ÇANAKKALE SAVAŞLARI VE KOMUTANLARI

ASIM ÖCAL

Yazarın şu ana kadar yazılmış 47 makalesi bulunuyor.

Çanakkale savaşının geçtiği bölgeyi üs olarak seçen irticacı rehberlerin Çanakkale Savaşı’nın gerçek yüzünü gizleyerek, Atatürk’ün adını anmadan, hurafeler anlattığı ve kara çarşaflıların katıldığı turların, Cumhuriyet karşıtı, gerici bir propagandaya dönüştüğü ile ilgili haberlerin gazetelere yansıması üzerine o dönemle ilgili kaynaklara tekrar bir göz atma ihtiyacı hissettim. Zaman, zaman içim burkularak, o destansı kahramanlıkları ikinci plana iten, her şeyde olduğu gibi bu savaşta da kendi ideolojileri doğrultusunda yorumlar üreten bu zihniyet Kıbrıs savaşını da Urfa’daki gölün balıklarıyla kazanmışlardı. Bir savaşı bu kadar basite indirirsen savaştan elde ettiğin kazanımlardan da çok kolay vazgeçebilirsin. Tıpkı şimdi Kıbrıs’ı, ege denizini sattıkları gibi.

Olayları sadece iman gücüyle açıklamaya kalkarsan adama sorarlar. Amerikalı Bush’un imanı Afganlılardan, Iraklılardan daha mı sağlamdı.

Kafası sarıklı şeytan sakallı, kara çarşaflı bu zihniyetin söylediklerinin aksine Çanakkale Savaşlarına bir İngiliz Lord’unun gözüyle bakarsak şunları görüyoruz;

‘ Mustafa Kemal, Gelibolu bölgesini, balkan savaşı sırasında Bulgarlara karşı yürütmüş olduğu harekattan tanıyordu. O zaman yarımadanın savunulmasına dair kesin görüşler edinmişti. Bunlar öteki kurmayların düşünceleriyle çelişiyordu. Onlar kıyıda yeterli bir tel örgü tahkimatı yapmakla düşman çıkarmasının önlenebileceğini, Mustafa Kemal tersine denizden topçu ateşi ile desteklenen herhangi bir düşmanın karaya çıkabileceğini ve savunmanın görevinin bundan sonra içerdeki mevzilerinden hareketle düşmanı püskürtmekten ibaret olduğunu ileri sürüyordu. Ama asıl sorun, düşmanın nereden çıkarma yapacağını kestirmekti. Mustafa Kemal bunun iki belli başlı noktadan yapılacağına inanmıştı. Birincisi, Seddülbahir, ikincisi de batı kıyısındaki Kabatepe.

Ancak ordulara kumanda eden Alman Liman Van Sanders’in tahminleri bambaşkaydı. Onun düşüncesinde çıkarma iki noktadan yapılabilirdi. Biri Çanakkale Boğazı’nın Asya kıyıları ki elindeki tümenlerin ikisini bu düşünceyle Truva dolaylarına gönderdi; biri de kuzeydeki dar Bolayır geçidi ki buraya da iki tümen ayırdı.

25 Nisan sabahı düşman kuvvetleri Mustafa Kemalin önceden tahmin etmiş olduğu iki kumluğa çıkarma yapmaya başladılar. Aynı zamanda iki oyalama manevrasına da girişildi. Fransızlar Asya Yakasına baskın yaparken, Kraliyet Bahriye Tümeni de Bolayır’da bir gösteriye kalkışıyordu. Van Sanders, bu ikinci oyalama manevrasına kandı. İtilaf devletleri kuvvetlerinin yarımadayı en dar yerinden keserek ordusunu çevirmek istediklerini sandı. Bu yüzden tümenlerden birini kuzeye, Bolayır’a gönderdi. Kendi de maiyeti ile birlikte oraya gitti. Böylelikle kuvvetlerini asıl savaş yerlerinden uzaklaştırmış oldu. Beri yandan Mustafa Kemal o sabah Boğalıda deniz toplarının sesi ile uyandığı zaman kendisini savaşın tam ağır noktasında buldu. Top sesleri Sarıbayır sırtlarının ardından geliyordu. Mustafa Kemal hemen durumun keşfi için doğu sırtından yukarıya, kuzeydeki Kocaçimen Tepeye doğru bir süvari bölüğü gönderdi. Az sonra dağın batı bayırından yukarı, güneydeki Conkbayırı zirvesine doğru küçük bir düşman kuvvetinin ilerlemekte olduğuna dair bir rapor aldı.

Mustafa Kemal hemen durumu kavramıştı. Bu gelen küçük bir düşman kuvveti falan değildi. Büyük çapta bir düşman saldırısı karşısındaydılar. Mustafa Kemal, Sarıbayır sırtlarının ve özellikle Conkbayırı tepesinin şimdi bütün Türk savunmasının kilit noktasını teşkil ettiğini anladı. Düşman burayı ele geçirirse, yarımadanın her tarafına hakim olmuş sayılırdı. Derhal sorumluluğu üzerine alarak tümen komutanlığı YETKİSİNİ AŞAN bir emir verdi. Alayların en iyisi olan 57.Alay bir dağ bataryası ile birlikte Kocaçimen Tepeye gidecekti.

Mustafa Kemal cüretli bir karar vermişti. Düşmanın kuvveti üzerinde açık bir bilgisi bile yokken asıl saldırı karşısında bulunduklarını ancak içgüdüsü ile anlayarak Van Sanders’in yedek ordusunun büyük kısmını savaşa sokmuştu. Yanılsaydı düşman karşısında yalnızca tek bir Türk Alayı bulacaktı. Ama yanılmamıştı. Kendine olan sonsuz güveni ile de yanılmadığını biliyordu……

Düşman birliklerini güçlendirdikten sonra, yeniden saldırıya geçmek niyetinde olduğunu belli etmişti. Mustafa Kemal saldırının bu sefer de Sarıbayıra yöneltileceğini iyi biliyordu. Bu yerin önemine daha öncede inanmış ve haklı çıkmıştı. Hala da inanıyordu.

Esat Paşayı buna inandırmaya çalıştı ama başaramadı. Esat Paşa Mustafa Kemale düşman nereden gelebilir diye sorduğunda Mustafa Kemal eliyle, Arıburnu yönünden Suğlaya kadar uzanan kıyıları işaret ederk, ‘buradan’ diye cevap verdi. Paşa ‘pekala’ dedi. Buradan geldiğini farz edelim. Sonra nasıl ilerleyecek? Kemal yine Arıburnunu gösterdi ve Kocaçimene doğru geniş bir yarım yuvarlak işte böyle ilerler, dedi.

Paşa gülümseyerek onun omzunu sıvazladı. Merak etmeyin beyefendi bunu yapamazlar.

Mustafa Kemal tartışmayı uzatmanın bir işe yaramayacağını görerek ‘inşallah’ dedi. Umarım ki siz haklı çıkarsınız.

Seferin başından beri ikinci olarak Mustafa Kemalin görüşü doğru, üstlerinin ki de yanlış çıktı. 6 Ağustosta düşman tam Esat Paşaya söylemiş olduğu çizgi üzerinden saldırıya geçti.

Avustralyalılar Mustafa Kemalin savunma mevzilerinin Türklerin en kuvvetli hattı olduğunu bile bile saldırıya geçtiler. Yürekli, ama tecrübesiz olan Avustralyalılar Mustafa Kemalin uyanık ve hazırlıklı erlerinin üzerine intihar derecesinde dalga dalga atılarak eriyip gittiler.

Karargaha gelen haberler ortada belli başlı bir komuta bulunmadığını apaçık belli ediyordu…. Şaşkına dönmüş bir subay şunu bildiriyordu: Şafakla beraber bir takım askerlerin, şahin sırttan Conkbayırına doğru çekildikleri görüldü. Şimdi Conkbayırında siper kazıyorlar. Ancak bu askerlerin düşman mı yoksa bizimkiler mi olduğu bilinmiyor.

Bu arada Nuri adında bir alay komutanı ( sonradan Mustafa Kemalin yaveri olacaktır.) grup karargahından telefon açtı. Dediğine göre gurup komutanı ona Conkbayırına yürüyüp oradaki düşmana saldırmasını emretmişti. Nuri Conkbayırında ki birlikler ve komuta hakkında bilgi istemiş ama komutan ve kurmay başkanı bilgi verecek durumda değillerdi. Şimdi, Nuri Mustafa Kemale ‘ lütfen durum hakkında beni aydınlatınız’ diye yalvarıyordu. ‘ortada komuta denen bir şey yok’ Mustafa Kemal ona hemen conkbayıra yürümesini emretti ve KOMUTANI OLAYLAR TAYİN EDECEKTİR diye ekledi.

Çok geçmeden durum daha da gerginleşti. Anafartalar gurubu komutanı albay Fevzi bey, van Sanders in istediği takviye kuvvetleri ile birlikte Bolayırdan gelmişti. Mustafa Kemal ona hemen bir mesaj göndererek kendisinden milletin selameti adına, Conkbayırındaki nazik duruma Van Senders in dikkatini çekmesini istedi. Az sonra kurmay başkanı, Van Senders’in  adına kendisine telefon ederek durum üzerinde görüşünü sordu. Mustafa Kemal düşüncesini kesin bir dille bildirdi.Düşman genel bir saldırıya geçmişti. Yaptığı çıkarmalar sonucu çok üstün bir durumdaydı. Bütün dağ dizisinin elden gitmesini istemiyorsa, hemen harekete geçmek gerekirdi.

Buna karşı ne düşündüğü sorulduğunda ‘ birleşik bir komuta’ diye cevap verdi. Sonra daha da ileri giderek, ‘ tek çare, bütün birlikleri benim emrime vermektir’ dedi.

Kurmay başkanı biraz alayla, çok gelmez mi? Diye sordu. Mustafa Kemal ‘ AZ GELİR’ diye cevap verdi.

Sizler de AZ GELİRSİNİZ örümcek kafalılar AZ

 

                                                                                           ASIM ÖCAL

 

 

YAZARIN SON YAZILARI
KORKAKSINIZ - 7 Ekim 2017
DOLANDIRICILIĞA DİKKAT - 6 Temmuz 2017
CUMHURİYET YIKILDI - 22 Nisan 2017
BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU - 4 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ