KANT NEDEN ÖLDÜ?

KANT NEDEN ÖLDÜ?

Çağının, belki de insanlığın en parlak beyinlerinden biri olan Imannuel Kant, yaşadığı zaman dilimine göre uzun bir ömür sürdü dünyaya gözlerini yumduğunda 79 yaşındaydı. Kendi iradesiyle, uzaktan bakıldığında, neredeyse bir açık hava hapishanesi mahkumu gibi yaşadığını söylüyor kitaplar. Bütün ömrünü Prusya’da, doğduğu (1946’da Kaliningrad olarak değişen) Königsberg‘de geçirir. Evinden en uzak seyahat mesafesinin seksen kilometre olduğu söylenir. Baltık denizi 1 saatlik uzaklıkta olmasına rağmen hiç gitmemiş. Ünlü olduktan sonra çok dolgun ücretli iş tekliflerini, doğduğu yeri terk etmek istemediği için, reddeder.

Nietzsche ‘nin “Königsberg’li Çinli” diye andığı filozof ancak bir elli boylarında, sıska ama sağlıklı bir vücuda sahipti. Hayatının son yıllarına kadar da çok ciddi sağlık sorunları çekmedi. Uzun ve sağlıklı yaşamını belki de takıntı şeklinde düzenli yaşamasına borçluydu.

Sabahları düzenli olarak saat beşte uyanır, yürüyüşe çıkar. Bu yürüyüşler hep aynı yoldan olur ve o kadar düzenlidir ki filozofun dakikada attığı adım sayısını bile ölçerek yürüdüğünü bilen şehrin sakinleri pencereden onun geçişine göre saatlerini ayarlar! Yürüyebilecek kadar gücünün olduğu her gün düzenli yaptığı bu yürüyüşleri bütün ömrü boyunca sadece iki kere aksattığı söylenir: ilki hayranı olduğu Jean- Jacques Rousseau’nun 1762 yılında Toplum Sözleşmesi’nin yayınlanması ikincisiyse çiçeği burnunda Fransız Devrim ordusunun Valmy savaşını kazanması vesilesiyle. Hayatının diğer alanları da aynı düzen içerisinde: hizmetçilerine ev eşyalarının yerini değiştirmelerini kesinlikle yasaklar, ister tek yesin ister davet yemeği olsun yemeğin dakikası dakikasına hazır olmasını ister, en ufak bir gecikmeye hoşgörü göstermez…

Kırklı yaşlarından sonra şiddetli baş ağrıları çekmeye başlar. İki kez bu ağrılarla beraber geçici görme kaybı yaşar.

Hayatının son yıllarındaysa demans (bunama) belirtileri baş gösterir. 1796 yılına, yani yetmiş iki yaşına kadar ders veren Kant bundan bir iki yıl sonra ciddi bellek sorunları yaşamaya başlar. Bunu takip eden bir iki yıl içerisindeyse huzursuzluk, ritüel haline gelen takıntılı davranışlar (giysilerinin düğmesini iliklemek-açmak gibi) gelişip fonksiyonelliği giderek azalır. Ölümünden önceyse durumu oldukça dalgalıdır: kimi zaman en basit sorulara (adını söylemek gibi) yanıt veremezken kimi zaman felsefeye ait başlıklarda oldukça anlamlı şeyler söyler. Yazısı bozulmuştur, imzasını dahi atamaz. Geceleri korkulu düşler eklenir daha sonra bu tabloya. Hizmetçilerini katil sanıp onlardan korkar. 1803’te her iki gözü (büyük olasılıkla katarakt nedeniyle) de görme yetisini tamamen yitiren Kant 1804 yılında hayata gözlerini yumdu.
Kant’ın hastalıktan önce (solda) ve hastalık sırasında el yazı örnekleri. Hastalık döneminde, hastalığa bağlı olarak, kağıt kullanımındaki uzaysal bozukluklar ve düzensizlik dikkat çekici.

Marx parasızlık içinde geçen yaşamından “hiç kimse bu kadar parasızken, para üzerine bu kadar çok yazmamıştır” diyerek yakınır. Eğer zihinsel yetilerini sonuna kadar koruyabilseydi acaba “Saf Aklın Eleştirisi” eserinin yaratıcısı hayatının son yıllarında içine düştüğü durumu nasıl yorumlardı?
Bunu bilmek olanaksız ama benim ilgimi çeken bir nokta, tıbbın bu başlıktan, Kant’ın hastalığıyla ilgili tanı koyma çabasından, eldeki yetersiz veri durumuna rağmen, bir türlü vazgeçmemesi. Devamlı bir çaba var. Örneğin yukarıda anlatılan kişilik özelliklerinden, bir de yardımcısının ölümünden sonra yazdığı biyografik kitap bilgilerinden Kant’ta bir obsesif kompulsif bozukluk (saplantı, takıntı hastalığı) olup olmadığı tartışılıyor, olmadığına kanaat getiriliyor. Daha sonra baş ağrısı mercek altına alınıyor. Ağrının karakteri dikkate alınarak migren teşhisi konuluyor. İki kez olan geçici görme kaybının nedeni için iki farklı görüş var: bir görüş bunun migren hastalarında olan ataktaki geçici görme kaybı düşüncesindeyken diğer grup bunun geçici beyin damar tıkanıklığına bağlı olduğunu düşünüyor. Tabii en önemli kısım hayatının son yıllarında yaşadığı bunama. Bu konuda Alzheimer Hastalığı tanısında görüş birliği varken 2010 yılında yayınlanan bir makale aslında Kant’ın Alzhemer hastası olmadığını, dalgalı bilinç durumu ve korkulu gece düşlerinden dolayı, bunamayla seyreden daha yeni, başka bir hastalık (Lewy Body Demansı) olduğu iddia ediliyor.

210 yıl önce ölmüş olan, şimdiki tıp ile karşılaştırıldığında neredeyse teknoloji denilen şeyin olmadığı bir dönemde yaşayan bir kişiye, kitaplarda yazılan ikinci el bilgilerle hastalık tanısı koyma çabası dikkat çekici gelebilir ama bu çaba sadece Kant ile sınırlı değil. Beethoven’den Stalin’e kadar birçok “ünlü” için acaba hastalığı bu muydu diye bilimsel bir yazı her an, bir dergide çıkabilir. Dikkat çeken başka bir nokta mercek altına alınan ünlünün ölüm tarihi günümüze yaklaştıkça yöntem de değişiyor. Örneğin 2011 yılında nörolojinin itibarlı dergilerinden birinde Historical Neurology bölümünde “Did General Douglas MacArthur have Parkinson disease?” (General Douglas MacArtur Parkinson Hastası mıydı ?) başlıklı bir makale yayımlandı. Makalede İkinci Dünya Savaşı ve Kore Savaşı’nın ABD li komutan, Parkinson hastası mıydı, yoksa iyi huylu titreme (esansiyel tremor) miydi hastalığı sorusunu açıklığa kavuşturmak için Youtube, Google, PubMed gibi veri kaynakları taranıyor. Elde edilen 200 dakikalık videodan generalin yüz görünümü, yüz ifadesi, yürüyüşü, duruşu inceleniyor. 60 yıl boyunca elde edilebilen el yazmaları inceleniyor, Parkinson Hastalığı için ipucu (mikrografi) elde etmek için. Üç farklı araştırmacı, birbirinden bağımsız olarak verileri analiz ediyor ve generalde Parkinson Hastalığı değil hafif, iyi huylu titreme olduğuna karar veriyor.

Son yıllarda giderek yaygınlaşan bir görüş tıbbın (olmayan) hastalıkları yarattığını iddia ediyor. İnsan bununla da kalmıyor, yaratılan ya da tanımlanan yeni hastalıklara ünlü hastalar da arıyor, diye düşünmeden edemiyor.

 

İlgili makaleler:
1. Did Immanuel Kant have dementia with Lewy bodies and REM behavior disorder? M Miranda A, A Slachevsky , DG-Borreguero. Sleep Medicine 11 (2010) 586–588.

2. Did General Douglas MacArthur have Parkinson disease? A video and archival analysis. Bowen L, Malaty IA, Rodriguez, RL, Okun MS. Neurology May 10, 2011 vol. 76 no. 19 1668-1672

Görseller 1 numaralı referanstan alınmıştır.
Yazan: Bülent Cengiz
Kaynak: sol.org.tr

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ