16 Mayıs 1919-Manisa

Murat Kavak

Yazarın şu ana kadar yazılmış 56 makalesi bulunuyor.

 

 

Bir manga askerin arasında öldürülesiye dövülen kişi Manisa Müftüsü Alim Bey’dir. Şehri yeni işgal etmiş,ege topraklarında ilerlemenin sarhoşluğunu yaşayan Yunan askeri,Osmanlıya karşı yüz yıllardır yaşadıkları ezikliğin hıncını çıkartmak için salyalarını akıtmaktadır. Manisa’ya girdikleri ilk günde kendilerine işgal etmek istedikleri cami önününde direnen Müftü Alim Beyi öldüresiye döven Yunan askerlerini,Manisa halkı, hiç bir şey yapamamanın,içten edilen kurtuluş dualarının eşliğinde,çaresizliğin girdabının kıyısında izlemektedir.El ayak bağlanmış,ağızlar suskundur.Manisa’ya bahar felaketle gelmiştir.Düşman çizmeleri bereketli Ege topraklarını ezmektetedir.

Bir başka işgalci asker grubu kendilerine direnen belediye zabitini bacaklarından bağlayıp kent meydanında asmaları üzerine Manisa’da işgalci Yunan’nın niyeti iyiden iyiye belli olmuştur.En acısı da yüzyıllardır Ege’de Türklerle barış içinde yaşayan yerli Rum halkın taraf değiştirmesidir.Manisa halkı endişe solumaktadır.

Baharın çoşkusuyla uyanan yeşil çimenler yüzyıllardır ilk kez namahrem çizmelerle ezilirken,kent halkı içten içe canının derdine düşmüştür.Dünya harbinin yetim bıraktığı çocukları kıt kanaat doyuran kentte yavaş yavaş göç sözcüğü fısıldanmaktadır.İlk hedef Salihli’ye gitmek yeni yeni filizlenen Kuva-i Milliyecilere katılmak ırz ve namusu Yunandan kurtarmaktır.O gece ilk kafile gizlice yollara düşer.Salihli Anadolu’nun içlerine doğru olan yolculuğun ilk durağıdır.

Bir asır önce,ülkede gündem işte buydu. Ege İşgal edilmiş,memleketin din adamları Yunan askerleri tarafından meydan dayağıyla öldürülesiye dövülüyor,kamu çalışanları bacaklarından meydanlarda ağaçlara asılıyordu.Kadınların ırz namusu,çocukların hayatı tehlikedeydi.98 yıl önce memlekette dedelerimizin gündemi buydu.

2017 yılında gelen bahardan çok farklı bir bahar yaşandı o günlerde. Anadolu’nun bahar yağmurları her türlü merhamet duygusundan yoksun,savaş hukukundan habersiz kafaları koruyan Yunan Miğferlerine düştü.Korku,endişe kol gezdi.Ta ki o günlerde Karadeniz’de bir vapurun güvertesinden güneşin doğuşunu izleyen mavi gözlü “Sarışın Kurdun” destanı Dokuz Eylül’de İzmir’de zaferle sonuçlanıncaya kadar.

Tarihi,kitaplara düşmüş harflere indirgediğimiz,o günleri hissedip tekrar yaşamadığımız,geçmişimizle gönül bağı kurmadığımız,onları anmadığımız zaman asla anlayamayız. KPSS ye çalışan memur adaylarının veya lise de sınava hazırlanan bir gencin diploma veya maaşlı bir memuriyet için bilmesi gereken bir şey değildir bir ülkenin tarihi.İleride hikaye olup dizi filmlere malzeme olmak için yaşanmamıştır bunca çile ve acı.Yurdun en güzel yerleri,sahilleri,ormanları,yabancı kapitalistlere satılsın diye dökülmemiştir bunca kan…

Tarihimizle aramızda gönül bağı kurmalıyız.

Onlar yabancı değil,bizim dedelerimizdir.Anılmayı hak eden yiğitlerdir onlar.

Tarihi unuttukça kendimizi unutuyoruz. Kim olduğumuzu fark etmiyor,hafızamızı kaybettiğimiz için kendimizi tanıyamıyoruz.

Tarihi,tarih kitaplarının sayfalarından alıp kendi kendini tanımladıkları kimliğin, yapı taşı haline getirmedikçe gafetten hiç bir toplum kurtulamaz.

 

 

MK

YAZARIN SON YAZILARI
Hayret - 21 Ekim 2017
Toprağa Benzer Kalbimiz - 20 Ağustos 2017
Arayış Teodise - 30 Haziran 2017
16 Mayıs 1919-Manisa - 26 Mayıs 2017
Persona Koleksiyonu - 19 Nisan 2017
HAKİKATE KÖR OLMAK - 1 Nisan 2017
Mirasyediler Derneği - 10 Mart 2017
Dike,Themis ve Nomos. - 25 Şubat 2017
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ