KÖLELİK DÜZENİ

Mesut Erdemir

Yazarın şu ana kadar yazılmış 110 makalesi bulunuyor.

İşkur’un resmi internet sitesinde “Özel İstihdam yani kölelik büroları ile ilgili “Özel İstihdam Büroları, özel hukukun koruması altında ve belirli bir sözleşme çerçevesinde işe yerleştirme faaliyeti karşılığı sadece işverenden ücret alarak, iş arayandan herhangi bir ücret ya da komisyon almaksızın, Türkiye İş Kurumundan yetki almak şartıyla, işgücü piyasasında iş arayanlarla eleman arayanlar arasında, bir işyerinde veya 9/6/2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanununda yazılı araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzer yayın araçlarından biri ile en etkin şekilde aracılık hizmeti sağlayan gerçek ya da tüzel kişilerdir.” açıklaması yer almaktadır.

Bu konuyla ilgili yayınlanan genelge ise;
“Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, özel istihdam bürolarının seçimine, izinlerinin verilmesine, çalışma ve denetimine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 25/6/2003 tarihli ve 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununun 32 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. ” maddeleri yer almaktadır.”20160302_103101

Adamlar bu konuyla ilgili bütün bir yasal zemini hazırlamışlar. Türk-İş ise imza masalarıyla kölelik sözleşmesine itirazını yükseltmeye başladı. Eylem biçiminin bu olmaması gerektiğini kendilerine ifade ettiğimde bana hak verdiler. Aydınlık Gazetesi yazarlarından Yıldırım Koç’un bu konuyla ilgili yazısını okudunuz mu diye sorduğumda yazıyı dikkatle okuduklarını ve Koç’a hak verdiklerini ve bu konuda yapılması gereken eylemin bu olmadığını ifade ettiler.

20160302_110050
Yıldırım Koç’un ilgili yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

HÜKÜMETİN ANLADIĞI DİLDEN KONUŞMAK

Türk-İş Başkanlar Kurulu 24 Şubat günü Bursa’da toplandı. Toplantı sonrasında Türk-İş Gn. Baş. Ergün Atalay yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Kiralık işçilik ile ilgili yasanın olumsuzluklarını toplumun tamamına anlatmak için Pazartesi günü 81 ilde imza kampanyası başlatıyoruz. İşçiyi, esnafı, çiftçiyi, Türk halkını buraya davet edeceğiz. Kiralık işçilik de satılık işçilik de istemiyoruz. Sloganımız budur. Bu imzaları hafta sonu AK Parti il başkanlıklarına teslim edeceğiz. Bu sürede sokak sokak, ev ev, kasaba kasaba dolaşarak bu yasanın zararlarını anlatacağız.”

KİRALIK İŞÇİLİK ZATEN VAR
Gündemdeki konu, “kiralık işçilik” değil. 2003 yılı Haziran ayından beri yürürlükte bulunan İş Kanununun 7. maddesine göre zaten Türkiye’de “kiralık işçilik” var. “Kiralık işçilik” Türkiye’de 13 yıldır uygulanıyor.
Sermayedar sınıfın istediği, özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisinin verilmesi.
Emperyalist ülkelerde özel istihdam bürolarının böyle bir yetkisi var.
Avrupa Birliği bu konuyu 19 Kasım 2008 günü kabul ettiği 2008/104/EC sayılı yönergesiyle düzenlemiş.
Uluslararası Özel İstihdam Büroları Konfederasyonu (Ciett) her yıl özel istihdam büroları aracılığıyla işçi kiralamaya ilişkin bir rapor yayımlıyor (The Agency Work Industry Around the World). 2014 yılında bu konfederasyona bağlı özel istihdam büroları yaklaşık 60 milyon işçiyi kiraladı.
Özel istihdam bürolarının işçi kiralaması uygulaması Türkiye’de birkaç kişinin aklına gelmiş rastgele bir düzenleme değil. Kapitalist sistem, 1970’li yılların ortalarında girdiği genel durgunluk ve özellikle de 2008 yılında girdiği üçüncü küresel krizden asgari zararla kurtulmak için, işgücü maliyetlerini düşürmeye çalışıyor.
Türkiye’de bu konudaki saldırı 2002 yılında başladı. Kriz derinleştikçe, saldırı yoğunlaştı. Bugün de gündemimizde.

İMZA DEĞİL GÜÇ KONUŞUR
Hükümetin üzerinde bu konuda büyük bir uluslararası baskı var. Yerli sermayedarlar da işgücü maliyetlerini düşürmek ve işçilerin örgütlü gücünü daha da zayıflatmak için özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisinin verilmesini istiyor.
İşçi sınıfının karşısındaki güç bu kadar büyük. Diğer bir deyişle, bu iş çocuk oyuncağı değil.
Bu büyük gücün karşısında nasıl duracaksınız?
81 ilde imza masaları açtınız; 100 bin kişiden imza topladınız. Bu imzaları da AKP il başkanlıklarına verdiniz. Onlar da bu imzaları Başbakan’a iletti.
Başbakan bu tasarıyı geri mi çekecek?
100 bin kişinin imzasıyla emperyalist sistemin oyununu bozacaksınız, öyle mi?
Herhalde şaka yapıyorsunuz.
Herkesle, onun anladığı dilden konuşacaksınız. Kişilerin ve kurumların anladığı dil de zaman içinde, koşullardaki değişikliklere göre değişir.
Ekonomik durum iyiyken anlaşılan ve kullanılacak dil farklıdır, ekonomik durum kötüyken ve daha da kötüleşirken anlaşılan ve kullanılacak dil farklıdır.
Türkiye’de bugün Hükümetin anladığı dil ne?
Ne yaparsanız, emperyalistlerin ve yerli sermayenin hükümet ve AKP üzerindeki baskısını dengeleyebilir ve geriletebilirsiniz?
Sokaktan toplanan 100 bin imza bu iş için yeterli olsaydı, ne ala.
Seçimler yapıldı. Hükümetin işçinin oyuna da ihtiyacı yok. Ama uluslararası ve yerli sermayenin kaynaklarına büyük ihtiyacı var.
Hükümetin anladığı dil, Artvinlilerin kullandığı dildir. Günümüzde artık o dil geçerli. O dili konuşmayı öğrenemezseniz, sizin konuştuklarınızdan Hükümet hiçbir şey anlamaz. Anlamayınca da ona derdini anlatacak dili bilen sermayedar sınıfın dediklerini yapar.
Cesaretiniz varsa o dili kullanın!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ