ENTRİKADA HÜRREM’E RAHMET OKUTAN VALİDE SULTAN: KÖSEM(MAHPEYKER) SULTAN

Özgür Büyüksolak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 36 makalesi bulunuyor.

Günümüzde tarih içerikli diziler revaçta olmakla beraber, entrikanın hüküm sürdüğü tarihi diziler daha revaçtadır. Özellikle saray kadınlarının entrikadaki yerleri ise yadsınamaz. Genelde saray entrikası ve kadın denilince aklı ilk gelen Hürrem Sultan’dır. Ama ona rahmet okutacak daha entrikacı bir Valide Sultan vardır: Kösem (Mahpeyker) Sultan. Son dönemlerde Kösem Sultan’I konu alan bir dizi çekildiğini görüyoruz. Yine magazinel tarih içerikli bir dizi daha geliyor gibi duruyor. Peki Hürrem’e bile rahmet okutacak kadar entrikacı dediğimiz Kösem Sultan kimdir? Yazımızda kısaca Kösem Sultan’ı anlatmaya çalışacağız.

Etnik kökeni ve hayatının ilk yılları tam olarak bilinmese de Bosna kökenli olduğu ve ortodoks bir papazın kızı olduğu şeklinde bir görüş ileri sürülmektedir. Haremde kendisine “Mahpeyker” ismi verilmiştir. “Kösem” ise daha çok lakap şeklinde kullanılmıştır. Bu lakabın kendisine tüysüz ve pürüzsüz bir cildi olduğu veya “koyun sürüsü önünde giden koç” manasına geldiği,  diğer hasekilerin önüne geçme çabası içerisinde olduğu için bu ismin kendisine yakıştırıldığı da  ileri sürülür.

Saraya ilk gelişinden itibaren Padişah I. Ahmet’in gözüne girmiş, bütün kadınların önüne geçmiştir. Özellikle Murat, Süleyman, İbrahim, Kasım, Ayşe ve Fatma’yı doğurarak haremin en kudretli kadını olmuştur. I. Ahmet’in ölümü üzerine eski saraya gönderilmiştir. 6 sene Eski Saray’da kalmıştır. Oğlu IV. Murat padişah olunca hususi bir törenle Topkapı Sarayı’na getirildi ve bir daha buradan Eski Saray’a gitmedi(1623). I. Ahmet’in eşi Handan Sultan ölünce de Harem’in ve hatta devletin bir numaralı ismi olmuştur. Devlet içerisinde en mühim rolü bu Valide Sultanlığı döneminde oynadı. Sultan IV. Murat 12 yaşındaydı, genç ve tecrübesiz bir şekilde tahta geçmişti. Bu yıllarda yeniçerilere cülus bahşişi dağıtılması problemi yanında Bağdat’ın elden çıkması. eyaletlerdeki itaatsizlikler. Abaza Mehmed Paşa’nın isyanı, Kazak eş­kıyasının boğaza kadar sokulması. Kırım’­ daki huzursuzlukların çözüme kavuşturulması gibi konularda devlet erkanıyla birlikte çalıştı. Sultan Murad da annesinin yanında devlet işlerini öğreniyor, idareyi devralmayı planlıyordu. Bu şekilde Kösem Sultan devletin idaresini 10 yıl elinde tuttuktan sonra, IV. Murat’ın idareyi ele almasıyla etkinliğini kaybetmeye başladı. Ama oğluna etkisi bir yandan da devam etti. IV. Murat ölünce yerine geçen I. İbrahim döneminde devlet idaresini tekrar eline aldı(1640). Burada önemli bir noktaya değinmek lazım. Osmanlı hanedanın dönüm noktası burada gerçekleşmiş, Kösem Sultan, bütün kardeşlerini boğduran IV. Murat’tan, İbrahim’i zar zor kurtarmıştır. Dolayısıyla Osmanlı hanedanının devamına vesile olmuştur. Gücünü devam ettirebilmek için Sultan İbrahim’in bir erkek çocuk sahibi olması gerekmekteydi. Bu yüzden Sultan İbrahim’e cariyeler takdim etti. İbrahim cariyelerle eğlenirken o da devleti istediği gibi yönetti. Sultan İbrahim artan ruhi sıkıntıları ve hasekilerin teşvikiyle annesini dinlemedi ve Kösem Sultan’ı saraydan uzaklaştırdı. Onu İskender Çelebi Bahçesi’nde oturmaya mecbur etti.  Hatta annesini Rodos’a sürgün etmeye bile kalktı.

Bu arada Kösem Sultan’ın IV. Murad’ın kızı Kaya Sultan’ı Silahdar Mustafa Paşa ile evlendirrnek istemesi, Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa ile arasının açılmasına sebep oldu. Çünkü Kara Mustafa Paşa. Silahdar Mustafa Paşa’yı rakip olarak görüyordu. Kemankeş’in hazinede yapmak istediği ısiahat bazı şikayetlere yol açmış ve kendisine yeni düşmanlar kazandırmıştı. Sadrazarnın yıpranması Kösem Sultan’ın işine geliyordu. Kemankeş’in sonunu hazırlayan bu hadiselerden sonra Sultan İbrahim’de samur ve amber merakı başladı. Kösem Sultan bu yüzden İbrahim’in musahibesi Şekerpare Hatun’u saraydan çıkarmak için büyük gayret sarfetti. Padişahın çılgınca talepleri gün geçtikçe artıyordu. Kösem dahi bunca yıllık tecrübesine rağmen hayatından endişeliydi. Devlet erkanı ve Yeniçeri Ocağı ileri gelenleri padişahın tahttan indirilmesinin zaruret haline geldiği hususunda fikir birliği içindeydi. Sadrazam Sofu Mehmed Paşa ve Şeyhülislam Abdürrahim Efendi gibi devlet adamları bu iş için valide sultanın rızasının alınması gerektiğini biliyorlardı. Gelişmeler üzerine saraya dönen Kösem Sultan’a bir heyet gönderilerek hal’ kararı kendisine tebliğ edildi. Kösem Sultan’ın rıza göstermesi üzerine başta şeyhülislam olmak üzere Karaçelebizade Abdülaziz Efendi, Hanefi Mehmed Efendi ve Muslihuddin Ağa ile diğer bazı devlet erkanından oluşan heyet saraya geldi. Bunlar güçlü deliller ileri sürerek Kösem Sultan’ı razı etmeye çalıştılar. Kösem Sultan önce rıza göstermeyip direndi. Ardından çaresiz kalmış gibi görünerek torunu  Mehmed’i hazırlamak üzere harekete geçti. Bir müddet sonra da torunuyla dönerek cülüs gerçekleş­ ti (8 Ağustos 1648). Bu hal’ ve cülusta Kösem Sultan’ın etkili bir rolü olduğunda devrin kaynakları birleşmektedir. Hatta Sultan İbrahim’in daha sonra kapatıldığı odasında boğdurulmasında onun parmağı olduğu da belirtilir.

Sultan İbrahim’in tahttan indirilip IV. Mehmet’in tahta çıkarılmasından sonra da Kösem Sultan yeniçeri ocağına dayanarak devlet işlerine müdahaleyi sürdürdü. Çünkü tahta geçtiğinde Mehmet henüz 7 yaşındaydı. “Valide-I Muazzama” olarak kendisine herkes saygı gösteriyordu. Kösem Sultan hala devleti istediği gibi idare ediyordu. Bu durum IV. Mehmet’in annesi Turhan Sultan’I çilede çıkarıyordu. Çünkü artık kendi oğlu tahta geçmişti ve Valide Sultanlık yetkileri kendisine devredilmeliydi. Ama Kösem Sultan tabiiki iktidarı kimseye devretmeye yanaşacak bir kişilik değildi. Bu duruma karşılık Kösem Sultan IV. Mehmet’I tahttan indirip yerine annesi saf bir kadın olan Süleyman’I tahta çıkarmayı düşündü. Bunu bir cariye Turhan Sultan’a haber verdi. Turhan Sultan böylece Kösem Sultan’dan önce harekete geçerek enderun ağaları vasıtasıyla kayınvalidesini boğdurdu(1651). Kösem Sultan’ın cenazesi kocası I. Ahmet’in Sultanahmetteki türbesine gömüldü. Bundan sonra “Valide-i Şehide” ve “Valide-i Maktule” diye anılmaya başlandı.

Bütün bu faaliyetleri yanında hayratları da mevcuttur: 1640 yılında yaptırdığı Üsküdar Çinili Camii yanındaki mektep, dar-ül hadis, sebil, Anadolu Kavağında Valde Medresesi Mescitleri ve çeşmesini, Valde Han’ı Mescidini,  Çakmakçılar Yokuşundaki meşhur Valde Han’ı yaptırmıştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ