İYİ BİR KÖTÜLÜK YAPMAK

Mesut Erdemir

Yazarın şu ana kadar yazılmış 120 makalesi bulunuyor.

Stefan Zweig, Acımak adlı eserinde “…ama o andan beri biliyordum ki, insanın vicdanı hatırladığı sürece, hiç bir hata unutulmuş değildir.” der. Anlatacağım iki olayı bu kriter çerçevesinde değerlendirmenizi rica ediyorum.

Feribot hareket etmeden önce feribottan telsizle iki araba daha gonderebilirsiniz anonsu geçilir. İki araba gönderilir. İlk araba feribota binmek üzereyken feribot hareket eder ve hareket eden otomobil bir süre askıda kalır. Araba denize düşüktükten sonra ise herkes olayı seyreder. Ece denizin içinde çırpınır ve anne diye çığlık atmaya başlar.

Berkin gezi olayları esnasında başından gaz kapsülüyle vurularak öldürülür. Olayın iki tanığının anlattığına göre, olay esnasında Berkin iki elini havaya kaldırır ve 20 metre ileride bulunan polislere ekmek almaya gittiğini söyler. Berkin 20 metre mesafeden atılan gaz kapsülüyle başından vurulur. Yanına gelen görgü tanıklarının anlatımına göre başına saplanan gaz kapsülünü eliyle düşürür ve kusmaya başlar. Son sözü anne olur.

Feribot kazasında ölen Ece ile Gezi olaylarında ölen Berkin’in son sözleri ANNE…

Dönemin başbakanı ise son sözü anne olan Berkin’in annesini miting meydanlarinda yuhlatır. Merhametsizliğine  paydaşlar bulmakta zorlanmaz. Miting meydanı yuh sesiyle inlemeye başlar… Bu iki olayı ne zaman hatırlasam canım yanar.

Merhamet ve vicdan halkasında kaldıkça zamanla paydaşlarımın azaldığını görüyorum. Böylece dünyada yaşanacak her keyif anım bir acıya dönüşüyor diyebilirim. Belki çoğunuz içinde bu böyledir. Ama bu ülkede en az bir kişinin böyle olmadığını biliyorum. Sizce bu kişi( ler ), siz ( ler ) olabilir misiniz? Derdim ise o bir kişi (leri )yi bulmaktır.

Hatırlar mısınız bilmem, 2007 yılında Erzurumda zihinsel engelli olan S.Ö. adlı 15 yaşındaki bir küçük kıza 5 yıl boyunca 84 kişi tarafından tecavüz edildiği ortaya çıkmıştı. Bu olayın o çocukta açtığı yarayı 1 dakika düşünmenizi istiyorum. Tek başına bir toz zerresi kadar yapayalnız olan bu kızın yaşadığı bu durumdan daha büyük bir cehennem olamaz herhalde. Sadece tek başına bu olay bile dünyayı yakmak için yeterlidir diyebilirim.

Anlattığım bütün olaylarda kaşımıza çıkan gerçek ise kötülüğün örgütlü olduğudur. Yazımda anlattığım bu olayların bir felsefi izahı olmalıdır diyebilirsiniz. Haklısınız. Aristoteles, “Hiçbir insan bilerek kötülük yapmaz. Kötünün nedeni bilgisizliktir.” diyen Sokrates’in tersine erdemin de erdemsizliğin de insana bağlı olduğunu düşünüyordu. Ona göre yapılması elimizde olan şeyleri yapmak da yapmamak da elimizdedir. Elimizde olan şeylere evet demek de elimizdedir hayır demek de. İnsanlar, çocuklarının olduğu gibi eylemlerinin de başlangıcı ve doğuranıdır; eylemlerimiz bizim elimizdedir. Tanrısal iradeyi bir tarafa koyduğumuzda bu suçların her birinin bütün insanlık değerlerine karşı kötülük yapan bireyler tarafından bir irade serbestliği halkası içinde bilerek ve istenerek işlendiğinin farkedeceksiniz. Bu olayların münferit olduğunu düşünmek için ise elimizde herhangi  bir kanıt yok. Aksine bu olaylardan çıkarılacak mantıksal sonuç, kötülüğün örgütlü olduğudur. En büyük kötülük örgütü ise yapılan bu kötülüklerden nemalananlar ve bu kötülüklere seyirci kalanlardır.

Kötülük örgütlü fakat kötülüğü yapanların bir o kadar da korkak olduğunu unutmayalım. Diyebiliriz ki bu kötülükleri, kendi geleceklerinden korktukları için işliyorlar. Peki sonra ne yapıyorlar? Kötülük. Başka kötülükler yapmak için kötülük yapmaya devam ediyorlar.  Bu örgütü iyi bir kötülük yaparak dağıtmaktan başka bir şansımız var mı?  Bu noktada ideolojik bagajlarımızın bir önemi ve belirleyiciliği yoktur. Önemli olan kötülük yapanlara karşı iyi bir kötülük yapabilmek için yanyana gelebilmektir.

Sözümü,  çevirisini Can Yücel’ in yaptığı Shakespeare’nin 66. Sone’si ile bitirmek istiyorum:

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,

Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.

Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,

Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,

Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,

O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,

Ezilmiş, horgörülmüş el emeği, göz nuru,

Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,

Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,

Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,

Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,

Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e

Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,

Seni yalnız komak var, o koyuyor adama…

YAZARIN SON YAZILARI
ÜRETİLMİŞ İNSAN - 20 Haziran 2018
KADER - 13 Haziran 2018
MERAK VE ARETE - 8 Haziran 2018
FELSEFİ BİR MEKTUP - 20 Şubat 2018
KİM BUNLAR? - 27 Kasım 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ