Kitap Sizi Satmaz

Murat Kavak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 56 makalesi bulunuyor.

Gençtim,içine doğduğum hayata karşı sonsuz bir merak kuşatırdı beni.Bu merakımın cevabının bilgi denen hazinede olduğunu anladım.İşte o günden beri okuyor,bilgiyi kendime bir araç değil bir amaç ediniyorum.

Benim için tüm insanların hali şuydu:

Bütün insanlar hayata geldikleri,ete kemiğe büründükleri dünya tamamı kapalı bir depo gibi bir yerdi.Bu dünyaya gelmiş herkese dışarıyı algılayabilmeleri için akıl ve duyu verilmiş,bu kapalı alandan dışarıya bakabilmeleri için küçük bir pencere tahsis edilmişti.Bu kapalı alanda herkes bu pencereden dışarı bakıyor ve anlamaya çalışıyordu.İşte bilmek demek insanın dışarıya baktığı bu pencereyi elleri ile kazarak genişletme faaliyetiydi.En geniş penceresi olan alimler,iyice genişlettikleri pencerelerinden dışarıdaki gökyüzünü,ovaları,ağaçları,kuşları görüyor,deponun içinde birbirleriyle uğraşmaktan pencerelerini genişletme zahmetine girmeyenler de birbirleriyle uğraşıp dışardan habersiz kendilerine ayrılan zamanı tüketiyorlardı.Kimisinin penceresi iyice küçülüyor,kimisi ise içinde bulundukları karanlıkla tükeniyorlardı.

İşte bu tasavvurum,beni penceremi genişletmek için kitaplara yöneltti.Merak etmek en başta soru sormaktır.Sorular sordum,sordukça içimdeki merak ateşi çoğaldı.Bu ateşi söndürmek için her çabam ise ateşi daha da alevlendirdi.O zaman anladım ki, bildikçe ne kadar az şey bildiğini anlıyor insan.Bir göl zannettiği su birikintisinin bir okyanus olduğunu,okyanusunda sonsuzluğa açıldığını anlayabiliyor.Merak,soruyu doğuruyor,soru araştırmayı sorgulamayı ve düşünmeyi sağlıyor.Düşündükçe yeni meraklar yeni sorularla karşılaşıyorsunuz.Yeni sorular yeni meraklara gebe..Bitmeyen tükenmeyen bir pınarın başında doya doya su içmek gibiydi bilmek,bildikçe bilmediğini fark etmek…

Zamanla bilme isteği bende bir aşka dönüştü.Bilme isteğini diplomadan,kariyerden,sosyal tüm getiriden soyutladım.Bilmenin kendisi benim için bir amaç,gerisi araç olmuştu.Hiç bir zaman diploma için okumadım.Yeni bir şey öğrenmeden geçirdiğim bir gün olduysada o günü hayatımda yaşanmamış saydım,hayat takviminden koparıp attım.

Bilginin kaynağı kütüphanelerdi önce.Kütüphaneye gider,ciltli sararmış sayfaların arasına dalar kitap kokusunu içime çekerdim.Gençliğimin ilk yıllarında kütüphanede kokladığım kitap kokusu gibi güzel bir koku bilmedim.Raflarda sıralanan okumadığım her kitabı ölesiye merak ettim.O kadar çoktular ki,bu kitabı okumadan bu hayata veda etmemeliyim diye düşünüp yaşamayı sevdim.

Hayata baktığım pencereyi tırnaklarımla genişletme çabasıydı okumak.Onlar size asla arkasını dönmeyecek dostlardı.Ciltli kalın kapakların içine hapsedilmiş büyük bir zihnin sizinle sohbetiydi.Bazen Tolstoy sohbet etti benimle bazen Hemingway…Yeni bir ansiklopedi keşfettiğimde çocuk gibi sevinirdim.Doğayı merak ettim mesela.Yere düşen bir yaprak başkası için üzerine basıp geçilecek gereksiz bir şeyken benim için içinde harikalar diyarını barındıran harikalar diyarıydı.

Tarihi merak ettim…Bazen Büyük İskenderle birlikte Perslerle savaşır,bazen Hun İmparatoru Atilla’nın sarayına gider bazen,Yavuz Sultan Selim’in Sina çölünü geçişini düşünürdüm.Bir zincir gibi birbirine bağlanan ucu gelip günümüze dayanan,neden sonuç ilişkisinin sonucuydu tarih.Geçmişi anlamadan şimdiyi anlamak olası değildi.Geçmiş yaşamların zorluklarını bilmeden şimdinin rahatlığını anlayabilmekte mümkün görünmüyordu.Zaman zaman bir Melami dervişi olup Anadoluya gittim,zaman zaman Yunus Emre ile aynı kuyudan su içtim.Bazen Mevlana’nın dergahında bir mürit, bazen Keops pramidinde çalışan bir işçiyleydim.Tüm bunları bana işte o rafta duran kitaplar sağladı.

Televizyonda açık oturumlarda konuşan bimediğim şeylerden bahseden uzmanları gördüğümde onları ölesiye kıskandım.Makamlarını,ünvanlarını değil,zihinlerini kıskandım.Bilgili bir insanla sohbet ab-ı hayattan su içmek gibi bir şeydi benim için.Dedikodudan yılandan kaçar gibi kaçarken,bir kitaptan bahsedenler beni mıknatıs gibi çekti.

Filozofları sevdim.Zihinlerinde bilgelik sevgisinin bayrağı dalgalanan aydınlık insanlardı onlar.Onların sınırsız düşünce dünyasında gezinti yapmak uzay yolu dizisindeki uzay aracı Atılganda seyahat etmek gibiydi.Önce Platon şok etti beni,ayaklarımdan tutup yere indirense Aristo oldu.Harakletios yaşamdaki değişimi anlattı,Platinos insanın içsel seyahatini.İbni Sina’nın bilgelik sevgisini gördüm,kendimi dağın yanı başında duran çakıl taşı zannettim.Hume aklıma şüphe tohumları ekti,Kant aklımı başıma getirdi.Schopenhauer tüm ışıkları kapattı,Yunus Emre orada bir mum yaktı.Tolstoy’un insan sevgisine,Dosteyevski’nin detaycılığına,Peyami Safa’nın dünyasına saygıyla baktım.Şiiri Pir Sultan Abdal öğretti,İsmet Özel’in mısraları titretti beni.Arada mısra mısra dolaştığım,uykusuz gecelerde sırdaşım olan şairlerde oldu pek çok.

Hz Peygamber’in ahlakı,Kuran’ın ışığı ise aydınlattı beni,Her an yüzlerce çiçek açan,her çiçeğinden bilgelik ve ahlak fışkıran bir ağaç gibiydi Kuran.Ayet Ayet satır satır defterlerime yazdım.Tefsir tefsir gezdim.Bir soru sordum ona, cevabını bazen beş yıl sonra verdi.Her okuyuşumda yeni bir şey söyledi bana en büyük hayranlığım onaydı.

Doğayı onda buldum,ahlakı,insanlığı,sevgiyi,kozmolojiyi,hayret duygumu,hayranlığımı ve en önemlisi huzurlu bir mutluluğu.Şimdi gittikçe büyüyen bilgi denizinin kıyısındayım hala,ayaklarım hiç suya değmemiş hemde.

Okudum insan olmanın okumak,bilmek ve bildiklerini yaşamak olduğunu anladım.

Bilmek insanı,insanlaştırıyor,bilgi denizi kibri kırıyor,bilgiyi paylaşmak ise onu büyütüyordu.

Kitaplar sizi asla satmayacak,karanlıkta yolunuzu aydınlatacak yaşamınıza,yaşam katacak yıdızlardı.

YAZARIN SON YAZILARI
Hayret - 21 Ekim 2017
Toprağa Benzer Kalbimiz - 20 Ağustos 2017
Arayış Teodise - 30 Haziran 2017
16 Mayıs 1919-Manisa - 26 Mayıs 2017
Persona Koleksiyonu - 19 Nisan 2017
HAKİKATE KÖR OLMAK - 1 Nisan 2017
Mirasyediler Derneği - 10 Mart 2017
Dike,Themis ve Nomos. - 25 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ