KALECİK KARASI

KALECİK KARASI

Birkaç yıldan beri arkadaşların peşine takılıp Kalecik bağlarına gidiyorum. Amacım çocukluğumda yaşadığım Adıyaman’daki üzüm bağımızın özlemini gidermek ve de biraz bağlardan üzüm keserek o günleri yeniden yaşıyor gibi olmaktı.

Bizim bağda en az 25 çeşit üzüm vardı. Beyazı, siyahı, kırmızısı ve de bunların farklı çeşitleri bulunurdu. Rahmetli babam zevkine göre seçip dikmişti bu bağ çubuklarını. Budamasını yapar, çapalar otlardan arındırırdık. Zahmetli bir işti, bu günlerde teknoloji yoktu. Karasabanla sürülür ya da bellenerek toprak yumuşak tutulurdu.

Toprağa değen üzüm salkımlarının çürümemesi için, “serpene” adı verilen çubuklar dikilerek, bağ çubukları bunun üzerine sarılır, yüksekte durması ve üzüm salkımlarının toprağa değmesi önlenirdi. Yorucu bir işti. Bağ bozumundan sonra bu çubuklar toplanır, budama sonrası bağ çubuklarının yeniden sarılması için kış boyunca saklanırdı.

Sonrasında çevrede yapılaşma çoğalınca, daha üzümler olamadan bağa girmeye başladılar. Tadı, tuzu kalmadı bağ yapmanın ve babam, özenerek kendi diktiği bağı gözleri dolarak sökmeye başladı. Şimdi bağ yerine, adına ev ve apartman denen beton yığınları yükseldi. Bu çevrede üretim de bitti

Neyse konumuz bu değil.

Konumuz Kalecik Karası.

Kalecik Karası denince de hemen akla şarap gelir. Kalın kabuklu siyah, kendine özgü aroması olan bir üzüm türüdür. Sanal ortamda paylaşımımdan sonra yorumlar gelmeye başladı. Bunlardan biri Ürgüp’tendi. Tanıdığım bir isim:

“Hasan Özdemir’di. “Merhaba Mehmet hocam. Biz bu Kalecik Karasından Ürgüp’te verim alamadık. Dimitri emir beyaz bizim toprağı daha çok seviyor.” diye yazınca, ben de “ Kalecik Karası, Kalecik bölgesi toprağında daha verimli ve kendine özgü aroması ile yetişiyor. Aynı çubuklar başka topraklarda da yetişmesine karşın, aynı verimi ve aromayı vermiyor diye belirtiyorlar.” yorumuyla yanıt vermiştim. Benim yorumum oldukça yüzeyseldi.

Bunun üzerine yüksek ziraat mühendisi olan öğrencim Hürriyet Köremezli, “Kalecik Karası” endemik bitki türüne giriyor. İklim, coğrafik durum, toprak ve topraktaki besin, toprağın yapısı, havadaki nem oranı, toprakdaki nem oranı, yıllık periyodik yağış miktarı ve dönemleri, yetişme döneminde hangi yoğunlukta güneşe maruz kaldığı, gece ile gündüz sıcaklık farkı, hangi rüzgarlara maruz kaldığı vs. Bütün bunlar ürünün kalitesini, verimini, aromasını ve özellikle de karekteristik özelliğini belirler.” diye yazıp noktayı koyuyor, kısa ve doğru bilgilendirmeyi yapıyordu.

Kalecik Ankara’nın ilçelerindendir. İlçenin genel yapısı yayla görünümündedir. Engebeli bir arazi yapısı görülür. Yükseltilerin 1.300 ile 1.500 metre arasında değiştiği görülür. Ekonomisinde buğday, arpa, fiğ, mercimek, nohut, şeker pancarı, ayçiçeği, ön sıralarda yer alır. Meyvecilikte üzüm, elma, armut ilk sıralardadır. Koyun ve keçi, özellikle de önceki yıllarda tiftik keçisi hayvancılığın temel ve ön sırada yer alan hayvanlarıydı. Madenler olarak da linyit, manganez ve linyit yatakları vardır.

Üzümü Kalecik ilçesine özgüdür. “Kalecik Karası” adıyla bilinen üzüm türüdür. Kalecik Karası, Kızılırmak vadisinin Ankara ili Kalecik ilçesi sınırları içinde yetiştirilen, yöresel koşullarda gösterdiği performansı ile ülkemizin önemli bir kırmızı şaraplık üzüm çeşididir. Bitki çok kısa sürede ve özellikle dikildikten sonra 3 yıl içinde üzüm vermeye başlar. “1 dekar alandan yaklaşık 1 ton ürün alınır, 1 kg üzümden ise 1 şişe şarap yapılabilir. İlçe topraklarının büyük bölümü kahverengi veya kırmızı- kahverengi topraklardan oluşur. Kalecik Karasının kendine özgü bileşimi bol miktarda kalsiyum içeren bu toprak türünden kaynaklanır. Bu topraklar kendine göre iklimsel özellik gösteren bölgelerden oluşur. İlçeyi boydan boya geçen Kızılırmak nehrinin oluşturduğu özel mikro-klima, bu toprak özellikleri ile birleşerek Kalecik Karasının ülkenin en önemli kırmızı şaraplık üzümü özelliği kazanmasına neden olur.”(1)

Yıllar önce bölgedeki tüm yükseltilerin üzüm bağları ile kaplı olduğu söylenir. Ancak 1980 li yıllarda “floksera” zararlısından çok etkilenmiş ve bölgedeki üzüm bağları, nerdeyse yok olmaya başlamıştı. Buna bir de üzümün ekonomik yönden para etmemesi de eklenince yok olma süreci hızlanmıştı.

Daha sonraları “Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Kavaklıdere Şaraplarının ortak çabalarıyla bu üzüm dünya şarap literatürüne girdi. Onların çabası olmasa, bugün ismini bildiğimiz, cismini bilmediğimiz üzümlerden biri olacaktı.” diye yazılmaktadır.

Türkiye’nin en iyi “yıllanma” niteliği olan bulunmaz bir üzüm çeşididir. Ayrıca Denizli ve  Trakya bölgesinde de dikimine ağırlık verilmiştir.

İşte ben ve etkinliğe katılan dostlar, Kalecik bağlarında bunları yaşadı ve bunları düşündü.

Mutluluk duydular. Doğayla baş başa yaşadılar. Bir gün de olsa temiz havanın ve doğanın kucağında neşeli, sevinçli bir gün geçirerek mutlu oldular.

Cömert doğa anaya sonsuz teşekkürler.

Mehmet Erbil

www.mehmet-erbil.tr.gg

(1) TC. Ankara Valiliği Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü. (2014). Ankara Rehberi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ