkilenenlerden biri de 28 yaşındaki Stanley Milgram’dı. İşte bu genç psikolog,1961 yılının Temmuz ayında Yale Üniversitesi’ndeki tarihi deneyine başlarken, şu temel soruya cevap arıyordu: Sıradan hayat yaşayan zararsız bir insan, kendisi gibi bir insana zulmetmekte, acı çektirmekte ne kadar ileri gidebilir?


 

milgram-boys-og

Stanley Milgram, bu sorunun cevabını bulmak için bir elektro şok makinesi geliştirdi ve Yale Üniversitesi’nin bulunduğu Connecticut eyaleti New Haven şehrindeki yerel gazetelere, bir öğrenme yöntemi deneyi için gönüllü yetişkinler aradıkları ilanı verdi. Başvuranlar arasından, özellikle normal/sıradan bir mesleği olan ve normal/sıradan bir hayat sürdüren yetişkinleri denek olarak seçti.

Milgram Deneyi’nin Uygulanışı

Deney odasında, -her defasında- biri deney yöneticisi kılığında olmak üzere üç kişi bulunuyordu. Aslında denek gibi davranan diğer kişi de işbirlikçiydi. Denek, aslında odadaki tek deneğin/katılımcının kendisi olduğunu bilmiyor. Bilim adamı önlüğüyle deney yöneticisi rolünü oynayan şahıs, kura çekeceklerini ve iki kişiden birinin öğretmen diğerinin ise öğrenci olacağını söylüyordu. Tabii ki -deney icabı- kurada hile vardı ve deneğe öğretmen rolü çıkıyordu.

h

Denek, bir paravanın arkasına oturtulan öğrenciye elektro şok kablolarının bağlanmasına bizzat nezaret ediyor ve şokun fiziki etkisini hissetmesi için de deney başlamadan ona “40 voltluk hafif bir şok” uygulanıyordu. Öğrenci rolü oynayacak işbirlikçi, sandalyesine bağlandıktan sonra denek paravanın öbür tarafındaki elektro şok makinesinin başına oturtuluyordu. Elektrik şoku veren makinede 15’den 450’ye kadar çeşitli voltaj seviyelerine ait düğmeler vardı. Ayrıca bu düğmeler de ‘hafif şiddetli (75-120 volt), ‘şiddetli (135 – 180 volt arası)’ gibi etiketlerle gruplandırılmıştı. 375 volt ile 420 volt arası ‘tehlikeli’ diye gruplandırılırken, en yüksek şok seviyesi olan 435450 volt arası ‘XXX’ şeklinde gösterilmişti. Denekten, diğer tarafta elektro şok makinesine bağlanan öğrenciye elindeki kağıtta yazılan kelime eşleme sorularını sorması istendi. Yanlış cevapta öğrenciye elektrik şoku vermesi ve her yeni yanlış cevapta da bu şokun voltajını 15 volt artırması istendi. Denek, paravanın öbür tarafındaki öğrencinin her yanlış cevapta gerçekten de elektrik şokuna maruz kaldığını sanıyordu. Ama gerçekte öğrenciye her hangi bir şok verilmiyordu. Deneğin her voltaj artırımında öğrenciden duyduğu acı çığlıkları ise önceden kaydedilmişti ve kasetten çalınıp dinletiliyordu. Voltaj derecesi yükseldikçe, öğrencinin çığlık derecesi de yükseliyor, belli bir voltajdan sonra paravanı yumruklamaya başlıyor ve kalbinin sıkıştığını haykırıyordu. Belli bir voltaj düzeyinde ise öğrencinin sesi ve tepkisi artın tamamen kesiliyordu. Bu aşamada bir çok denek, deneyi durdurularak öğrencinin iyi olup olmadığını kontrol etmeleri gerektiğini söylüyordu. 135 volttan sonra bazı denekler, deneyin amacını sorgulamaya başlıyordu. Ancak çoğunluk, sonuçlardan sorumlu tutulmayacakları garantisi verilince, öğrenciye şok vermeye ve artırmaya devam ediyordu.

Denek, deneye artık son vermeleri gerektiğini söylediği her anda, yöneticinin 4 aşamalı sözlü uyarısına maruz kalıyordu. Deney yöneticisi rolünü oynayan kişi, şok vermekte “tereddüt eden” deneğe ilk olarak, lütfen devam et diye sesleniyordu. Ardından, deney, devam etmenizi gerektiriyor diyordu. Eğer yine tereddüt gösterirse, devam etmeniz çok önemli deniyordu. Son olarak, başka seçeneğiniz yok, devam etmeniz lazım uyarısı yapılıyordu. Bu son uyarıdan sonra da denek, deneye “devam etmeme iradesi” gösterirse, deney sonlandırılıyordu. Aksi halde deney, öğrenciye verilen şokun voltajı 450 volt olana kadar devam ediyor ve bu seviyede 3 kez elektro şok uygulanıyordu.

Milgram Deneyi’nin Sonuçları ve Anlattıkları  

Deney başlamadan önce Mile ilgram, deneklerin çoğunun bir başkasına 150 volttan fazla elektrik şoku vermeyi reddedeceği tahmininde bulunmuştu. Yale Üniversitesi’ndeki bir grup psikiyatrist ve psikolog arasında yaptığı ankette de, deneklerin sadece % 1’nin 450 volta kadar çıkacağı tahmini yapılmıştı. Ama öyle olmadı ve herkesi şok eden bir sonuç ortaya çıktı:

İlk deney grubunda bulunan 40 denekten 26’sı, yani yüzde 65’i, acı içinde bağıran öğrenciye kulaklarıyla duydukları halde, otoriteye itaat ederek 450 voltaj uygulamaya kadar çıktı. Daha da vahimi, deneklerin tek biri bile, 300 volt seviyesinden önce deneyi bırakmadı.

Deneklerin çoğunun, paravanın öbür tarafındaki kişi acılar içinde çığlık atarken, büyük bir stres ve huzursuzluk yaşadıkları belli oluyordu. Kiminde terleme, kiminde elini/dudağını sıkma gibi vücut haraketleri oluşuyordu. Ama buna rağmen, otoritenin emrine itaat edip voltajını artırarak şok vermeye devam ediyorlardı. Peki ne anlatıyordu bu deney? Milgram, ‘İtaatin Riskleri’ başlıklı makalesinde şu tespitleri yapar:

Deneklerin kötülük yaptıklarını düşünmediklerine dikkat çekiyor. Bir zulmün parçası olan sıradan insan, sadece görevini yaptığını düşünüyor. Böylece, içinde herhangi bir nefret ve düşmanlık hissetmeden de muazzam bir yıkıcılığın parçası haline gelebiliyor. Ahlakın temel ilkeleri ile çatışan bir hareket yapmaları istendiğinde, çok az insan bu emre direnebiliyor. Bir hiyerarşinin ve otoritenin emrini yerine getirdiğini düşünen kişi, oluşan zalimlikten kendisini sorumlu görmüyor. Milgram’a göre bu itaatin zararlı sonuçlarının oluşmaya başladığı kritik eşik. Bu eşiği geçen kişi her kötülüğü yapmaya hazır hale geliyor. Yine deneğin, öğretmen rolünü kurayla kazandığını düşünmesi de çarpıcı bir detaydır. Yani, denek, aslında elektrik şoku verilecek öğrenci de olabilirdi. Bu durumda, yan odada elektrik şokuyla acı çeken kişinin kendisi de olabileceğini bildiği halde, hiçbir empati hissi yaşamadan otoriteye itaate devam ettiler.

Milgram, sonradan deneyini, itaatin farklı varyasyonlarını test ettiği daha izole faktörlerle de tekrarladı. Bir varyasyonda, deneyi daha az bilimsel görünen bir mekan ve ortamda yaptı. İtaat oranı yüzde 48’e kadar düştü, ancak hala çok yüksek bir orandı. Bir başka varyasyonda ise deney yöneticisi rolünü oynayan deneğin yanı başında oturmak yerine telefonla yönetti. Odada otorite figürü olmayınca, deneklerin sadece yüzde 21’i 450 volta kadar çıktı. Milgram, odada otorite olmayınca, bazı deneklerin voltajı her yanlış soruda 15 volt artırmak yerine daha düşük voltajda şok verdiklerini gözlemledi.

İlginç bir başka varyasyonda ise deneğin yanı başında, bir yerine en az iki otorite figürü yer aldı. Bu iki otorite figürü, voltaj yükseldikçe,  kendi aralarında deneğin de duyabileceği yükseklikte, devam edip etmemeyi tartıştı. Bu varyasyonda, tek bir denek bile devam etmedi. Yine, öğrenci ile denek arasındaki mesafe de sonucu etkileyen bir başka faktördü. Şok verdikleri öğrenciyi gözleriyle de gören deneklerin sadece yüzde 40’ı itaata devam edecekti. Kurbanı görmek, empatinin gücünü artırıyordu. Cinsiyetin de çok fark oluşturmadığı tespit edilecekti. Kadın denekler de erkek deneklerle nerdeyse aynı oranda otorite emirlerine itaat sergileyerek zulmü sürdürüyordu. Tek fark, kadınların kendi iç dünyalarında çatışma yaşadığı daha belirgin gözlemlenebiliyordu.

*

*

Konunun 1. bölüm yazısına, aşağıdaki başlığa tıklayarak ulaşabilirsiniz:

Masum İnsanları Vicdansız Birer İşkenceciye Dönüştürmek: “MİLGRAM” (1)

*

*

Kaynak:

Bu yazı http://amerikabulteni.com/ sitesindeki bir paylaşımdan derlenen bir yazıdır:

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ