Kültürel Kökenlerimiz Melamilik,Fütüvvet ve Ahilik Üzerine -I-

Murat Kavak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 56 makalesi bulunuyor.

Malazgirt savaşının ardından Anadolu’ya geldiğimizde bu bu topraklar kökeni binlerce yıla uzanan geniş bir kültür barındırıyordu.Mimarisiyle,sanatıyla,yerleşik hayata geçmiş tarım toplumları olan Hitit,Pers,Roma kültürü ile yoğrulmuş bereketli topraklar üzerinde zengin bir birikim oluşturmuştu.Daha çok göçebe bir toplumun yerleşik hayata uzak kültürüyle yoğrulmuş insanları işte böyle bir birikimin üzerine kendi kültürlerini getirdiler.Yerleşik hayata geçerken mimaride,ticarette,sanatta bu toprakların yoğun kokusunda etkilenip,öğrendiklerini yeniden yorumlayarak yepyeni bir hayat tarzı geliştirdiler.İşte günümüze kadar gelen kültür kökenimizin asıl tohumlarının atıldığı dönemin başlangıcı o yıllardı.

Tarihin o dönemlerinde toplum yapısının ana hatlarını dini inançlar oluşturuyordu.Büyük Selçuklularda özellikle Nizamiye medresesinde edinilen birikim,büyük siyaset adamı Nizamülmülk’ün öncülüğünde kurulan Nizamiye Medreselerinden gelen altyapı,İran etkisini hissettiren devlet hiyararşisi ve İslamın etkisiyle şekillenen sosyal hayat Anadolu’da yepyeni bir düzen ve medeniyet inşa etmeye başladı.Bu medeniyetin üzerinde yükselen Anadolu Selçukluları ve Osmanlı döneminin en güçlü devletleri oldular.

Bizlere tarih derslerinde hep savaşlar anlatılır.Malazgirt savaşı şu yılda oldu,bu savaşın ardından şuraları egemenlimiz altına girdi,şu savaştan sonra bu bölgeler kaybedildi vs..Oysa tüm bunların ardında tüm düzeni oluşturan hem siyaseti hemde yaşam şeklini biçimlendiren kültürel bir alt yapı vardır.Kurulan güçlü devlet köklerini hangi sosyal dayanaklardan almaktadır?O dönemlerin dünya görüşünü,yaşayış tarzını belirleyen inanç,kültür,ekonomik düzenin devletin şekillenmesini sağlayan dinamikleri nelerdir? Bunlar üstün körü hatta hiç analiz edilmeden geçiştirilip atlanır.Oysa bir toplumu tanımlamak için hangi savaşları kazandığından çok bu savaşları kazanabilecek alt yapının köklerini tanımlamak,bunlar üzerinde fikir sahibi olmak gerekir.

XI.-XII yüzyıllar bu bakımdan sonra gelecek tarihi sürecin belirlenmesinde kilit öneme sahip gelişmelere sahne olmuştur.İşte Malazgirtten başlayan Anadolu tarihimizi ve günümüze kadar gelen dilimizde,sanat anlayışımıza,İslamı yorumlama biçimimize,yükselişlerimizde gerileyişlerimize kadar bu yüzyıllar son derece önem arz eden gelişmelere sahne oldular.Konu çok kapsamlı olduğundan burada tüm bunları ele almak elbette mümkün değil.Bu bakımdan toplumu şekillendiren ve Osmanlı devletinin temel yapı taşı olan iki kavram üzerinde durmak daha doğru bir yaklaşım olacak.

Bu iki kavramın Melamilikten köklerini alan Futüvvet’ve Ahilik teşkilatının, toplumun sosyal dokusunu nasıl etkilediği meselesiyle sınırlı kalacaktır.İslamın tasavvufi meşrebi olan,Horasan ve Nişaburda yoğun olarak gözlemlenen Melamilik ile kökeni Arap yarımadasına dayanan Futüvvetin Anadolu topraklarında nasıl kaynaştığı,bu iki birbirine yakın din anlayışının Anadoluda Ahilik teşkilatı ve Alperenlerle nasıl vucut bulduğu bu iki kurumun sosyal yapının dokusunu belirlemekle kalmayıp,siyasal teşkilatın oluşmasındaki belirleyiciliği özet olarak anlatılacaktır.

Futüvvet,sözlükte,genç,yiğit,civanmert,delikanlı,cömert vb anlamlara gelen “feta” kelimesinden türetilmiş bir kelime olup,tasavvuf hareketi içerisinde literal anlamınıda içerecek biçimde daha ziyade isar ağırlıklı bir kavram olarak kullanılmıştır.Kelimenin ana yurdu Arap yarımadası olup tarihi seyiri bu coğrafyadan başlamış daha sonra geçirdiği aşamalarla,uygulandığı bölgelerin yaşayış,kültür,siyaset gibi olgularından etkilenerek tarihi seyirde değişik aşamalarda kendine uygulama alanı bulmuştur.

Araştırmacıların hemen ortak görüşüne göre fütüvvet tarihi seyrini dört aşamada gösterir.

-Cahiliye fetasıyla bağlantılı şekilde İslam’ın ilk yüzyıllarında belirmeye başlayan”sosyal kavram olarak fütüvvet”

-IX. yüzyılda sosyal bir yapılanma halinde gençler arasında sosyal,ekonomik,siyasal bir kurumsallaşmaya dönüşen Abbasiler’in son döneminde resmi bir devlet kurumu haline getirilen “teşkilat olarak fütüvet”

-IX. yüzyılda,artık ferdi yaşayış biçiminden sıyrılıp kurumsallamaya başlayan,tassavvuf hareketine paralel olarak sufilerle iç içe geçen”tasavvufi fütüvvet”

-Esnaf tabakasıyla bütünleşerek yine bir sufi kurum kimliğini geniş şekilde koruyan,mesleki teşekkül niteliğindeki “Ahilik fütüvveti”

Tarihsel olarak yukarıda bahsi geçen fütüvvet anlayışı İslam’ın ahlak anlayışı,tasavvufi yorumu ile birlikte Anadolu coğrafyasında kendine özgü bir anlayışla şekillenip adeta sosyal bir doku haline gelmiştir.Özellikle İbni Batuta’nın seyahatnamesindeki notlarından da anlaşılacağı üzere geri plandaki melami anlayış ve fütüvvet kavramı beraberinde Ahilik denen yüksek ahlakla bezenmiş bir anlayışı topluma egemen kılmış,Anadolu özellikle Mogol baskısını çok yaşamadığı bir dönemde bugün bir çoklarının ütopya diyebileceği bir sosyal ahlaki bir yapı olarak kendini göstermiştir.

YAZARIN SON YAZILARI
Hayret - 21 Ekim 2017
Toprağa Benzer Kalbimiz - 20 Ağustos 2017
Arayış Teodise - 30 Haziran 2017
16 Mayıs 1919-Manisa - 26 Mayıs 2017
Persona Koleksiyonu - 19 Nisan 2017
HAKİKATE KÖR OLMAK - 1 Nisan 2017
Mirasyediler Derneği - 10 Mart 2017
Dike,Themis ve Nomos. - 25 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ