KİRLİ İTTİFAK : YETMEZ AMA EVETÇİLER

KİRLİ İTTİFAK : YETMEZ AMA EVETÇİLER

AKP’nin 2002 yılından bugüne Türkiye’yi adım adım bir parti devletine dönüştürerek fiili Başkanlık rejimine geçmesinde her zaman yanında yer alanların başında Türkiye’nin Kuruluş Felsefesine ve Cumhuriyet Birikimine saldıran “Yetmez Ama Evetçi” olarak isimlendirilen çevreler gelmiştir. Bu çevreler başta Kürt sorunu olmak üzere tüm meseleleri bu ülkenin sağcı, gerici, islamcı ve piyasacı çevreleriyle çözmeyi temel almışlardır.

İçinde Türkiye’nin komprador burjuvazisinin züppeliğini temsil eden liberallerin, Cumhuriyet ve aydınlanma düşmanı siyasal islamcılarının, her türlü emperyal insan haklarıcı ve sahte demokrasi gösterilerinin değişmez destekçisi olan dönek solcuların ve Kürt milliyetçilerinin yer aldığı bu cephe AKP’ye verdiği ödünsüz destek ile her defasında devrilme tehlikesi yaşayan AKP’yi düştüğü çukurdan çıkararak iktidarı bütünüyle kontrol edip rejimi değiştireceği bugünkü diktatörlüğüne ve gücüne kavuşturmuştur. Faşizmin geniş bir kitle tabanı oluşturması ve AKP’nin her seçimde bunların desteğiyle büyümesi gerçeğini nasıl unutacağız??

Bugün Fetullahçı çetelere benzer şekilde kendilerini AKP ile demokrasi adına mücadele ediyor konumuna sokma gayretinde olan bu çevrelerin son 13 yıllık dönemde AKP gericiliğiyle oynadıkları roller ve çevirdikleri dolaplar gerçek demokrasi mücadelesinde ne kadar samimiyetsiz ve güvenilmez olduklarına da işaret etmektedir.

Bu ülkenin kuruluş ilkeleriyle, Cumhuriyetin kazanımlarıyla, gerçek demokrasinin ayrılmaz bir koşulu olan ödünsüz bir laiklikle her zaman kavgası olan bu “Yetmez Ama Evet”çi çevrelerin bugün AKP ile geçici kavgası bizleri hiçbir zaman yanıltmasın. Yükselecek yeni bir Cumhuriyetçi, Kemalist, Sosyalist, Halkçı ve Toplumcu mücadele bunların tamamını yeniden AKP’nin eteğine itecektir. Büyük Haziran/Gezi direnişinde AKP’yi iktidardan düşeceği korkusu sarmıştı bunları. Kendilerini siper etmişlerdi AKP’ye. Mücadele eden milyonlarca yurttaşa darbeci sıfatı takmışlardı. Nasıl unuturuz.

Fransız devrimcilerinin Jakobenizmle, İtalyan devrimcilerinin Garibaldi ile, Latin Amerikalı sosyalistlerin Bolivar ile, Çinli aydınların Sun Yatsen ile yakınlıkları ne ise Türkiye’nin devrimcilerinin de bu gerici, aydınlanma ve Cumhuriyet düşmanı cephe karşısında Kuruluş Felsefesi ve İlkeleriyle, Kemalist Devrimle yakınlığı hiç bir zaman kopmayacaktır. Halan Emperyalizm çağında yaşıyoruz. Emperyalizmin başta Ortadoğu olmak üzere yeni bir paylaşım savaşına, büyük katliamlarına, insanlığın ne büyük acılar yaşadığına yeniden tanıklık ediyoruz. İran’dan Libya’ya kadar yayılan katliamlar ve terör giderek ülkemizde de büyüyor. Bu emperyalist saldırganlığa karşı gerçek bir anti emperyalist cehpe vazgeçilmez hale geliyor. Ama kimlerle???

Kuruluş felsefesi ile sınırsız ve doğrudan demokrasi özlemlerinin bir araya geldiği, bu ülkede başta Kürt sorunu olmak üzere gerçek bir halk demokrasisini yeniden kuracak gerçek ortak uzlaşının Gezi Direnişine Mustafa Kemal bayraklarıyla katılan milyonlarca genç bize göstermişti. Bu büyük Haziran uzlaşısı 1950’lerden bu yana bu ülkeye musallat olan karşı devrimi de yıkacak, böylelikle Kürt meselesi de olmak üzere tüm bekleyen sorunları bu ülke sınırları içinde gerçek bir anti emperyalist eksen çerçevesinde toplumcu ve halkçı bir şekilde çözecek birikimi de ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda Ortadoğu’da kaos ve yıkım altındaki halklar açısından da kurtuluştur.

AKP ve PKK/HDP arasında Açılım örtüsü altında yürütülen, bugün yeniden başka şartlar altında masaya oturmak için buzdolabına kaldırılan Kürt Açılımı Ortadoğu’da ABD emperyalizminin AKP’ye verdiği eşbaşkanlık rolünün gereği olarak bir Sünni blok liderliği projesinin bir parçası olarak oluşturulmaktadır. Suriye ve Irak’taki yıkım ve savaşı ateşleyen, artık Cumhuriyet ekseninden çıkarılarak bir diktatörlüğe dönüştürülen Türkiye’yi kanlı ve sonu belirsiz maceralara sürükleyen bir korku senaryosu AKP iktidarı eliyle gerçekleşmeye başlamıştır. Kürt hareketinin bugünlere kadar AKP ile hayata geçirdiği ittifakın geçici olarak Ortadoğu’da ortaya çıkan durum nedeniyle bozulduğu görülmektedir. Yaşanan terör ve yıkım sonuçta emperyalizmin tüm bölgede planladığı şekilde bir arada yaşayan halkların arasına da düşmanlık ekmektedir. Ulusların etnik ve mehzepsel olarak parçalanması ile Irak ve Suriye’den sonra Türkiye’nin de bu eksenler içinde hızla ötekileştirilen, birbirine düşman haline getirilen topluluklara bölüneceği bir süreç başlatılmıştır.

Şüphesiz ki AKP iktidarı ile birlikte emperyalizm tarafından kara gücü haline getirilen PKK bu senaryoların baş oyuncularıdır. Bu açıdan bu ülkenin ve Ortadoğu’nun enternasyonalist, aydınlanmacı, devrimci, halkçı, toplumcu, anti faşist ve sosyalist perspektiflerine sahip akımları ve insanlarının bu gelişmeleri iyi anlayarak AKP’ye karşı mücadele ettiği gibi içine Türkiye’yi de alan Ortadoğu’daki emperyalist planlarda rol alan ve çözümü terörde gören PKK gibi çevrelerle de mücadele edilmesi gerektiği açıktır.

Aydın Erdemir

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ