KAPKARANLIK

KAPKARANLIK

Sazı eline alan Suruç’ta yapılan katliamın birlik ve beraberliğimize, dirlik ve düzenliğimize, dayanışma ve kardeşliğimize karşı yapılmış bir provokatif  eylem olduğunu söylüyor.

Siz bu ülkenin insanlarını inançları üzerinden, etnik kökenleri üzerinden, mezhepleri üzerinden, dünya görüşleri üzerinden hedef tahtasına koyup ötekileştirirken birlik ve beraberliğimizi bozmuştunuz zaten…

Bu ülkenin kardeş insanlarını birbirinden uzaklaştıran, birbirine düşman kılan, kanlarına ekmek doğratan sizlersiniz…

Bu ülkenin insanlarını büyük acılar karşısında dahi kutuplaştıran, kan gölüne dönmüş mahallenin karşı mahallesinde utanmadan düğün dernek kurup eğlenen sizlersiniz…

Her büyük acıdan, parçalanmış her çocuk cesedinden, her annenin feryadından, her babanın gözyaşından, her gelinin ağıtından siyasi rant devşiren, “bu olaylar kimin işine yarıyor? Ona bakalım?” aymazlığından kurtulamayan sizlersiniz…

Kinle, nefretle, intikamla kurmuş olduğunuz saltanatınızı korumak için ümmet-i Muhammed’e yapmayacağınız kötülük yoktur.

Meclisin çatısı altında toplanan güruhun Suruç’ta yaşanan katliam sonrası yaptıkları açıklamalara, “Bunlar mı bu ülkeye barış getirecek? Bunlar mı sağlayacak birlik beraberliğimizi, kaderimizi belirleyecek yasaları çıkaracak olanlar bunlar mı?” diyerek tepki koymuyorsanız, alkışlıyorsanız, şaşkınlıkla karşılamıyorsunuz tam da onların istediği gibi karanlık olayların hüküm sürdüğü bir ülkede yaşamak istiyorsunuz demektir…

Faili meçhullerin, karanlık olayların, katliamların bir türlü aydınlatılamadığı (!) ve her defasında “neye mal olursa olsun, ucu kime dayanırsa dayansın sonuna kadar gidilecek” denildiği bir ülkede bir arpa boyu alınamamasının temelinde sizin aymazlığınız, hafızasızlığınız, hesap sormamışlığınız var…

“Terörle birlikte yaşamaya alışın” denildiğinde, “bu artık bizim kaderimiz” diyen sizlersiniz…

Hanenize acı düşmediği ve evinize ekmek götürebildiğiniz sürece başkasının yaşadığı acılara kör, sağır, dilsiz kaldınız…

Sustunuz… Susmakla kalmayıp sesini çıkarmaya kalkanları da susturmaya çalıştınız… Düşman olarak dikildiniz karşılarına. Acı çekmeyi diş ağrısı olarak, ya da parmak kesilmesi olarak gördünüz.

Otuz yıldır kanayan bir yaranın bıçaklayanı oldunuz. “Bizim ve ötekilerin ölüleri” denildiğinde “acılar ortaktır” diyerek karşı koymadınız.

Umudumu yitirmiş değilim ama bu işin siyaseten getirisi götürüsüyle uğraşanlarla, acıları ayrıştıranlarla, başkalarının acıları üzerinden saltanat devşirenlerle, ne şiş yansın ne kebap aymazlığıyla hareket edenlerle, her katliam sonrası “kınıyorum” diyerek bir şey yaptığını, hatta bir şey yaptığını sanmayıp,kınamakla büyük bir zafer kazanmış vatan kahramanı rolüne bürünenlerle çözülmeyeceğini biliyorum.

Sizlerden bir şey beklemiyorum. Ama bu ülkenin yaşadığı acılara tanıklık eden çocuklarının, harcı acıyla yoğrulmuş çocuklarının, verilenle yetinmeyip hakkını arayan çocuklarının er ya da geç günün birinde bir güvercin özgürlüğünde kanatlanıp haramilerin saltanatına, karanlık düzenlerine, kanla beslendikleri ve yaşadıkları sistemlerine dur diyeceğini biliyorum..

Yazıyorsam bu çocukların varlığına olan inancımdandır..

Ama bu iş sizlerle olmaz…

Sizler bu ülkeyi kan gölüne çevirenlerin taşeronların marabalarısınız…

Sizler, bizi yönetenler ve bizi yönetenlerin çıkardığı yangına körükle koşanlarsınız…

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ