KADIN ŞORTU

KADIN ŞORTU

İstanbul’da belediye otobüsünde yolculuk yapan hemşire Ayşegül Terzi’ye şort giydiği için tekmeyle saldıran Abdullah Çakıroğlu “basit yaralama” suçundan işlem yapılarak serbest bırakıldı. Akşam saatlerinde ise İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Nöbetçi savcılık talimatı ile Çakıroğlu hakkında bu kez “Halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek” suçlamasıyla tekrar yakalama kararı çıkartıldı ve gece geç saatlerde yeniden gözaltına alındı. Mahkemeye sevk edilen saldıgan Abdullah Çakıroğlu tutuklandı.

Bu malum olayı biliyorsunuz. Haberi olduğu gibi bir gazeteden kopyaladım. Ama burada birçoğumuzun atladığı ve göremediği bir toplumsal bir hastalık vardı. Belki de içinde yaşadığımız toplumun bazı kesimlerinde dışavurmaya hazır fakat görünür olmaktan korkan bir hastalık vardı.

Rene Magritte “imgelerin ihaneti” adlı resim sergisinde bir pipo resmi çizimi olan çalışmasını sergiler. Bu tabloda bir pipo imgesi vardır ve bu imgenin altında Fransızca Ceci n’est pas une pipe (Türkçesi “Bu bir pipo değildir” anlamlı) bir altyazı bulunmaktadır.  Bu paylaşımın ana temasını oluşturan görsel ise şort imgesini taşıyan bir fotoğraftan oluşmaktadır. Bu görselin altına “bu bir şort değildir” ifadesini yazabilirsiniz. Hatta bu ifadeyi yazdığınız için sizin aklınızı yitirdiğinizi düşünenlerde olabilir. Mesele bu değil. Mesele fotağraftaki şort ve şortu giyen arasında ahlak düzleminde illiyet bağını kuran insan zihninin hangi sosyal iklimde şekillendiğini anlamamaktır. Şort bu zihin ikliminde ahlaksızlığı simgelediği için onu giyen insanda doğrudan ahlaksız olmaktadır. Gelin görün ki çok az insan, bu olayın bizzat objesi olan ve saldırıya maruz kalan insanın ruhunda meydana gelen travmayı fark edebildi. Hatta bazı arkadaşlar olayı gerçekleştiren kişinin dindar değil bir ruh hastası olduğunu dolayısıyla bunun dindarlara yönelik bir eleştiri malzemesi yapılamayacağını ifade etti. Oysa onların görmedikleri asıl sorun bir insanın bu eyleme nasıl ve hangi sebeple cüret ettiğiydi. Belki de bu tekil düzlemde birçok insanın bilinçaltında olan ama bir türlü meşrulaştıramadığı bir istemin dışavurmuş haliydi.

Ahlak birileri adına sınır çizmek ve kendi sınırlarını birilerine dayatmak ise burada birileri o birilerini durdurmak zorundadır. İnsanın üzerine giydiği ya da kendi iradesinin tasarufunda olan estetize edilmiş objeleler kimsenin ahlakının dışa yansımış hali olamaz. İmgelerin ihaneti insan zihninde başlar ve insan zihninde biter.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ