HARBİYE NAZIRLIĞINDAN GENEL KURMAY BAŞKANLIĞINA FEVZİ PAŞA (1876 – 1952)

Özgür Büyüksolak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 36 makalesi bulunuyor.

Milli Mücadelenin 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasıyla başlamışsa da bu mücadele bir ekip işi şeklinde gelişmiştir. Bu ekiple Milli Mücadele döneminin son evrelerine kadar bir sıkıntı yaşamazken (Karabekir hariç), Milli Mücadele’nin sonlarına doğru özellikle Mustafa Kemal’in saltanat ve hilafete karşı tavır alacağından çekinen meclis ve yakın çevresi ona sırtını dönmeye başlamışlardır. Fakat Atatürk’ün ömrünün sonuna kadar yanında olan bir kişi var ki adını hep duyarız ama hakkında ne kadar şey biliriz? Bu yazının konusu ilk Genelkurmay Başkanımız Mareşal Fevzi Çakmak’ın Milli Mücadele ve sonrasındaki rolü için hazırlanmıştır. Fevzi Paşa samimi bir Müslüman iyi bir asker ve devlet adamı olmasına ragman her nedense muhafazakar veya dindar kesimin onu pek sahiplenmediğini görmekteyiz. Bunun sebebi muhtemelen Fevzi Paşa’nın Atatürk’ün sürekli olarak yanında olması ve ona destek olmasıdır. Buna karşın 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin açılısının dualarla yapılmasını eleştirmesine ragmen, Mustafa Kemal’e karşı muhafazakar çıkışlar yapması, saltanat ve hilafete tamamen bağlı bulunması Karabekir’i, Atatürk’ün karşısına koyulacak bir figür haline getirmiştir. Karabekir başka bir yazının konusudur. Biz asıl konumuz olan Fevzi Paşa’ya dönelim ve hayatını, Milli Mücadeleye katkılarını ve sonrasını incelemeye başlayalım.

Fevzi Paşa 12 Ocak 1876’da İstanbul’da doğmuştur. Asıl adı Mustafa’dir. Rumeli Kavağı Mahalle Mektebinde ilköğrenimine başlamıştır. Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesinde ve Kuleli Askeri İdadisinde askerî eğitimine devam etti. 1893’te Harbiye Mektebine girdi. Bu arada dedesi Hacı Bekir Efendiden Arapça, Farsça ve fıkıh öğrendi.  Dedesi kendisine Fevzi mahlasını verdi. Erkan-I Harbiyeyi de bitirdikten sonra 1898’de Kurmay Yüzbaşı olarak orduya katıldı.

Balkanların en karışık döneminde orada bulundu. Başarıları sayesinde arkadaşlarından erken yükseldi. 1901’de Kolağası oldu, 1902’de Binbaşılığa yükseltildi. 1907’de 30 yaşındayken Miralay oldu. 1909’da rütbe tenzilatı gereği rütbesi tekrar binbaşılığa indirildiyse de 1908’de tekrar yarbaylığa yükseldi. 1908’de yönetime gelen İttihatçıların Metroviçe şube yönetimine seçildi. Ama politikadan hoşlanmadığı için İttihat ve Terakki Partisine daima uzak durdu. Balkan savaşlarında da çeşitli görevlerde bulunduktan sonra Ankara Redif Tümeni Kumandanlığına getirildi(2 Ağustos 1913). Arkasından da II. Tümen Kumandanlığına  getirildi(6 Kasım 1913). 24 Kasım 1913’te tekrar miralay rütbesine yükseltildi ve Ankara’da bulunan 5. Kolordu komutanlığına atandı (22 Aralık 1913). 2 Mart 1915’te mirliva rütbesine terfi etti ve kolordusuyla Çanakkale Muharebelerine katıldı. Kerevizdere ve Kanlıdere mevziilerini başarıyla savundu. Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal rahatsızlandığında Anafartalar Grup Komutanlığı vekaletini üstlendi(Aralık 1915). Düşman çekilinceye kadar burada vazifesi devam etti. Başarılarından dolayı çeşitli madalyalar ve nişanlarla ödüllendirildi. Çanakkale cephesinin kapanmasından sonra II. Kafkas kolordusu komutanlığına gönderildi(7 Eylül 1916). Ardından da Diyarbakırdaki II. Ordu kumandanlığına tayin edildi(5 Temmuz 1917). Bu esnada Rusların saldırını durdurarak Ruslar’ın güneye İskenderun ve Basra Köfrezine sarkmalarını engelledi. İngilizleri durdurmak için Mustafa Kemal’den boşalan 7. Ordu kumandanlığına getirildi(Ekim 1917. Filistin ve Şeria’da İngilizlere karşı kazandığı başarılar neticesinde ferik rütbesi verildi. Fakat çok geçmeden hastalandı ve yerine 7 Ağustos 1918’de Mustafa Kemal getirildi.

Beykozdaki evinde tedavi gördüğü sırada Mondros Mütarekesi imzalandı (30 Ekim 1918). 13 Kasımda İtilaf Donanması İstanbul’a geldi. Mütarekenin imzalanmasıyla istifa eden İzzet Paşa’nın yerine kabiyeti kuran Tevfik Paşa’nın Harbiye Nazırı Cevat Paşa(Çobanlı)’nın ısrarı üzerine Erkan-I Harbiye Umumiye Reisliğine getirildi(24 Aralık 1918). Filistin cephesindeki düşmanı General Allenby’nin İstanbul’a gelişinde Haydarpaşa’dan Fevzi Paşa’nın karşılaması istenmiş, fakat Fevzi Paşa “ben bunu yapamam” diyerek karşılamaya gitmemiştir. Fevzi Paşa’nın günlüklerine baktığımızda Mustafa Kemal Paşa’nın 28 Nisan’da 9. Ordu Müfettişi olduğunu kaydetmiştir. İşgallerin artması üzerine Anadolunun çeşitli yerlerinde Müdafyı Hukuk cemiyetleri kurulmaya başlanmıştı. Damat Ferit kabinesi ise 31 Mart 1919’da Anadolu ve Rumeli’ye iki nasihat heyeti gönderme kararı aldı. Bu heyetler memleketi dolaşarak halkı sükunete davet edeceklerdi. Rumeli için heyetinin reisi şehzade Cemaleddin Efendiydi. Heyetin içinde ise eski Harbiye Nazırı Cevat Paşa ve Erkan-I Harbiye Umumiye Reisi Fevzi Paşa vardı. Rumeli heyeti Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’da halkla temas edip 9 Mayıs 1919’da İstanbul’a geldiler. Bir görüşe göre Fevzi Paşa bu görevi şüphe çekmemek için kabul etmişti. Düşman Generalini karşılamaya gitmeyen Paşa’nın bu göreve gitmesi bu görüşü kuvvetlendirmektedir. Mustafa Kemal’in müfettişlik kararnamesi onun zamanında hazırlandı fakat o kararname hazırlandığı sırada Rumeli heyetiyle Trakyadaydı. Fevzi Paşa’nın Erkan-I Harbiye Umumiye Reisliğinden istifa edip, I. Ordu müfettişliğine atanması İzmir’in işgali dönemine rastlamıştır (14 Mayıs 1919). 15 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Harbiye Nezaretine vedalaşmak için geldi. Mustafa Kemal Paşa, Fevzi ve Cevat Paşalar beş madde üzerinde anlaştılar. O maddeler:

  • Zaten kararlaşmış olan ordu müfettişliğinin bir an önce teşkili ile ordunun emir ve kumandasının tanzimi
  • Mümkün olduğu kadar çok miktarda silah ve mühimmatın anadoluda toplanması ve itilaf devletlerine teslim edilmemesi
  • İstanbul hükümeti tamamenişgal kuvvetlerinin elinde esir olduğundan burada verilecek emirlerin icra edilmemesi için Anadolu’da bir milli irade vucuda getirilmesi
  • Milli galeyandan istifade olunarak Kuva-yı Milliye teşkili ve milli iradenin buna istinat ettirilmesi
  • Artık mutlak müdafaada kalınmayarak tecavüzkar düşmanlarımız üzerinde mukabil taarruza geçilmesi.

Mustafa Kemal zaten merkezden verilen emirleri yerine getirmeyeceğini ifade ettikten sonra üç paşa(Mustafa Kemal, Fevzi ve Cevat Paşalar) vatanın kurtuluşuna kadar çalışacaklarına yemin ettiler.

Daha sonrası bilindiği üzere Amasya Genelgesi yayınlanmış, Erzurum Kongresi toplanmış ve ardından Sivas’a geçilmiştir. Sivas Kongresini dağıtmak için tertiplenen Ali Galip olayından sonra Damat Ferit kabinesi istafa etmiş ve yerine Ali Rıza Paşa hükümeti kurulmuştur. Bu kabinenin Harbiye Nazırı Cemal Paşa idi. Ali Rıza Paşa 12 Ocak’ta Meclis-i Mebusanı topladı.  Ali Rıza Paşa hükümeti seçim kararı alınca Anadoludaki seçimleri denetleyip, şikayetleri dinlemek üzere Anadolu’ya bir nasıha heyeti gönderildi ve heyetin reisliğine de Fevzi Paşa getirildi. Fevzi Paşa Sivas’a geldiğinde Heyet-i Temsiliye ve komutanlar toplantı halindeydi. Anadolu turunda Mustafa Kemal Paşa ve Kazım Karabekir Paşa ile görüşen Fevzi Paşa İstanbul’a döndü ve raporunu sundu. Ali Rıza Paşa hükümeti İngilizlerin isteği üzerine Cemal ve Cevat Paşaları istifa ettirmiş ve Cemal Paşa yerine Harbiye Nezaretine Fevzi Paşa getirilmiştir. Kısa bir süre sonra Ali Rıza Paşa hükümeti de son bulmuş ve yeni kurulan Salih Paşa kabinesinde Fevzi Paşa Harbiye Nazırlığına getirilmiştir. Fevzi Paşa 16 Mart 1920’de İstanbul işgal edildiğinde Harbiye Nazırıydı. İstanbul’un resmen işgal haberini alınca da Anadolu’ya geçmiş 27 Nisan 1920’de Ankara’ya ulaşmıştır. Bundan sonraki süreçte Fevzi Paşa’yı Milli Mücadele’nin bir yüzü olarak göreceğiz. 27 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi oturumuna katılmış ve hatta Mustafa Kemal Paşa’nın isteğiyle de bir de konuşma yapmıştır. Bu konuşmasında İstanbul’un kötü durumundan ve İstanbul yönetiminin işbirlikçiliğinden bahsetmiş, böylece de meclis içinde İstanbul hükümetiyle uzlaşma taraftarı olan bazı vekiller için uzlaşma zeminini de ortadan kaldırmıştır. Fakat Fevzi Paşa İstanbul işgal edilmesine rağmen yaklaşık 15 gün de İstanbul’da Harbiye Nazırlığında kalmıştır. Bu da kendisinin bir hatası olarak değerlendirilmektedir. Bu 15 günlük süreç içerisinde Kuvay-I Milliye askerlerinin İngilizlere karşı harekete geçmesi üzerine İngilizler Harbiye Nezaretine geldiler. Fevzi Paşa’nın boğazına süngüyü dayayarak Anadolu’da İngilizlere karşı yapılan hareketlerin huzuru bozucu yönde olduğuna dair telgraf göndermesini sağladılar. Fevzi Paşa’nın tehdit altında çektiği telgraf kafa karışıklığı yarattı. Ali Fuat Paşa ise Fevzi Paşa’yı bu bağlamda yanlış değerlendirecek ve olumsuz bir porter ortaya koyacaktır. Fakat Mustafa Kemal Paşa’nın Fevzi Paşa’yı iyi karşıladığını ve onun Milli Mücadele’ye katılmasından memnun olduğunu görüyoruz.

Fevzi Paşa Ankara’ya gelince Kozan Mebusu olarak TBMM’ye katılacaktır. İstanbul yönetimi ise Fevzi Paşa’nın bu hareketine karşı onun divan-ı örfe verilerek cezalandırılmasını istemiştir. Dıvan-I Harb kararıyla ve padişah Vahdeddin’in onayıyla (30 Mayıs 1920) Fevzi Paşa’nın bütün malları haczedilmiş ve ailesi de evinden sokağa atılmıştır. 20 Ocak 1921 Teşkilat-I Esasiye kanunu kabul edilince İcra Vekilleri Heyeti yeniden oluşturuldu ve Fevzi Paşa Müdafa-yı Milliye vekilliği üzerinde kalacak şekilde İkinci İcra Vekilleri Heyeti Reisliğine seçildi. İsmet Paşa’nın cephede olmasından dolayı Genel Kurmay Başkan Vekilliğini üstlendi. II. İnönü Savaşı’nın ardından birinci ferikliğe yükseltildi (3 Nisan 1921). Sakarya Meydan Muharebesini Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ile birlikte yönetti. Ordunun İzmir’e girişine kadar ordunun yanındaydı. Mustafa Kemal’in önerisiyle TBMM tarafından müşirliğe (mereşal) yükseltildi. Son müşirimiz de Fevzi Paşa’dır.

Görüldüğü gibi Milli Mücadeleye sonradan katılmış da olsa büyük katkılar sağlamış olan Fevzi Paşa’nın, Mustafa Kemal Paşa ile arasında herhangi bir güven sorunu, çekememezlik gibi bir bunalım yaşamamıştır. Atatürk’ün ölümüne ve sonrası 12 Ocak 1944’e kadar kesintisiz bir şekilde Genel Kurmay Başkanlığını yürütmüştür. Siyasetten uzak kalmış, hatta Mustafa Kemalin ölümünden sonra Cumhurbaşkanının kim olacağı meselesinde İsmet Paşa’yı destekleyip desteklemeyeceği sorulduğunda tarafsız kalacağını ifade etmiştir. 12 Ocak 1944’te yaş haddinden emekliye ayrılmıştır. Fakat Fevzi Paşa emekli edilmeyi bir türlü içine sindiremedi ve Cumhuriyet Halk Fırkası yönetimine karşı tavır aldı. İlerleyen süreçte ise Demokrat Parti’den Millet Vekili adayı oldu. Buna karşılık Cumhuriyet Halk Fırkası ise Karabekir’i mebus yaparak Fevzi Paşa’ya karşı bir denge oluşturmaya çalıştı. Fevzi Paşa’nın düşüncesinin ne derece değiştiğini Niyazi Berkes anılarında başından geçen şu ifadeyle anlatmaktadır: “Erenköy’de Fevzi Paşa’nın köşkündeyim. Birdenbire kalemini masanın üzerine koyarak gerilmiş bir sesle bana döndü: Görüyorsun oğlum neyle uğraşıyoruz. Onların o altı okları yok mu? Onları birer birer kırıp g…tlerine sokacağım dedi. O denli şaşırmıştım ki. Emekliye ayrımış diye bu büyük adamın aklını oynattığına hükmettim.”

Fevzi Paşa 1946 seçimlerinde Demokrat Parti’den bağımsız İstanbul mebusu olarak seçildi. 12 Ağustos 1948’de DP’den ayrılıp, Millet Partisinin kurucuları içinde yer aldı. 10 Nisan 1952’de hayata gözlerini yumdu. Türk bayrağına sarılı tabutu Beyazıt Camiinden, Eyüp mezarlığına eller üzerinde götrüldü. 100 bin kişinin cenazeye katıldığı ifade edilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ