HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN DİLSİZ ŞEYTANDIR

Mesut Erdemir

Yazarın şu ana kadar yazılmış 112 makalesi bulunuyor.

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” Bu sözün İslami refansını bilmiyorum. Hadis midir bilmiyorum. Atasözü müdür bilmiyorum. Ama bildiğim tek şey var, bu söz bir hakikati haykırıyor. Bu söz vicdani bir duruşa, bir ayağa kalkmaya işaret ediyor.

Wittgenstein “Tractatus” adlı eserinde “Gerçeği bilebilir miyiz?” diye sorar. Kendisini bilen her ehli insanın bu soru karşısında teslim olup hayır bilemeyiz demekten başka bir çaresinin olmadığını düşünürüm. Gerçeği bilmek için bizlere gerçek diye yutturulanlar ise ayrı bir mesele. Eğer gerçek bilinemeyecek kadar metafizik bir alemde ise ” Gerçeği bilebilir miyiz?” sorusunu sormanın bir anlamı kalmamaktadır. Oysa bu dünyada gerçek olan o kadar çok şey var ki. Toplam gerçeği tekil düzeyde gözümüze batıra batıra anlatan o kadar çok tekil olay yaşanıyor ki. Bu tekil olaylardan bir tanesini yazımın sonunda paylaşacağım.

Gelelim yazımın başında paylaştığım ” Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. ” sözüne. İnternet ortamında küçük bir tarama yaptıktan sonra şu “bilgiye” ulaştım. Doğru mudur bilmiyorum.
“……Bu sözü, Kuşeyrî, Risalesinde (s.62) “Yeri geldiğinde konuşmak, en güzel bir haslet olduğu gibi, zamanında susmasını bilmek de erdemli insanların özelliğidir.” sözüne yer verdikten sonra, Üstaz Ebu Ali ed-Dekkak’dan da şunları duyduğunu kaydeder: “Hakkı söylemeyen / haksızlık karşısında suskun kalan şeytandır.”….

İbn Kayyim de el-Cevabu’l-vafî adlı aserinde (s.136) şu ifadelere yer vermiştir:“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.”

Halk arasında “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” ifadesi daha meşhurdur. Burada kelamı kibar bir ifadenin ötesinde ciddi bir isyan vardır.

Lafımı balla değil, acıyla bitireceğim. Hatırlar mısınız bilmem. Bundan kısa bir süre önce Samsun da açlıktan ölen Kübra bebeği hatırladınız mı? Havuz medyada bile bu açlıktan ölen Kübra bebeği görmemezlikten gelemedi.

Milliyet Gazetesi vicdanı oluk oluk kanatan bu olayı haber yapıyor. Yapılan haberin sonuna doğru gerçek uçtan uca kendini gösteriyor. Fakat olayın üstünü örtmek için bebeğin açlıktan ölmediğini ifade eden cümleleri acımasızca kullandılar. Meğerse olayın gerçeği Kübra bebek için raporun içinde kendini gösteriyor. Peki raporda hangi ifadeler geçiyor.

Rapordaki ifadeler şunlar: Kübra bebeğin ölmeden 25 gün önce hastaneye götürüldüğü ve ’malnutrisyon-kistik fibrozis’ (Beslenme yetersizliği) tanısı konulduğu ortaya çıktı. Küçük kıza yapılan ilk otopsi raporunda da midesinin boş olduğu açık bir ifade ile yazıldı. Bunun üzerine ailenin avukatı Yalçın Korkmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ve Maliye Hazinesi’ne 210 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. Avukat Korkmaz, “İş kazası geçirip sakat kalan babaya SGK gelir bağlamamış, devlet de sosyal görevlerini yerine getirmemiştir. Dolayısıyla baba çalışamadığı için Kübra bebek adım adım ölüme gitmiştir.” dedi.

Görülen şu ki tek bu olay bile insan olmaktan haya etmemiz için yeterlidir.

YAZARIN SON YAZILARI
KİM BUNLAR? - 27 Kasım 2017
ÖLÜM NEYİNİZ OLUR? - 15 Temmuz 2017
KAPIYI ÖRTMEK - 30 Ocak 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ