İNCE İLE AÇILAN YENİ SİYASET SAHNESİ

Aydın Erdemir

Yazarın şu ana kadar yazılmış 2 makalesi bulunuyor.

04 Mayıs tarihinde Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı adaylığının açıklanmasıyla birlikte sadece CHP üyeleri içinde değil, CHP’ye oy vermemiş cumhuriyetçi ve laik kesimlerde de büyük bir sevinç ortaya çıktı. Nede olsa CHP seçmeni 22 Mayıs 2010 tarihinde yapılan CHP’nin 33. Olağan Genel Kurulu’nda CHP’nin 7. Genel Başkanı olan K. Kılıçdaroğlu’nun geçmiş seçimlerde izlediği strateji ve taktiklerin başarısızlığını artık iyice kanıksamıştı.
Kılıçdaroğlu CHP seçmeni açısından da adeta bir başarısızlık öyküsü idi. Genel başkanlığa geldiğinden bu yana 2 halk oylaması, 3 genel seçim, 2 yerel seçim ve bir cumhurbaşkanlığı seçimi olmak üzere 8 seçim kaybetmişti. 2014 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde MHP ile ortak aday olarak belirlenen Ekmeleddin vakası Kılıçdaroğlu’nun şahsında CHP’nin “iktidarsızlık” sendromunu artık iyiden iyiye kalıcı hale getirmişti. Kılıçdaroğlu ile girilecek hiçbir seçimden başarı çıkmayacağı inancı giderek yerleşiyor, CHP’nin %25 bandından bir milim bile üste çıkamayacağı, hatta giderek daha da düşebileceği bile dile getiriliyordu.
Kılıçdaroğlu’nun iyice dibe vuran durumunu yeniden çıkışa geçiren ise 15 Haziran 2017 tarihinde başlattığı, 25. günün sonunda İstanbul, Maltepe’de bir milyonun çok çok üstünde insanın katıldığı “Adalet Yürüyüşü” oldu. Bu yürüyüş AKP’nin giderek tek adam rejimine geçiş koşullarını ısıttığı, demokratik hak ve hukuk ihlallerinin, baskı ve zorbalıkların günlük hayatın bir parçası haline geldiği bir dönemde demokrasi güçlerine doping oldu. Bu yürüyüş sadece CHP’ye oy veren yurttaşları değil, CHP dışındaki demokrasi güçlerini de CHP’nin etrafında birleştirebilecek bir ortaklığın ve birliğinin zeminini yarattı.
Adalet Yürüyüşü’nün ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan da birisi de AKP’nin kanatları altında birleşen, laiklik ve cumhuriyete adeta düşmanca bir siyaset izleyen gerici muhafazakâr-milliyetçi blok karşısında CHP’nin yeniden göreve soyunması, bu görevin de sağdan sola tüm demokrasi güçleri tarafından kabul edilmesiydi. Farklı anlayıştaki sosyalist çevrelerden HDP’ye, cumhuriyetle ve laiklikle herhangi bir sorunu olmayan milliyetçilerden muhafazakârlara kadar toplumun farklı kesimlerinin de desteğini alan Adalet Yürüyüşü, bugün hayata geçen “Millet İttifakı”nın temelini oluşturduğunu görmemiz gerekir.
Adalet Yürüyüşü’nde yakaladığı birleştirici role karşın Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin başında tek aday formülü üzerinden demokrasi güçlerine Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı adayı olarak dayatan Kılıçdaroğlu’nun artık eskisi gibi kendi partisi içinde de dikkate alınmadığını hep birlikte gördük. Her ne kadar Gül’ün adaylığını M. Akşener’in durdurduğu basında yazılıp çizilse de CHP içinde, özellikle örgütlerden gelen yoğun baskı karşısında Parti Meclisi’nde de çok keskin tartışmaların ve itirazlar olduğunu biliyoruz. Adalet Yürüyüşü ile birlikte Kılıçdaroğlu’nun yükselen dinlenen ve kararlarda etkili olan duruşu cumhurbaşkanlığı adayı seçiminde yeknesak oldu. Sonuçta parti içindeki tüm eğilim yoklamalarından Muharrem İnce’nin rakipsiz çıktığını biliyorduk. Sonuçta genel başkan seçilmesinden sonra 8 seçim kaybeden Kılıçdaroğlu, sonuçta kendi partisi içinde de kaybetmiş, fakat uzun yıllardan sonra örgütün sesine kulak vererek CHP kazanmış oldu.
Akşener’in Gül’ün adaylığına karşı koymasındaki ana etkenin Kılıçdaroğlu aday olmadığını baştan açıkladığına göre, adaylarını sürekli dışarıda arayan CHP’nin kendisi gibi güçlü bir aday bulamayacağı, böylelikle cumhuriyetçi, laik ve ulusalcı seçmenin de kendisini destekleyeceğine olan inancıydı. Akşener’in bu süreçte kesinlikle İnce’nin aday olarak çıkarılacağını beklemediğini görebiliriz. İnce aday olmadan önce CHP oylarının büyük bir bölümünün Akşener’e kaydığı konuşuluyordu. Bunda gerçeklik payının da bulunduğunu söyleyebiliriz.
İnce’nin adaylığı ile birlikte CHP son 20 yılda içine girdiği “iktidarsızlık” hastalığını da önemli ölçüde gidermiş oldu. Ayrıca İnce ile ortaya çıkan enerji ve kendine güvenin yarattığı havayı sadece CHP örgütlerinde değil, İnce’nin hayata geçirdiği olağanüstü performansından ve seçim gezilerinden de görebiliyoruz. Meydanlar ilk kez bu kadar genç kitleleri de bir araya getiriyor.
Adaylığının açıklanmasına müteakip İnce’nin de toplum içinde bu denli kabul göreceğini ve 1977’deki Ecevit-Karaoğlan dönemindeki ilgiye benzer bir şekilde kitlelerin coşkuyla meydanlara akacağını öngördüğünü sanmıyorum. Burada iki önemli olgunun tarihsel olarak yan yana geldiğinden bahsedebiliriz. 16 yıllık iktidarında Türkiye’ye yaşattığı kaosa karşılık önce Cumhuriyet Mitingleri’nde, devamında da Gezi-Haziran günlerinde ortaya çıkan, hedefsizliği bir yana, ortak hareket etme programına da sahip olmayan toplumun demokrasi özleminin özellikle Adalet Yürüyüşü sonucunda belirgin hale gelen geniş İttifak’ın da moral desteğiyle bir öndere/kişiye akma mecrasının İnce’de bir araya gelmesi ve bu rolüm soldan sağa, gençten yaşlıya, şehirliden köylüye, batıdan doğruya toplumun önemli bir bölümü tarafından benimsenmiş olmasıdır. İnce bu açıdan oldukça şanslı sayılabilir. Tabi bu durum omuzlarına da çok büyük ve güç görevler yüklüyor.
İnce’nin ilk mitinglerinde ortaya çıkan havayı, meydanlardaki coşkuyu izleyen bazı gazeteci ve yazar arkadaşlardan 1977’deki duruma benzeyen yorumları dinlediğimde konuyu hafife almıştım. Fakat giderek daha da kitleselleşen, en muhafazakâr bölgelerde bile meydanları dolduran olgulara baktığımda Tayyip Erdoğan seçimi kıl payı kazansa bile (tahminin ikinci tura kalacağı fakat ilk seçimde alınan oylara göre Ankara’da yeni ittifakların da pazarlıkların yapılacağı) Türkiye’nin 16 yıllık dönemden çok daha farklı bir döneme gireceğini görebiliriz. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir dönem açılacaktır.
Yandaş medya da bile ortaya çıkan olgu ikinci turun yapılacağı yönünde. İkinci tura İnce’nin yüksek veya beklenenden düşük oyla girmesi gibi ihtimaller karşısında her iki İttifakın durumu ve stratejileri de değişebilecektir.
Bir sonraki yazımda konuya artık daha derinden girerek seçime sürecine, programlara ve sonuçlarına ilişkin siyaset öngörülerimi yazacağım.
Dostlukla kalın……..

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ