Kelimeler ve Kültür İlişkisi Üzerine

Murat Kavak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 56 makalesi bulunuyor.

Yıllar önce İngilizceye çevirmem için bir metin verildi.Bu uzun bir tanıtım metniydi.Üzerinde çalışmaya başladım.Sorun yoktu.Rahatlıkla çevirebiliyordum,Ta ki karşıma bereket kelimesi çıkana kadar.Metni okuyacak kişi dünya çapında bir firmanın yönetim kurulu başkanıydı.Bu kişinin anlayabileceği şekilde bereket kelimesi nasıl çevrilebilirdi?
Bizim için hayatımızın, inancımızın parçası olan bu kelimeyi,böyle bir kültürden ve geçmişten gelmemiş bir kişiye anlatmak hemen hemen imkansızdı.İşin içinden çıkılmayacağını anlayınca bolluk anlamında bir kelime seçerek çeviriye devam ettim.
Ancak bu çalışma sırasında yaşadığım bu zorluğun altında yatan kültür ve dil ilişkisi zihnimin bir tarafında derinlemesine incelenmek üzere kaldı. Sanki kelimeler, üzerilerine anlam yüklenen ve bu anlamın yaşadığı toplumun içinde nesilden nesle zenginleşen bir canlı organizma gibiydi. Ya da sadece belirli bir toprakta veya mevsimde yetişen bitkilere benziyorlardı.Nerede veya hangi kültürde ortaya çıkmışlarsa o kültürü şekillendiren inançlardan,çevresel koşullardan,örf ve adetlerden etkilenerek insanların dilinde zenginleşen bir ortak paydaydı .Bereket kelimesi de tıpkı nimet veya rızk gibi kökeninde dini ve sosyal etkiler bulunan ve girdikleri kültürlerin elbisesini giyen yazarlar ve şairler tarafından süslenen bir sözcüklerden biriydi.
Toplumlar, kelimelere yükledikleri ortak anlamlarla iletişimlerini sağlayabiliyorlar.Bu anlamlar sadece toplumun inanç ve yaşantısından değil, tarihi süreçten köklerini alıyor.Eğer bir toplum bir kelimeyi unutur veya hafızasından siler ise o kelimenin anlam bağlamındaki tarihsel kökeniyle de bağlantısını koparmış oluyor.Bu bakımdan dil toplumların ve insanın kendi geçmişi ile bağlantısını sağlayan zincir gibidir.
İletişimin çok hızlı boyuta çıktığı,mobil cihazlar ile günlük yaşamımıza kadar girdiği günümüzde dilin bundan etkilenmemesi mümkün değil.İnsanlar birbirlerine görünmeyen bir bağ ile sanalda olsa bağlanmış durumda.Sosyal yaşamda çok karşılaşmadığımız bir arkadaşımızı facebook üzerinden takip edebiliyoruz.Eğer yabancı dil biliyorsanız dünyada milyonlarca kişi ile iletişim şansınız var demektir.Böyle bir dünyada tabi ki kültürlerin dolayısıyla da dilin gelişimi yeni bir boyut kazanıyor.Sosyal medyaya özgü kelimeler dilin bir parçası olmaya başlıyor.Bu yeni iletişim biçimi bazı çevreler tarafından eleştirilse dahi modern yaşamın bir parçası olmuş durumda.
İşte bu noktada edebiyat devreye giriyor.Bir türlü yerli yerine oturtamayıp,toplumca sahiplenip benimsemediğimiz bir sanattır edebiyat. Bir çeşit kelime işçiliğidir.Kelimeler sözlükte çıplaktır.Kelimeleri giydiren,süsleyen,duruş ekleyen edebiyatçılardır.
Edebiyatın kendi yetiştiği kültürün kokusunu ve renklerini barındırması kadar doğal bir şey olamaz.Örneğin bizim kültürümüzde ekmek kavramı nimet anlamında kullanılırken aynı dinin mensubu olduğumuz Araplarda bu kavram yoktur.Ekmek kelimesine bizdeki nimet kavramı veren elbiseyi kültürümüz kökeni yüzyıllara varan bir süreçte giydirmiştir,bize özgüdür.Kelimeler kavramlaşır,kavramlar yaşantımızı etkiler.
Bizim önemli edebiyatçılarımızın resimleri okul duvarlarını süslemez.Edebiyatçılarımız arasında ideolojik ayrım yapılır.Yirminci yüzyılda yetiştirdiğimiz edebiyatçılar arasında önemli isimlerin bir çoğu devletle kavga etmiş,en güzel eserlerini dört duvar arasında yazmak zorunda kalmışlardır.Bu acı tablo dilimizin,düşünce dağarcığımızın bugünkü halinde önemli rol oynamıştır.
Fikir üretene terör üretiyor mantığı gibi hastalıklı , şizofrenik, obsesif yaklaşımlar özgür düşünme yerine hakim ideolojinin borazanlığını teşvik eden bir anlayış üretmiştir.Toplum ve devlet Mehmet Akif’i baş tacı ederken Nazım’a Kemal Tahir’e,Orhan Kemal’e üvey evlat muamelesi yapmıştır.
Edebiyatın kuruduğu,çölleştiği kültür toprakları üzerinde medeniyet bahçesi yetişmez.Medenileşmek sadece zenginleşmek değildir.Medenileşmek bunun ötesinde bir şeydir.İnsanların ceplerinin dolmasını,hayat standatlarının yükselmesini teşvik ederken onların zihinlerini fakirleştirdiğiniz zaman bu toplum sağlam temeller üzerinde yükselmeyecektir.
Kelimelerin,cümlelerin,hayatın mühendisleri olan edebiyatçılar toplumun bilinci ve kültür kaynağıdır.Edebiyat,oluşturduğu birikim ile kelimeleri canlı tutar.Şiirlerle,destanlarla,romanlarla onları gelecek nesillere taşırken,kelimelerin anlam zenginliğini artırır.Kelimelerin içinden çıktığı kültürle bağlantılarını ortaya koyar.Edebiyatın geliştiği insanların okuduğu toplumlar kendi kültürlerini tanırken,kelimelerin altındaki anlam katmanları ile zenginleşen düşünce kabiliyeti fikirlerin daha verimli bir şekilde yeşermesine yardımcı olur.Toplumların kendine has kültürleri o kültürün çocukları olan kelimelerle hayat bulur,varlığını devam ettirir.kelimelerini kaybetmiş unutmuş toplumlar zamanla kendi kültürel bağlarını da kaybeder.

 

 

YAZARIN SON YAZILARI
Hayret - 21 Ekim 2017
Toprağa Benzer Kalbimiz - 20 Ağustos 2017
Arayış Teodise - 30 Haziran 2017
16 Mayıs 1919-Manisa - 26 Mayıs 2017
Persona Koleksiyonu - 19 Nisan 2017
HAKİKATE KÖR OLMAK - 1 Nisan 2017
Mirasyediler Derneği - 10 Mart 2017
Dike,Themis ve Nomos. - 25 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ