FELSEFİ BİR MEKTUP

Mesut Erdemir

Yazarın şu ana kadar yazılmış 121 makalesi bulunuyor.

Sevgili öğrencilerim,

Öğretmenlik hayatım boyunca sizlere felsefenin içinden seslenmeye çalıştım…Anlatılanları ne kadar benimsediniz ya da düşündünüz, bilemiyorum. Burada okuduklarınıza sizlerde eleştiriler yapabiliyorsanız  siz de bir filozof adayısınız demektir. Bence eleştiri yapmaktan hiç korkmamak gerekir. İşte size felsefe tarihinin içinden gelen bir destek: Aristoteles, Platon 61 yaşındayken onun akademisine katıldı. Onun hayattan kopuk felsefesini eleştirme cesaretini gösterebildi. O hayatın dışında değil, içinde olan bir felsefe tasarımına sahipti. Peki sizler böyle bir adım atma cesaretine ve bilincine sahip misiniz?

Biliyorsunuz yaşamın içinde bizleri ilgilendiren ya da dikkatimizi çeken en az bir şey vardır. Hırsızların dikkatini çalınacak eşyalar ve paralar çeker. Bilim insanlarının dikkati, bilimsel çalışmalar  üzerinedir. Ya sizin dikkatiniz? Aristoteles ise dikkatini yaşayan doğa üzerine yoğunlaştırmıştır. Oysa öğretmeni Platon içinde yaşadığı doğayla hiç ilgilenmemişti. Onun dikkatini daha çok idealar (fikirler) dünyası çekiyordu. Oluşturduğu kainat tasarımını ise yaşayandan uzak olan metafizik  bir dünya üzerine inşa etmişti. Ona göre, akmakta ve değişmekte olan yaşam bir yanılsama yaratıyordu ve bundan dolayı akmakta ve değişmekte olan şeyler hakikatin kendisi olamazdı. Hakikat başka bir yerde olmalıydı; o da eski dinlerin bir mirası olan öte dünya yani idealar dünyasıydı. Onun niyeti mağara olarak nitelendirdiği bu dünyadan çıkmak ve gerçeğin saf dünyasına varmaktı. İnsanı isebAşık Veysel’in dediği gibi iki kapılı han arasında gidip gelen bir varlık olarak görüyordu. “Nasıl olsa hedeste her şeyin aslını görüyordu insan. Ne gerek vardı gözleme, duyulara…” diyordu. Unutmamak gerekir ki bu anlayış daha sonra gözlemi ve deneyi reddeden Ortaçağ felsefesinin temel dayanağı olacaktı. Bu dönemde ise  her şeyin aslı nasıl olsa kutsal kitapta yazılı, bundan dolayı incelemeye, araştırmaya gerek yoktu, kutsal kitabın doğru biçimde okunması ve yorumlanması yeterlidir denilecekti. Bir atın ağzında kaç diş var sorusunun cevabını İncil’de arıyorlardı. Kimsenin aklına bir atın ağzını açıp dişlerini saymak gelmiyordu. Platon ve Ortaçağ düşünürlerinin duyulara, insan aklına ve etrafımızda gördüğümüz varlıklara sırt çevirdiğini söyleyebiliriz.

Peki Aristoteles ne yaptı? Hocasının söylediklerinin tam tersini yaptı: Gerçekçi bir biçimde etrafında gördüğü kelebekleri, çiçekleri, ağaçları vd. varlıkları inceledi. Oysa Platon’un ne kadar akılcı bir düşünür olduğunu düşünürsek düşünelim aklımızın eli ayağı olan duyuları dışarıda bırakmıştı. O ise düşünceleriyle hocasının fikirlerini dışarıda bırakabilme cesaretini gösterdi.

Aristoteles’in Platon’a göre bir artısı ve farklılığı vardı. Platon’un dinsel ve imgesel filozof tarafı ağır basarken şiir ve destan dilini kullanıyor ve doğanın incelenmesine ilgi duymuyordu. Aristoteles ise bilim insanı kimliğini öne çıkarıyordu. Felsefeyi ise bir güdülenme aracı olarak görüp, o gününe kadar yapılmamış doğa araştırmalarına imzasını atıyor ve daha çok ansiklopedist bir çalışma tarzını kullanıyordu. Bu çalışmalarıyla bilimsel dilin kurucusu ve bir çok bilimin öncüsü olmuştur diyebiliriz.
Peki felsefe düşünürümüze ( Aritoteles’e ) ne kazandırmıştır diye soracak olursak her halde bir çoğunuz karşı çıkma cesareti yanıtını verirsiniz.  Aristoteles’te öğretmeni olan Platon’un düşüncelerine karşı neden sorusunu soran bir düşünme tarzı geliştirmiş ve onu eleştirebilme cesaretini gösterebilmiştir. Gelin bu büyük düşünürün halefi olarak selefini hangi noktalarda eleştirmiş bunlara bakalım. Ne dersiniz?

Hadi gelin…Bu serüveni birlikte yaşayalım…
Hayali ve mizahi-tiyatral bir dille, onun ( Aristoteles’in), hocasına sorduğu ilk soru şu olmalı bence:
Aristoteles: Hocam…
Platon: Efendim “çekirge”…
Aristoteles: Size bir soru sorabilir miyim?
Platon: Sorabilirsin çekirge…
Aristoteles: Siz neyin peşindesiniz…
Platon: Ben mi?
Aristoteles: Evet siz…
Platon: Değişenin bağlandığı değişmez olanı bulmak istiyorum…
Aristoteles: Nasıl yani…
Platon: Bak evladım… Herakleitos amcanın dediği gibi “Her şey değişir.”
Aristoteles: Eeee….
Platon: Terbiyeli ol evladım..Ne o eeee?
Aristoteles: Özür dilerim…
Platon: Yani duyular dünyasının üstünde olan ama değişmeyen mükemmel fikirlere ulaşmak istiyorum. Üstelik bu fikirlerin doğada var olanlardan daha gerçek olduğuna inanıyorum… Öküzler olmadan önce öküz fikri vardı…
Aristoteles: Teessüf ederim hocam bana öküz mü diyorsunuz?
Platon: Hayır yavrucuğum… Beni iyi dinle…
Aristoteles: Dinliyorum hocam ..
Platon: Ne demiştik …
Aristoteles: “İlk önce öküz fikri vardı.” demiştiniz hocam …
Platon: Evet… İçinde bulunduğumuz dünyadaki tüm öküzler bu öküz fikrinin birer yansımasıdır.
Aristoteles: O zaman sizde gerçek değilsiniz, insan fikrinin bir yansımasısınız … Sizin fikirlerinizde sakın bir yansıma olmasın? Aslında siz burada her şeyi tersine çeviriyorsunuz.
Platon: Ne demek istiyorsun çekirge…
Aristoteles: Size göre öküz ideası olmadan öküzler olamaz..
Platon: Evet…
Aristoteles: Ben hiçbir öküzün ilelebet var olamayacağına, öküz biçiminin ise mutlak ve değişmez olduğuna inanmakla beraber, öküz fikrinin bir çok öküz gördükten sonra oluştuğuna inanıyorum … Yani biçimler şeylerin içindedir. Öküz fikri de bir çok öküz görmeden oluşamaz. Unutmayalım ki biçim ve öz, ruh ve beden birbirinden ayrılamaz olan parçalardır. Sizin için gerçeklik aklımızla düşündüğümüz şey iken,  benim için gerçeklik duyularımızla algıladığımız şeylerdir. Sizin için gerçek dünya idealar dünyası iken, benim için gerçek dünya doğanın ta kendisidir. Bana göre siz,  mistik bir dünya görüşüne sahipsiniz… Sakın ola ölüm korkusu sizi kalıcı ve değişmez olanın peşine düşürmesin? Siz insan aklını boş ve anlamsız olan biz gizemci bir görüşün peşine takıyorsunuz. Ben ise aklı o sizin gereksiz gördüğünüz duyuların yanına koyarak işlevsel hale getiriyorum. Bana göre, duyusuz yani görüsüz akıl boştur… Yani insanlar doğuştan geldiğini düşündüğünüz idealara sahip değillerdir…
Platon: Anlaşıldı çekirge… Unutma ki her filozof, gerçeği kendisinin bulduğunu zanneder…
Aristoteles: Her halde hocam… Ama unutmayın hocam ben gerçeği temsil etmiyorum, arıyorum. Onun var olması bana bağlı değildir. O bilinmek istediğinin bile farkında değildir.

Sevgili gençler bende bir felsefe öğretmeni olarak sizlerden bu düşünce tarihinin iki cesur filozofunu alkışlamanızı istiyorum….

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ