HDP’NİN SEÇİM STRATEJİSİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Aydın Erdemir

Yazarın şu ana kadar yazılmış 2 makalesi bulunuyor.

Seçime “Milli İttifak” olarak katılan CHP-İYİPARTİ-SAADET PARTİSİ’nin yaptıkları bu seçim ttifakına HDP’yi almama gerekçesini aşağı yukarı tüm kamuoyu artık iyi biliyor. CHP açısından HDP ile ittifak şüphesiz ki seçim sürecinde AKP-MHP bloğunun (Cumhur İttifakı) eline CHP’nin PKK ile işbirliği yaptığı argümanı üzerinden yürütülecek kirli bir kara propaganda imkanı verecekti. Ayrıca MHP’yi çok büyük oranda bölerek adeta seçmensiz bırakan, milliyetçi seçmen dışında merkez sağ olarak tanımlanan eski ANAP ve DYP eksenine oynayan İYİPARTİ açısından da HDP ile ittifak yapan bir CHP ile girilecek seçim işbirliği hedeflediği miliyetçi ve merkez sağ seçmenleri ikna etmesi açısından adeta bir felaket senaryosu anlamına gelebilecekti. Sonuçta CHP yönetimi açısından bakılırsa HDP ile köprüleri de atmadan girilen yakın ilişkilere ilave olarak HDP’yi dışarda bırakarak yapılan Millet İttifakı’nın 24 Haziran seçimleri açısından en geçerli çözüm olduğunu hem CHP’ye, hem de İYİPARTİ’ye karşı olan seçmen ilgisinden görüyoruz. CHP açısından diğer bir gerçeklik ise HDP ile girilecek bir seçim işbirliğine İYİPARTİ’yi almanın da adeta imkansız oluşuydu. Bu yazıda alabileceği sınırlı destek açısından SAADET PARTİSİ’ne özel bir rol vermiyorum. Bu açıdan SAADET’i fazla dikkate almadım.

Aynı durumu İYİPARTİ için de söyleyebiliriz. CHP ve SAADET PARTİSİ ile birlikte seçim işbirliğine giren İYİPARTİ için AKP-MHP bloğu tarafından kullanılan “FETÖ’nün partisi” kara propagandası da sonuçta seçmenler üzerinde hiç bir karşılık bulamadı. Zaten öyle olduğu içindir ki son haftaya girdiğimiz bugünlerde AKP-MHP bloğunun Millet İttifakı’na karşı bu tip argümanları artık kullanmaktan vazgeçtiğini görüyoruz. Çünkü bu argümanlar hedeflendiği gibi çalışmıyor.

Ben bu durumun HDP tarafından da iyi okunduğunu görüyorum. İlk haftalarda özelllikle CHP tarafından ittifaka davet edilmemekten dolayı hayal kırıklığı yaşayan ve adeta CHP’yi hedef alan HDP yöneticileri daha sonra kamuoyunun da baskısıyla bu stratejiyi değiştirmek zorunda kaldılar. Bu değişiklik ile beraber Millet İttifakı”nı hedef almak yerine AKP-MHP bloğunu hedef almaya başladılar. HDP’nin seçim stratejisinin temelini %10 barajınının aşılmasının aynı zamanda Millet İttifakı’nın mecliste çoğunluğu kazanmasının da tek koşulu olduğu argümanı oluşturuyor. Bu stratejiyi sadece CHP’ye değil, samimi olarak belirtmek gerekirse AKP-MHP bloğuna karşı çıkan seçmenin tamamına da başarılı bir şekilde benimsettiler. Bugün bu durum matematiksel olarak o kadar açık bir konu ki T. Erdoğan’ın basına kapalı olarak yaptığı parti toplantılarında da HDP’nin barajı aşmaması konusunda belirttikleri işin önemini ve ciddiyetini gösteriyor. Bugün baktığımızda özellikle CHP seçmenlerinin önemli bir bölümünde HDP’nin %10 barajını aşması için verilecek desteğin oranının oldukça yüksek çıkacağını görüyoruz.

Sonuçta HDP’nin izlediği stratejiden en fazla etkilenecek olan partinin ise CHP olacağını görebiliyoruz.

Neden mi? Açıklayayım.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde M. İnce ile yaratılan olağanüstü çıkışın ve toplumda yarattığı etkinin ittifakı oluşturan diğer partiler tarafından da artık kabul edildiğini görebiliyoruz. CHP’nin M. İnce dışında çıkarabileceği her aday seçmenin dağılmasına ve M. Akşener’in önemli ölçüde CHP seçmeninden de oy almasına yol açacaktı. Hele A. Gül veya başka bir  muhafazakar ve AKP etiketli sağcı bir adayın belirlenmesi halinde seçimin daha ilk turda kaybedilmesi bile söz konusu olabilecekti. Bunu Ekmeleddin vakasından iyi biliyoruz. İnce’nin belirlenmesinden önce demokrasi cephesi açısından bir anlamda zorunlu olarak M. Akşener öne çıkarken, M. İnce ile birlikte 8 Temmuz’a kalacağı öngörülen cumhurbaşkanlığı seçiminde artık AKP-MHP bloğuna karşı mücadele eden demokrasi cephesi açısından bir lider aday sorunu da kalmadı. Böylelikle bugünkü durumda İYİPARTİ açısından bakarsak CHP’den oy almak yerine esas olarak oy kazanması gereken siyasal alanda çalışması, yani AKP ve MHP’den oy kazanması gibi bir zorunluluk ortaya çıktı. Yani taşlar yerli yerine oturmuş oldu.

İnce’nin cumhurbaşkanlığı seçiminde CHP’den çok daha fazla oy alacağı artık kabul görüyor. Peki CHP neden M. İnce kadar oy alamayacak görünüyor. Bunun nedeni M. İnce’nin de yarattığı yeni bir yükselişe karşın milletvekilliği seçiminde de CHP’ye oy verebilecek çok geniş bir seçmen kitlesinin yukarıda belirttiğimiz gibi HDP tarafından izlenen ve CHP’nin de örtülü olarak kabul ettiği stratejiye uygun olarak HDP’ye oy verecek olması. CHP seçmeninin önemli bir bölümünn HDP’nin %10 barajını aşması konusunda gösterdiği açıklığı ve siyasal desteği HDP’nin cumhurbaşkanlığı seçiminde M. İnce’ye vermediğini açık olarak görüyoruz. HDP’nin esas gücünü oluşturan seçmenin ise cumhurbaşkanlığı seçiminde S. Demirtaş’a oy vereceğini işin başından bu yana HDP yöneticileri zaten ilan etmişlerdi. AKP iktidarını geriletmek ve yıkmak açısından bugün HDP’nin %10’u aşması sadece HDP’li çevreler açısından değil, bu stratejiye inanan tüm seçmenler açısından temel bir demokratik görev ise, HDP açısından cumhurbaşkanlığı seçiminde S. Demirtaş’ın %10’u geçmesinin ne gibi bi siyasal karşılığı var? Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçiminde %2 almasıyla %15 almasının etkisi ne? M. İnce daha ilk turda ikinci turun en büyük favorisi olabilse, S. Demirtaş’ın ve diğer siyasi tutukluların çıkacağı bir siyasal iklim şimdiden yaratılmış olurdu. Bu açıdan HDP’nin cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili olarak izlediği strateji hem tutarlı değil, hem de samimi değil. Bu durum hiç sorgulanmıyor. Eğer 16 yıllık AKP iktidarını yıkmak bugünün en önemli demokratik görevi ise cumhurbaşkanlığı seçiminde de M. İnce’ye verilecek destek HDP açısından neden önemli değil? CHP seçmeninden ve Türkiye’nin demokratik güçlerinden emanet oy istemeyi temel bir görev olarak kamuoyuna açıklarken cumhurbaşkanlığı seçiminde M. İnce’yi ilk turda çok büyük bir güçle desteklemek ve adeta ikinci seçime kesin olarak seçileceği bir zafer kazanmasına destek olmak varken HDP’nin bu desteği vermemesinin arkasında hangi strateji ve niyet yatıyor?

Biraz da onu sorgulayalım.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalması büyük bir olasılıkla beklenirken, HDP’ye vereceği emanet oylardan dolayı TBMM’de İnce’nin yaratacağı etkiden çok daha küçük bir CHP grubu görebiliriz. Bu durumda ittifak partileri açısından da onlara liderlik yapablecek güçte belirleyici bir CHP grubu mecliste olmayabilecektir. Yani bu durum nedeniyle mecliste çoğunluğu alamayabilir. Çoğunluk için HDP’nin meclis sayısına ihtiyaç duyulacak bir meclis aritmetiği ortaya çıkabilecektir. Oysa %10 barajının aşılmasıyle ilgili olarak verilen olağanüstü desteğe karşılık HDP’li yöneticiler de ilk seçimde M. İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylığına bir destek açıklasaydı belki de ilk seçimde T. Erdoğan’dan daha fazla veya ona yakın oy alan M. İnce ikinci seçime zaferle gidebilecekti. Tabi bu durumda ikinci turda HDP’nin desteğine ihtiyaç kalmayabilecektir. HDP bu tutumuyla bunun da önünü kapatarak elini güçlendirmek istiyor. Fakat AKP-MHP bloğu karşıtı demokrasi cehpesi açısından HDP’nin barajı aşması konusunda gösterilen açık desteğe karşın HDP’nin cumhubaşkanlığı seçiminde ortaya koyduğu strateji bahse konu “Anahtar veya Kilit Parti” olma niyetini de açık bir şekilde göstermiyor mu? Peki HDP’nin bu “Anahtar veya Kilit Parti” stratejisi hangi olasılıkları içerebilir?

Ben şöyle düşünüyorum.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri açısından bakarsak; HDP ilk turda M. İnce’ye destek vermeyerek kesinlikle T. Erdoğan’dan daha düşük bir oy alarak 8 Temmuz’a kalacak bir M. İnce hedeflemektedir. İkinci turda İYİPARTİ ve SAADET’in de desteği M. İnce’nin seçilmesine yetmeyebilecektir. Bu durumda M. İnce ile pazarlık ve müzarekere kozu HDP’nin elinde olacaktır. Böylelikle HDP’nin ikinci turdaki tavrı veya ikinci tura kalan adayların (büyük bir olasılıkla T. Erdoğan ve M. İnce) HDP’ye yaklaşımı ve söyleyecekleri HDP açısından çok daha önemli hale gelecektir.

Milletvekilliği seçimi açısından bakarsak; M. İnce’ye göre daha düşük oy alabileceği kesin olan CHP’nin de etkisiyle Millet İttifakı’nın mecliste çoğunluğu alamayacağı bir olasılıktır.

Görüldüğü gibi %10’u aşma konusunda toplumdan destek talep etme siyaseti her iki seçim açısından HDP’nin rolünü yeni pazarlıkların ve müzakerelerin yapılacağı bir konuma getirebilecektir. Bu durumda HDP açısından “Anahtar veya Kilit Parti” olgusu meyvalarını mislisiyle verecektir. AKP-MHP bloğunu iktidardan düşürmek niyetiyle HDP’ye emanet oy veren demokrasi cehpesi açısından ise ittifak partileri hiç bir şekilde “Anahtar veya Kilit” bir rol oynayamayacak bir pozisyona düşebilecektir.

Peki HDP’nin bu anahtar veya kilit rolü hangi olumsuz sonuçları ortaya çıkarabilir? Öngörülerimi belirteyim.

Önce en olumsuz olanını söylersek; ırkçı ve gerici milliyetçilerle girilen ittifaktan gerileyerek çıkan, hiç bir fayda elde etmemesi bir yana 16 yıllık iktidarını kaybedeceğini gören T. Erdoğan’ın iktidarını korumak üzere yeni bir manevraya ve U-dönüşüne başlayarak 2009 yılının Ağustos ayında başlattığı ve 2015 yılındaki seçimlerde terkettiği “Açılımı”ı yeniden masaya sürmesi, açık bir şekilde yeniden eksen değiştirerek kilit ve anahtar haline gelen HDP’nin ve/veya Kürt seçmenin desteğine talip olmasıdır. AKP artık bunu yapamaz diyenler açısından 16 yıllık süreç öğreticidir. ABD ile Ortadoğu’da girilen yeni ilişkiler ve dengeler yanında batıya verilebilecek yeni tavizler öngörüldüğünde içerde de yeni denge arayışlarına ve ittifaklara açık bir iklim yaratabilir.

HDP açısından bakıldığında eğer esas mesele “masada veya müzakerede verilecekler veya karşı taraftan alınacaklar” ise CHP ve İYİPARTİ ağırlıklı bir yönetim açısından AKP’nin “Açılım” paketinde öne sürdüğü bir çok başlığın HDP’ye sunulamayacağı, bu konuda açılım döneminin AKP’si kadar cömert olunamayacağı açıktır. Bunun varlık nedenleri ve siyasal programları açısından neden böyle olduğu konusu zaten HDP tarafından da önceden biliniyor. Bu durumda cumhurbaşkanlığı seçimindeki AKP-HDP işbirliği meclis açısından da bir pazarlık konusu olabilecektir. AKP ve %13’leri aşan HDP’nin mecliste de çoğunluğu sağlayabileceği kabul edilmektedir.

Fakat tüm bu olumsuz olasılıklara karşın beklentim bu sefer HDP’nin geçmişte AKP ile girilen iişkilerden farklı olarak Türkiye’nin bir çok meselesini demokrasi güçleriyle birlikte mecliste konuşma ve çözmekten yana davranacağı, AKP döneminin aşılması konusunda yapılacak her türlü meclis çalışmalarında da M. İnce’ye ve ittifaka destek olacağıdır.

Ortaya çıkabilecek diğer bir olasılık ta HDP’ye emanet verilecek oyların etkisiyle mecliste çoğunluğu alamayan ve ittifakın içinde açık ara liderlik yapamayacak bir oranda meclise gien CHP’nin etkisizliği karşısında AKP’nin yeni tavizler vererek İYİPARTİ ve SAADET ile (MHP’de buna katılır) birlikte düşünüldüğüne mecliste çoğunluğu sağlamasıdır. Bu işbirliği sayesinde M. İnce’ye karşı cumhurbaşkanlığını ikinci turda kazanacak olan T. Erdoğan’ın mevcut yönetim anlayışından önemli tavizler vererek iktdarını korumak isteyeceği, önemli tavizler koparacak olan İYİPARTİ ve SAADET PARTİSİ’nin de bu pazarlıklara girebileceği hayata geçebilecek bir olasılık olarak ta düşünülmelidir. Bu durumda M. İnce ile yaratılan siyasal yükselişin HDP’ye verilen emant oylarında etkisiyle milletvekilliiği seçimlerinde karşılık görememesi (1977’de Ecevit’in başarısına karşın hükümet olamaması) ve daha ılımlaştırılmış bir AKP liderliğindeTürkiye’nin yeniden milliyetçi, muhafazakar ve merkez sağ güçlerin (1976-1980 arasında AP-MHP-MSP tarafından kurulan Milliyetçi Cephe-MC hükümetlerine benzer) yönetimine girme olasılığıdır. Yükselen cumhuriyetçi, laik ve bağımsızlıkçı sol dalga karşısında sermaye ve emperyalizm açısından CHP’nin içide olmayacağı bu tip çözümler tarihimizde hep vardır.

Yukarıda da belirttiğim üzere HDP’nin milletvekilliği seçiminde %10 barajının aşılması konusunda kamuoyundan talep ettiği ve büyük oranda da destek gördüğü stratejisi ne kadar açık ve samimi olsa da cumhurbaşkanığı seçiminde M. İnce’ye destek çağrısı yapmayarak adeta seçimi ikinci tur öncesi ve sonrası farklı pazarlıklara açık hale getirmesi de o derece belirsizliklerle doludur ve bana göre de samimiyetsizdir. HDP açısından olumsuz olasılıkların olmadığı en net ve samimi strateji ilk turda M. İnce’ye koşulsuz destek açıklaması olurdu ama bu yapılmadığı için kamuoyu açısından HDP alacağı emanet oy desteği ile anahtar ve kilit bir parti konumuna gelmesi kaçınılmaz görünmektedir. Bu durumda seçim sonrası izleyeceği strateji şimdi daha da fazla belirleyici hale gelmektedir.

Bu değerlendimeleri HDP’ye olumsuz bir rol biçmek açısından değil, bu olasılıkları da bir kenara yazmak açısından yapıyorum. Sonuçta HDP açısından cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda M. İnce’ye destek verileceği şimdiden bilinmektedir. Fakat ben bu desteğin içeriğinin bile 24 Haziran’daki sonuçlara ve oranlara bakılarak yapılacağından eminim.

Bundan sonraki değerlendirmeleri 24 Haziran seçimleri sonucunda yapalım.

Dostlukla.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 4 YORUM
  1. KADİR DAĞHAN diyor ki:

    KATILMADIĞIM BİRKAÇ NOKTA OLMAKLA BERABER İYİ EMEK VERİLMİŞ BİR ANALİZ OLMUŞ. HDP İLE İLGİLİ KISIMLAR BÜYÜK ORANDA DOĞRULARI YANSITMIYOR. HER ŞEYDEN ÖNCE ANAYASAYA AYKIRI AMA DİYEREK BAŞLAYAN DOKUNULMAZLIK SÜRECİN VE BUNUN SONUCU OLARAK EŞBAŞKANLARININ HUKUKSUZ VE ADALETSİZ BİR ŞEKİLDE İÇERİDE TUTULMASI VE DAHA BİRÇOK OLAYI HİÇBİR HDP’Lİ UNUTMAZ. m. İNCE’YE İSE DAHA FARKLI VE OLUMLU BAKILIYOR. AMA İTTİFAKIN İÇİNDE BİLE ADAYLIK ÜZERİNDEN ANLAŞMA OLAMAMIŞKEN VE HER PARTİ KENDİ ADAYINI ÇIKARMIŞKEN HDP NİN KENDİ ADAYINI ÇIKMARMAYIP DİREK DESTEK VERMESİNİ BEKLEMEK HER ŞEYDEN ÖNCE AKLA UYGUN DEĞİLDİR. DİĞER YANDAN TABANDA YAZILI OLMAYAN BİR ANLAŞAMA VAR. HDP’NİN BARAJI AŞMASI İÇİN OY VERİLECEK OLMASI VE İKİNCİ TURDA M. İNCE’NİN DESTEKLENECEK OLMASI. ÖNEMLİ OLAN VE MUHAFAZA EDİLMESİ GEREKEN BU DURUMDUR. BUNUN DIŞINDA 25 HAZİRAN’A KADAR YENİ ANALİZLER YAPILMASA DAHA İYİ OLUR DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

  2. Gökhan Özgür diyor ki:

    Durum analizini biraz eksik yazmışsınız HDP nin özellikle batı akepeye giden kurt oylarını hedeflemesi gerekiyordu fakat iş onlara kalmadan otomatikman çözülmeye başlamış, bunu neden diyorum batı da bazı il ve ilçelerde ki bunlar çok fazla kendiliğinden şu algı oluşmuş vaziyette 1 İnce 1 Hdp özellikle CHP’li seçmenin %60 batıda oylarını bu şekil de kullanmayı düşünüyor hal böyle olunca bu durum batı akepeye kayan Kürt secmenide etkiliyor ve HDP ye odaklanmasını sağlıyor. Batı da büyük bir CHP seçmeni, bunun yanında akepeden kopmaya başlayan kurt seçmenin eğilimi 1 İnce 1 Hdp çizgisinde karar kılmış vaziyette diğer yanda MHP’li seçmen açıktan cumhur İttifakına tavır koymuyor fakat MHP’li seçmenin %40 da ise şu eğilim var 1 İnce 1 MHP durum bu şekil olursa HDP meclis için batıda çok ciddi oy alacak bu artık aleni bir şekilde konuşulmaya başlandı hatta şu pozisyona dahil gelmiş vaziyette bu gidişle HDP CHP ile kafa kafaya mecliste vekil çıkarabilir. Diğer bir konuya bakalım burada da İnce hem HDP, hem CHP, hem MHP seçmeninden ciddi oy alacak buda şunu gösteriyor İnce ilk turda bu işi kesip atabilir.

BİR YORUM YAZ