K.MARX MÜSLÜMAN MIYDI?

Mesut Erdemir

Yazarın şu ana kadar yazılmış 110 makalesi bulunuyor.

Karl Marx, birilerinin düşünüpte hayata geçiremediği insani değerler bakımından özde bir müslüman olabilir mi?  Neden bu soruyla yazıma başladığımı yaşadığım iki olay üzerinden izah edeyim.

Öğrencilerime filozofların düşüncelerini aktarırken en çok karşılaştığım sorulardan biri de “Hocam, Thales müslüman mı?”,
” Hocam, Kant müslüman mı?”… Gençlerimizin bazıları için insani değerlere sahip olmak için müslüman olmak adeta bir ön koşul.

images (14)

Fakültede okuduğum yıllarda Aydınlıkçılar olarak Gökyüzü Dergisi diye bir gençlik dergisi çıkarıyorduk. Derginin kapak dosyalarından biri “Kaptan Cousteau”nun müslüman olmadığıyla ilgiliydi. Derginin içeriğinde Cousteau’nun bağlı bulunduğu kuruluşun resmi açıklamasını da yayınlamıştık. Bu konuda Tunca Arslanın kaleme aldığı yazıda malum olayla ilgili yaptığı açıklamayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

-30 yıl öncesinin gençleri olarak, 12 Eylül karanlığına karşı çıkardığımız Gökyüzü Dergisi’nin Mart 1986 tarihli üçüncü sayısının kapağında Armstrong ve Cousteau’nun fotoğraflarına yer vermiş ve “Yalanlıyorlar!” demiştik.

Yaptığımız şey çok basitti aslında; 12 Eylül’ün gerici Türk-İslam Sentezi kültürünün elinde başta gençlik olmak üzere toplumun aydınlanmış kesimlerine karşı silah gibi kullanılmak istenen bu iki isme mektup göndererek sormuştuk.-Cousteau’nun ofisinden Başkan Yard. Karen Brazeau imzasıyla gelen yanıtta, iddialar tümüyle reddediliyor, “Bugün adının Türkiye’de muhafazakâr İslamcılar tarafından kendi amaçları için kullanıldığını yazma zahmetine katlandığınız için size teşekkür ediyor. Bu hikâye doğru olmamasına rağmen ilk işitimiz değildir.” deniyordu.

Tabi Tunca Arslan’ın bahsini ettiği süreç işin görünmeyen yüzüyle ilgilidir.

Bizler dergimiz basılır basılmaz fakültenin yolunu tutuverdik. Sesli bir şekilde Kaptan’ın müslüman olmadığını ilan etmeye başladık. Okulumuzdaki müslüman gençlik “siz ne derseniz deyin Cousteau müslüman oldu kardeşim” der gibi yüzümüze bakıyordu. Onlar için ülkelerindeki insanların ne kadar müslüman olduğundan daha önemli olan başka dinlere mensup olanların müslümanlığa geçmesiydi. Aslında niyetleei ile gerçek olanı birbirine karıştırıyorlardı. İnsanlık değerlerine uygun bir yaşam sürmeniz ancak ve ancak İslam dinini tercih ettiğinizde bir anlam taşıyabilirdi. Bu bakış açısı oldukça ahlaki düzlemde var olmak bakımından sorunlu ve hastalıklı idi. Çünkü bütün kadim değerler, ne bildiğinizden daha değerli olanın ne yaptığınız olduğunu söyler. Ayaklarınızla bir şeylerin peşine düşebilirsiniz, fakat bu durumdan daha önemli olan ruh ve zihin dünyanızda peşine düşündüğünüz değerler üzerine tefekkür edip etmediğinizdir.

K. Marx’ın insan olmaya aday olanlara rehberlik eden bir sözü vardır. Bu sözünde: “Ne kadar az yer, içer, kitap okursan, tiyatroya, dansa, meyhaneye ne kadar az gidersen, ne kadar az düşünür, sever, kuram yaratır, şarkı söyler, resim ve eskrim yaparsan, o kadar fazla sermaye biriktirirsin; mezar böceklerinin ve toprağın yok edemeyeceği hazinen o kadar büyür. Kendin ne kadar azalırsan o kadar çoğa sahip olursun; kendi öz hayatını dile getirmenle dışsallaşmış hayatını dile getirmen ters orantılıdır; yabancılaşmış varlığın gitgide büyür.” der.

Mezar böçeklerinin ve toprağın yok edemeyeceği bu sermaye nasıl bir sermayedir? Aslında düşünür bu sözleriyle insan görünümlü insanımsı bir varlık olmaktansa gerçek anlamda insan olmaktan yana tavır koymamız gerektiğini açık yüreklilikle izah etmiştir.

Kendini azaltmaktan bahsediyor filozof. Üzerinde kafa yorulması gereken bir kavram. Kendini azaltmak aynı zamanda kendini gerçekleştirmektir.

Kendini gerçekleştirmek için mücadele edenlere selam olsun.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ