GÜLTEKİN YILDIZ İLE YENİÇERİ OCAĞI’NIN KALDIRILMASI ÜZERİNE RÖPORTAJ – II

Özgür Büyüksolak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 36 makalesi bulunuyor.

Yeniçeri Ocağının kaldırılması ile ilgili röportajımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

— Gerek Yeniçeriliğin gerek ise Bektaşiliğin kaldırılmasının meşru dayanağı ne olmuştur ?

— Bu kurumların kapatılmasının meşru dayanağı, bugünki parti kapatmayla benzerlik göstermektedir. Yeniçeriler için, bunların içinde hainler var, casuslar var, Rus ajanları var, içinde bir kısım sünnetsiz, hristiyan ajanları var gibi söylemler çıkıyor. Bunların aslı olup olmadığını ortaya koymak zor ama ben bunların siyasi bir gerekçe olarak kullanıldığını düşünüyorum. Ve nihayetinde de Sultan’a isyan ettiler. Sultan’a isyan etmenin hanefî-sunnî fıkhında bir karşılığı vardır. Bektaşilik ise gereksiz yere kapatılıyor. Çünkü, özellikle son dönemlerde Yeniçeri ve Bektaşi ilişkileri eskiye göre çok kuvvetli bir ilişki değildir. Bektaşiliğin kapatılmasının asıl sebebi, Bektaşilik tarzında bir İslam anlayışının daha sivil ve muhalefete zemin hazırlayacak bir yapıda olmasıdır. Tarikata ait mallar var, çiftlikler var ve tarikat kapatılınca bu çiftliklere el koyuluyor ve bunların bir kısmı da yeni kurulan ordunun finansmanında kullanılıyor.

II. Mahmud döneminde yapılan askerî dönüştürmenin ve orduya hakim olma düşüncesinin günümüze gelene değişmesi nasıl değerlendirilebilir ?

— Şöyle ki; II. Mahmud’un yapmak istediği kendisine tâbi bir ordu oluşturmaktı. Bu isteği takiben 1836’da bir Mekteb-i Harbiye kurdu. İlk başta kendi kölelerini -Hüsrev Paşa gibi- zabir kadrolarına yerleştiriyolardı. Mekteb-i Harbiye’den sonra da mektepli zabitleri komuta kademelerine getirmeye başladılar. İlerleyen süreçte de ki Sultan Mahmud bunu göremedi. Bu mektepli zabit kadrosu kendi grup şuurlarını kazandılar ve Devlet’i kurtaracak kişinin Sultan değil, kendilerinin olduğunu düşünmeye başladılar. Gerçek anlamda 19.yy’da Sultan Abdülaziz’e ilk askerî darbeyi yapan Hüseyin Avni Paşa, ilk mektepli Seraskerdir. O zamana kadar hep alay kökenli Seraskerler vardı.

— II. Mahmud’un bu tasfiye hareketine muhalif olan var taraftar olan var. Bu muhalifler içerisinden de eski düzeni isteyenlerin herhangi bir teşebbüsü olmuş mudur ?

Onların açık bir teşebbüsü olmamakla beraber sürekli olarak ilk on senede özellikle 1828-29 Osmanlı – Rus savaşından sonra Yeniçerilik tekrar geliyor diye bir söylenti ortaya çıkıyor.Hatta bir yabancı gözlemci buna “Yeniçerilerin Ruhu” diyor. Serasker Hüsrev Paşa da bundan çok korkuyor. Osmanlı Devleti savaşı kaybedince yapının çöküp Yeniçerilerin gelebileceği korkusu ortaya çıkıyor ve İstanbul’da tekrar bir takibat yaptırılıyor. 30-40 kişi o bu takibat neticesinde öldürülüyor. Keza taşrada özellikle Bosna’da birkaç defa isyan teşebbüsü oluyor. Zaten Bosna’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması Bosna bir uç bölgesi olduğu için ve Yeniçeriliğin, bölgenin yerel unsurlarıyla çok daha fazla ittifak etmiş olduğu için çok uzun sürmüştür. Dolayısıyla bazı yerlerde merkezi devletin gücünü kaybettiği düşünüldüğü zamanlarda merkezi bölgelerde mesela Tokat’da Yeniçeri sancağı açan kimseler falan çıkıyor. Ama artık İstanbul’dan Yeniçerilik atıldığı için bu hareketler muvaffak olamıyor. 1826 Haziranı’ndan sonra sıkı bir takibat ve tasfiye ile Yeniçeri oldukları şüphelenilen kişiler ya sürülmüştür ya da sürüldükleri yerlerde katledilmişlerdir. Bu tasfiye sürecinin ne kadar sürdüğüne gelirsek, 1826’nın sonlarına kadar İstanbul’daki tasfiye sürüyor ama bütün ülkeyi düşünürsek -Bosna’daki isyanları- 1834-35’lere kadar sürüyor. Tabi bir kısım Yeniçerileriler, Asakir-i Mansure’ye de katılıyorlar biz yönetime sadık kişileriz görünüşüyle.

Yeniçerilerin kaldırılması Avrupa’da etki yaratmış mıdır ? Yaratmışsa bu ne şekilde olmuştur?
—  1826’daki elçilik raporlarına baktığımızda şöyle birşey çıkıyor ortaya: Türkiye’deki darbelerde her zaman bir yurtdışı desteği aranması durumu ve sonra askeriye de onlardan izin alır daha sonra da darbe yapılır. Yeniçeri isyanına bakıldığında ise tablo şudur: Çatışma başladığında elçilerin tarafsız kalması. İstanbul’da iç harb başladığında kimin kazanacağını bekliyorlar. Yeniçerilerin kaybettiği anlaşıldıktan sonra, İstanbul’daki İngiliz elçisi Canning ve Avusturya elçisi padişahı tebrik eder mahiyette gidip bir mektup veriyorlar. Yabancı gözlemciler açısından ise Yeniçerilerin kaldırılması, Devlet’in batılılaşması ya da medenileşmesi gibi algılanıyor. Çünkü Yeniçeriler, İslam’daki yabancı düşmanlığının en önde gelen savunucusudur. Yabancı gözlemcilerin dediğine göre, Yeniçerilerin hakim olduğu bölgelerde, mesela Pera’da “bir yabancının veya tüccarın buradan geçmesi çok zordu. İstanbul’un köpekleriyle beraber Yeniçeriler hep bize salrırırlardı”. Çünkü, Yeniçerilerin ticari menfaatleri de olduğu için, yabancıları çok sevmezlerdi. Yeniçeriliğin kaldırılmasının Avrupalilaşma yolunda bir kapı açtığı için yabancı gözlemciler de bu gelişmeleri iyi karşılamışlardır. Devletler açısından düşünürsek akıllarına gelen ilk şey, bu yeni kurulan düzen bizim lehimize olur mı olmaz mı ? Özellile 19. asırda İngiliz siyaseti başa kimin geçtiğiyle ilgilenmekten ziyade, başa gelen kişinin kendi lehlerine çalışıp çalışmayacaklarıyla ilgilenirler.

— Bu konuştuklarımızın çerçevesinde neden kitabınızın adı neden  “Neferin Adı Yok” dur?

Yeniçerilikten Asakir-i Mansure’ye geçiş yani düzenli orduya geçiş, savaşçının ortadan kalkıp, neferliğin ortaya çıkması demektir. Yani savaşçı bu işi  kökeni,mizacı,meşrebi uygun olduğu için yapan kişidir. Savaşçı için esas olan tarruzdur. Savaşçı isyankardır, yani her zaman emir dinlemez. Düzenli ordulardaki askerlik vazifesi ise, kesin hiyerarşik bir yapıdır ve daha çok emri uygulamaya dayanır. Düzenli ordularda kişiden savaşçı olmasından çok nefer olması beklenir. Yani belirli bir plan ve strateji çerçevesinde yukarıdan gelen emirleri uygulaması ön plandadır. Bugün de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dayandığı köken 1826’daki değişimdir. Bugünki kışlalara dediğimiz “Nizamiye” kelimesi de 1840’dan sonra Asakir-i Mansure’nin isminde yapılan değiliklikden yani Asakir-i Nizamiye’ye dönüştürülmesinden gelir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ