ALMAN HARİBO SÜZME BİR…

ALMAN HARİBO SÜZME BİR…

Başlıktaki nokta nokta (….) şeklinde bıraktığım boşluğu istediğiniz biçimde doldurabilirsiniz. Çünkü o boşluğa yazılacak yeterince süzme……var. Ha bu arada yazımı da  uzun tutmayacağım.  Sebebini izah edeyim:

Bugün Aydınlık Gazetesi’nin sürmanşettinde ” Sevimli Ayıcık İşçi Düşmanı Çıktı” diye bir haber okudum. Gözüme çarpan ilk cümle ” günde 16 saat çalıştırılan işçilerin tuvalete dahi gitmelerinin bile yasaklandığı” idi. Nasıl olur diye düşünmeye başladım. Kendi kendime olamaz diye söylenmeye başladım. Anayasada angaryanın yasaklandığını, bu ülkede işçi haklarının olduğunu bir tarafa bıraktım. Sendikaların işçileri nasıl sattığını, sarı ya da kırmızı olduklarını unuttum. Ellerimi, ayaklarımı unuttum. Gözlerimi unuttum, vicdanını nereye koyacağımı  unuttum. Kızımın geleceğini unuttum. Öğrencilerimin gelecek korkusunu unuttum. Aklıma özel eğitim kurumlarında köle gibi çalıştırılan ve her türlü özlük haklardan yoksun arkadaşlarım geldi ama onları da unuttum. Aslında insan olmanın bütün gerekliliklerini unuttum. Ama haberde  gözüme takılan çığlık, bana hiç  yabancı gelmedi. Bu olaya benzer yüzlerce vakaya şahit olduğumuz halde sustuğumuz bir gerçek. Yüzünüzü çevirmeyin öyle olduğunuzu bir an hatırlayın. Utandığınızı göreceksiniz.   Bu bahsi daha sonra açmak istiyorum. Daha önceki bir yazımda Aydınlık Gazetesi’nin sürmanşetinde yer alan  dersane parası biriktirmek için Van’dan gelen ve İstanbul’da Torunlar İnşaat’ın binasından düşerek ölen Erdoğan Polat’tan sözetmiştim. “Bu konuyla ilgili olarak sizlere beni yürekten yaralayan daha bir çok örnek verebilirim. Ama bir tanesini anlatmadan geçemeyeceğim.  Malumunuz  Erdoğan Polat’ın ölümüne bilerek ve isteyerek sebep olan  inşaat şirketi, yaşanan bu ölüm olayının basında yer almaması için gazetelere yüksek paralarla reklam verme gibi ahlaksız bir teklifte bulunmuştu. Şimdi düşünüyorum da ne zamandan beri insanlığın vicdanı bükülmeye başladı? Epiktetos’ un ayağını bükerek kıran efendinin vicdanı acaba  bükülmüş müydü? Filozof,  yaşadığı bu olay karşısında ince ince düşünülmüş bir yaşamda kalma taktiği uygularken bizler neden Nurettin Topçu’nun dediği gibi bir isyan ahlakı eylemi başlatmıyoruz? ” demiştim. Bir isyan ahlakı başlatmak için insan olduğumuzu hatırlamamız yetmiyor. İnsan olmanın ortak paydasında buluştuğumuzu hatırlamamızda yetmez, bizatihi paydaş olmamız ve insanlık adına yola düşmemiz gerekiyor. Aydınlık Gazetesi’nin haberinin içeriğine baktığımızda insanlık değerlerinin paydaşı olmanın ne kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz. Asıl savaşın ve işgalin insanlık paydasında gerçekleştiğini görüyorsunuz.

hariboda_grev_4_yil_sonra_fiilen_uygulamada_h84016_ea98b
Gelelim haberin içeriğine…

Fabrikada çalışan bir işçinin söylediklerini okuyalım:
*sürekli psikolojik baskı altındayız…
*üretimi artırmak için yöneticiler “hadi…hadi” diyerek baskı yapıyorlar…
*eskiden beş kişinin çalıştığı makinalarda şimdi üç kişi çalışıyor adeta iş kazalarına davetiye çıkarıyorlar…
*işe yeni başlayanlar, iş yükünün ağır olmasından dolayı üç gün içinde işi bırakıyorlar…
*tuvalet ihtiyacımızı  karşılamak iştediğimizde yerinize birini koymadan gitmeyin diyorlar, yerinize birini bulamadığınız taktirde daha sonra tuvalete gidersiniz diyorlar…

Birileri için
İnsanca yaşamak
O kadar zor ki…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ